Babam her zaman bana duygularını, yaşadıklarını, düşüncelerini içten, gerçekçi ve kendine has uslubu ile öyle sıcak anlatırdı ki, O’nu zevkle dinlerdim. Çok yalın ve etkileyici bir dille konuşurdu. ‘Bir gün çok iyi yerlere geleceksin inanıyorum, ama şu sözleri hiç unutmayacaksın.’Derdi.

Hayat yokuşunu tırmanırken rastladığın insanlara iyi davranacaksın; inişte yine onlara rastlayacaksın ve sana lazım olacak.

Kulağımda bir küpe gibi taşıdım yıllarca. Ne kadar güzel bir söz! Dediği gibi de yaptım. Bende kendi çocuklarıma babamdan öğrendiğim gibi anlattım. Onlarda benim gibi anlayarak dinlediler ve uyguladılar. Bu gün büyük kızım Amerika’da finans müdürü, küçük kızım da Amerika’da bir üniversitede matematik kürsüsü başkanı bir profesör. Her iki kızım da ilkokula Adana Celalettin Seyhan ilk okulunda başladılar.

Yıllar yıllar sonra bir yerde, Marcus Tullius Cicero’nun bir sözünü okuyorum. ‘Hayat yokuşunu tırmanırken rastladığınız insanlara iyi davranın;inişte yine onlara rastlayacaksınız çünkü.

Bu sözü babam bana tüm çocukluğum süresince söylemişti. Kocaman bir iç geçiriyorum. Düşünüyorum. Cicero ve bana bu sözü ilk öğreten babam. Yüzümde kocaman bir tebessümle çok uzaklara, gökyüzüne bakıyorum. Ellerimi kaldırıyorum geçmişlerimin ruhuna fatiha okuyorum.

Kimdi bu sözü söyleyen, Marcus Tullius Cicero. Araştırıyorum.

(M.Ö. 3 Ocak 106 – M.Ö. 43) yıllarında yaşamış Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar.

M.Ö. 51-50 yıllarında Kilikya (Adana bölgesi)nde Valilik yapmış.

M.Ö. 700 den itibaren Kilikya diye adlandırılan bölge; Batı Anadolu’dan Suriye’ye ulaşan ana yol üzerindeki Apameia (Dinar), Cibyra (Gölhisar) ve Synnada (Şuhut) dioceslikleri kaplayan bölge. Büyük Adana bölgesi. Çukurova.

Bu günkü isimleri ile Çukurova, batıda Anamur ve Mut’tan başlar, doğuda Hatay’da biter.‘Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay’ın büyük kısmı, Niğde ve Maraş’ın bir kısmını içine alır.’

Osmanlıda; Büyük Adana bölgesi, Büyük Adana Vilayeti olarak değiştirilmiştir.

 

Marcus Tullius Cicero, büyük bir hatiptir. O’nun beğendiğim özlü sözlerini siz değerli okurlarımla, paylaşmak istiyorum

-Malını kaybeden bir şeyini kaybeder, namusunu kaybeden birçok şeyini kaybeder cesaretini kaybeden her şeyini kaybeder.

 

-Tarlasını süren kimse, fenalık yapmayı düşünmez.

 

-Bir yerde yaşam varsa orada umut da vardır.

 

Bu güzel sözlerin topraklarımızda söylendiğini düşünüyorum. Çünkü her zaman bu topraklar cesaretin başkenti olmuştur.

Neden mi?

Ulu önder Atatürk Kurtuluş Savaşı fikrine Çukurovalılarla görüştükten sonra ulaşmıştır. Bunu da 15 Mart 1923 tarihinde Adana’da, şu sözleriyle ifade etmiştir. ‘Efendiler, bende bu vakayiin ilk teşebbüs hissi bu memlekette bu güzel Adanada vücut bulmuştur.

 

Yakın tarihimizde; Milli Mücadele de ilk kurşun, ilk direniş, 19 Aralık 1918 tarihinde Adana- Dörtyol’da Çavuş Kara Mehmet tarafından başlamıştır.

Adana’da yaşam, dolu doludur. Çünkü burada umut ağaçları o kadar çok ki! Tarlalarımız hep yeşildir. Dört mevsim filizlerimiz, yeni güne dimdik başkaldırır. Çoşkuyla..

Kimse fenalık düşünmez bu topraklarda. Bildiği tek şey, çalışmaktır. Kutsal, özgür ve bağımsız  topraklarda büyümek farklıdır. Adanalı olmak için bu topraklarda doğmak gerekmiyor. Bu topraklar herkesi kucaklar. Bu topraklarda doğmuş gibi hissettirir kendini herkese…

Tıpkı Karacaoğlanın dediği gibi, Yiğit duldasında yiğit saklanır Yani bir yiğidi ancak bir yiğit korur.  Ne de güzel ifade etmiştir Karacaoğlan.

Adana Çukurova bölgesindeki en eski şehir olarak düşünülmektedir. Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin deltasında verimli sulak arazide kurulu Adana’nın tarihi, coğrafi konumu nedeni ile M.Ö. 6000 yıllarına uzanır. Adana, Antik Kilikya Bölgesi’nin en önemli şehirlerinden birisidir. Hititler’den Osmanlı’ya, gelmiş geçmiş birçok medeniyetlerin beşiğidir.

Yunan mitolojisine göre Adana, adı Gök tanrısı Uranus’un oğlu Adanus ‘dan alınmıştır.

 

Çukurova bölgesinde yetişmiş, hizmet etmiş büyüklerimizi öğrenmeye anlamaya birlikte devam edelim.

Kraliçe Puduhepa; Adana bölgesinde kurulmuş bir Hitit Prensliği ve Kraliçesi Puduhepa, Çukurovalı- Kizzuwatnalı, bu topraklarda doğmuştur..

Dünyada ilk kadın haklarını M.Ö. 13. y.y da gündeme getiren ve kabul ettiren Kadeş Barış Antlaşması’nı imzalayan Hitit Kraliçesi’dir. Eski çağlarda önemli bir devlet antlaşması üzerine kral yanında mühür basabilen tek kraliçedir. Kadeş Savaşı’ndan 16 yıl sonra III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanan ve dünyanın ilk eşit devlet anlaşması olan, bir kopyası New York’taki BM binasında asılı antlaşma metninde, Kraliçe Puduhepa’nın mühür baskısı bulunmaktadır.

Gururlanıyorum.

Dünyada ilk kadın hakları M.Ö. 13.yüzyılda bu topraklarda  Çukurovalı bir kraliçe tarafından imzalanmıştır.

 

Münih Üniversitesi Assuriyoloji ve Hititoloji Enstitüsü Bölüm Başkanı Prof.Dr. Ahmet Ünal; ‘Adana,Çukurovadır,  yollar kavşağındadır bölgeler arası köprü konumundadır, geniş topraklara sahiptir “ diyerek betimlediği coğrafi konumu, bölgeyi tarih boyunca çekici kılan değerleri kısaca ifade eder.

Çukurova, zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Kizzuwatna ve Kilikya krallıklarına asırlarca ev sahipliği yapmıştır.Adana miras aldığı kültür varlıklarıyla, coğrafi konumu ve bereketli topraklarıyla, ekonomik potansiyeli ve yollar kavşağı olmasıyla her devirde önemli bir çekim merkezi olmuştur. Bunu anlamak ve unutmamak gerekir.

Anlamak, yaşanmış geçmişin o saf ve hakiki kendindeliğine erişmeye çalışmanın adıdır. Tarihi, onu yapan ideler ve normlar türünden motifler altında kavramak anlamına gelir.

Her kültürün kendi ağırlık özeği vardır, ve bu ağırlık özeği kültürün dirimli ve etkin güçlerinin bir dengesine ne denli derinden işlenirse, kültür o denli sağlam ve kalıcı olur. Tıpkı Çukurova gibi.

Bu topraklarda yetişmiş bir başka büyüğümüz, Karacaoğlan ve Dadaloğlu’dır.

Karacaoğlan: Osmaniye ili Düziçi ilçesi Farsak köyünde doğan Karacaoğlan (1606-1679). 17’nci yüzyılda yaşamıştır. Arapça ve Farsça kelimeleri kullanmaktan kaçınan Karacaoğlan, şiirlerinde yaşadığı yörede kullanılan kelimeleri de kullanmıştır. Şiirlerini hece ölçüsünün 11’li (6+5), 8’li (4+4) kalıplarıyla söylemiştir. Hece ölçüsüyle yazılan şiirleri onun şiirlerini günümüze kadar ulaşmasında çok önemli bir rol oynamıştır. Şiirlerinde gerçeklik ön plandadır. Güzele, sevgiliye ve doğaya tutkun olan  Karacaoğlan’ın bir şiirinden iki mısrası;

…..

……

Üç derdim var birbirinden seçilmez,

Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm.

 

Dadaloğlu: Halk ozanımız. Güney illerinde dolaşan ve Toros dağlarında Kozan ,Erzin, Payas yörelerinde yaşayan göçebe Türkmenlerin Avşar boyundandır. Dadaloğlu’nun doğum ve ölüm tarihi net olarak bilinmemekle birlikte doğum tarihi “XVIII. yüzyılın son çeyreği”dir. Sözlü kaynaklar, onun ölüm tarihini 1868 olarak verir. Dadaloğlu Türk halk edebiyatı şairleri arasında halkın sorunlarına eserleriyle destek çıkan sayılı ozanlarımız arasındadır.

Dili Anadolu Türkmen boylarının kullandığı halk Türkçesidir. Şiirlerinde göçerlik koşullarını, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren aşiret kavgaları ve aşiretlerin Osmanlı ile savaşlarını yansıtır.

….

Belimizde kılıcımız Kirmani

Taşı deler mızrağımın temreni

Hakkımızda devlet etmiş fermanı

Ferman padişahın, dağlar bizimdir

 

Abbasi Halifesi El Memun: Büyük bilim adamı, tam Adı: Ebû `Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd ; , sanat ve bilim çalışmalarını destekleyerek İslamı boş inançlardan arındırmaya çalışmış, mezhep çatışmalarını sona erdirmek için çaba göstermiş Abbasi halifesi, 813-833 yılları arasında Bağdat’ta doğmuş Çukurova’da ölmüştür. Tarihte ilk kütüphane Bağdat’ta Ebû `Abbâs el-Memûn Abdullâh bin Hârûn Reşîd tarafından kurulmuştur. Sayıları 100.000 bini bulan kitaplar Beyt’ul Hikme bir genel kütüphanede mütercimler tarafından Arapca’ya cevrilmiştir.

Yunanca- Süryanice- Sanskritçe ve Farsça yapıtlar ve başka uzak ülkelere elçiler göndertilerek, eski bilimsel eserler o ülkeden Bağdat’a getirilmiştir. Örneğin Bizans’tan, İslam ülkelerinde bulunmayan önemli yapıtların yazmaları Bağdat’a getirilmiş ve Arapça’ya çevrilmiştir.

Bu çeviriler sonraki yüzyıllarda Endülüs üzerinden Batı’ ya ulaşır ve Batı’nın Rönesansı başlar. Yani batı Rönesansı’nın önemli bir nedeni de  Halife Memun’un eski eserleri  Arapça’ya çevirterek, yok olmamasını sağlamasındandır.

 

Ziya Paşa (d. 1825, İstanbul -ö. 17 Mayıs 1880, Adana), Türk yazar, şair ve devlet adamı.Tanzimat çağı yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır. Adana’da valilik yapmıştır.

 

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötekti, herkesin dilinde dolaşan önemli sözlerindendir.

 

Yaşar Kemal (1923; Hemite, Osmaniye – ö. 28 Şubat 2015) Türk romancı, senaryo ve öykü yazarıdır. İlk romanı İnce Memed, yaklaşık kırk dile çevrilerek yayımlandı. Kitaplarının yurt dışındaki baskısı yüz kırktan fazladır.

 

Adana sadece bereketli toprakların merkezi olan bir kent değildir; aynı zamanda eşsiz bir coğrafi konuma sahiptir; yollar kavşağında yer alır uygarlıklar beşiği ve kapısıdır.

Kültürel miraslarımız önemlidir. Bunların bozulması, yok olması, insanlığın yoksullaşması demektir. Topraklarında bulunan kültürel ve doğal mirasın korunması, gelecek kuşaklara iletilmesi devletlerin mecburiyetidir.

 

Kültürün doruğuna onun etkin güçleri en dengeli durumlarında oldukları zaman ulaşılır. Ama bu doruk hiç kuşkusuz bir noktadır.

 

Sevgiyle kalın

SALİME KAMAN