Ne zaman böyle boş bir sokaktan geçsem durur dinlerim.
Çünkü sesler ve kokular yok olmazlar.
Asılı kalmıştır öylece.
Çocukların neşeli seslerini, soykası batasıcalar artık eve gelin diyen annelerin öfkeli seslerini, babaların otoriter seslerini, yuvarlanan bir topun, birbirine çarpan gullelerin seslerini dinlerim.
Ve kokular duyarım.
Eşkili bamyanın kokusunu, üzerine yağ yakılmış mahlutanın kokusunu, mercimekli bulgur pilavının kokusunu, balcanın, banaduranın mis gibi kokusunu duyarım.
Yoldan gecerken gördüm onları.
Dönüşte fotoğraflarını çekerim diye düşünmüşdüm.
Hasibe teyzeyle, Cemile teyze acılı kahvelerini yudumlarken koyu bir sohbetin içindeydiler.
Ama dönüşte göremedim onları.
Sandalyeleri öylece duruyordu.

Hasibe Teyze: 78 yaşında. Efkaf’dan mütekait bey’ini geçen yıl kaybetti. Yalnız yaşıyor. Iki oğlundan dört torunu var. Ama çok hayırsız çıktılar. Gelip gitmiyorlar. Oysa ki ne kadar çok seviyor onları.

Cemile Teyze: 79 yaşında. Sanayide tornacılık yapmış eşini on yıl önce kötü hastalıktan kaybetti. Eşinden ayrılan kızı ve onun oğluyla birlikte yaşıyor. Kocasından kalan bağ-kur maaşıyla kıt kanaat geçiniyorlar.
————————————————————
Adana / Mayıs 2016
Aydın Sihay