İlk On birmiş gibi davranmak

A plus dergisinde üçüncü röportajımızı tamamladık sırası ile İlhami Günsel ile Adana’nın tanıtımını, Haluk Uygur ile kültür hayatını ve son olarak bu sayıda okuyacağınız Behçet Homurlu ile tarımı konuştuk.

Sorularımız sabit herkese aynı soruları soruyorum. Bildikleri uzman oldukları yerden soruyorum. Soruları da önceden veriyorum. Sizin sektörün en önemli kurumları kimler? Başkanları ne sıklıkla görüşüyorlar? Birlikte ortak akılla hazırlanmış yürütükleri bir program var mıdır? Varsa ne haldedir? Yoksa ne yapmalıyız?

İyi bir röportajın gerek şartları belli sorular iyi olmalı. Sorulara verilen cevaplarda gerçekleri yansıtıyorsa o zaman iyi bir iş ortaya çıkıyor. Röportajda tek el şaklamıyor, yani iki el lazım.

Ben peşinde olduğum bu soruların çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu sorunu ve bu soruna yol açan nedenleri çözmeden Adana’nın içinde bulunduğu kısır döngüyü aşamayacağını düşünüyorum.

Şehrin önemli sektörlerinin, tarımın, turizmin, tanıtımın, sağlık sektörünün önemli paydaşlarınca hazırlanmış bir planı programı yok .

Problemi yok sayarak çözmek çok sık kulandığımız bir yöntem ama bunu yapan kentler yerinde sayıyor. Yani başımızda kent dinamiklerini çok iyi kulanan örnek alabileceğimiz bir şehir var. Gaziantep. Hiç üşenmeyin Gazianteplilerin şehirlerinin markalaşması için yaptıkları çalışmayı anlatan bu kısa filmi seyredin.

https://www.youtube.com/watch?v=Hxrns6ds7lU

Bu işi yapması gereken oda başkanlarını gördüğünüz yerde Antepliler çok güzel bir çalışma yapmış bizde aynısını yapalım başkan diye talep edin.

İçinde bulunduğumuz durum da bu şehrin sektör paydaşları olan bibirine göbekten bağlı kurumlar birlikte iş yapma konusunda hevesli değiller. Geçmişteki başarısız Güçbirliği Vakfı deneyimi de hafızalar da taze duruyor. Büyük kurumları bir araya getirmekte güçlü bir lider gerekiyor. İçimizden lider çıkarmamak, çıkmaya niyetleneni taşlamak da gelenek haline gelmiş. Adanalının aralararında güçbirliği yapabileceğine dair inanç yok bence en kötüsüde bu ruh hali. Bir diğeri de paydaşlar arasında işbirliği güçbirliği varmış gibi davranmak bu şehre yapılmış en büyük kötülüklerden . Bu durduğumuz durak da iyi bir yer değil. Bizi ileri götürmeyecek. Peki ne yapalım ?

Önce bu durumda olduğumuzu önce kabul etmek lazım . Sonrasında neden yapamadığınızı? Nasıl yapabilirizi sorgulayan bir ‘’arama çalışması ‘’yapmalı.

Bu çalışmadan çıkan yol haritasını sonuçları da uygulamak lazım. En azından bunu bir sektörde yapıp diğerlerine örnek olmasını sağlayabiliriz . Gönlümden tarım geçiyor ama o çok zor biraz kolay olsun Turizm’den başlayalım .

 

Bu sayıda ayrıca Alimünif Yeğenağa ile Çukurova Elektirik hakkında konuştuk.

Adana’nın geçmişinde şehrin birlikte hareket ederek çok başarılı olmuş ama sonu hazin biten bir başarı öyküsü .

Çukurova elektirikten başka ortak akılla yapılmış başka başarılı işleri saymaya kalktığınızda birlikte çok az iş başardığımız ortaya çıkıyor.

Belediye ve odaların ortaklaşa yaptığı fuar alanı da bir kollektif proje idi.

Onu da Tuyap a emanet edip ilgilenmeyi bıraktık..

Son olarakta göz bebeğimiz Portakal Çiçeği Karnavalı.

Bu sene Karnaval her gün gelen şehit haberleri ve terör korkusu ile daha sakin bir şekilde geçti. Tek önceliğimiz kazasız belasız bitmesiydi. Öyle de oldu.

Portakal çiçeği karnavalı bu şehrin uyuyan potansiyellerinin doğru dokunuşlar ile nasıl da şaha kalkabileceğinin çok güzel bir göstergesi oldu.

Kemal Erdoğan