“Çukurova’dan Sesler-8” Altın Plaklı Bestekar Kazım Sanrı

Altın plaklı Kazım Sanrı; Zeki Müren Müzeyyen Senar´dan, Nuri Sesigüzel, Muzaffer Akgün´e kadar, döneminin 33 ses sanatçısı tarafından plağa okunan “Uykuda mısın Sevgili Yârim” ile “Feryat” gibi dillere düşen türkülerinin bestekârı olarak yazan, besteleyen, çalan, yöneten, koro kuran, yarışmalar yapan, sanatçılar yetiştiren çok yönlü bir sanatçı olarak “Çukurova Sesler”in de usta bir saz sanatçısıydı. – Cumali Karataş

Rahmetli Kazım Sanrı ile 1989-1991 yılları arasında Sayın Arif Nihat Aka´nın nazariyat, Toktay Sökmen´in şefliğini yaptığı, Ali Şenozan üstadın da T.R.T provalarını yönettiği Divan Musîki Derneği´nde birlikte çalışmalar yaptık. Hatta T.R.T Ankara Radyosu´nun konser programında Divan Musîki Derneği T.S.M. Korosu ile yer aldık. Hatta 2001-2002 yıllarında sevgili A.Kadir Kaçar´la birlikte hazırladığımız ve Kanal-A´daki onun programı olan “Yaşamın İçinden”de birçok kez yayınlanan Adanalı, Çukurovalı Bestekârların evlerinde gerçekleştirdiğimiz belgesel çekimine onu da dahil edebilmek için iyileşmesini beklerken apansız aramızdan ayrıldı.  Türk Halk Müziği´ne çok yönlü katkılarıyla uzun yıllar hizmet veren ve önemli eserler armağan eden Sayın Kazım Sanrı ustayı sevgi ve saygıyla anıyoruz.

FERYAT

Gönül senin derdin bitmez.

Yaram derin melhem yetmez.

Bu ah ne bitmez tükenmez.

Feryat feryat feryat feryat

Allah´ım bu nasıl hayat.

            ***

Gözyaşlarım gülmek midir?

Baharım yok ne alemdir.

Bu ahçekmek ne dildendir.

Feryat feryat feryat feryat

Allah´ım bu nasıl hayat.

            (Beste-Güfte:Kazım Sanrı)

/resimler/2018-1/1/1045333234079.jpg

            Kazım Sanrı, giyimde bir marka haline getirdiği Napoli´nin de sahibiydi. İşyerinde de birkaç kez görüşmüştük. Çalışmamızı beğeniyordu. Hatta Yeni Adana gazetesine abone de olmuştu.

“Çukurova´dan Sesler” sanatçısı olarak gündeme aldığımız Kazım Sanrı´nın müzik yaşamına kısaca bir göz atalım şimdi…

İlkokul tatillerinde kunduracı çıraklığı yapar Sanrı. İşte çıraklık yaptığı o günlerde kalfasının saz merakı, onun da, zamanın popüler sanatçısı Ali Limoncu´dan “Kürdalinin Saçları” türküsünü dinlemesine neden olur. Ali Limoncu´nun sazının diğer telleri kırıldığından bir tek telle türküyü çalmasından çok etkilenir. Müziğe karşı içinde bir kıpırtı hisseder.

Sonra da saz çalmaya başlar Kazım Sanrı… Abisinin Bitpazarı´ndan 10 liraya satın aldığı sazın perdeleri dikiş ipliğiyle bağlıdır. T.Halk Müziği´nde herhangi bir  öğreticisi olmaz.

Kazım Sanrı, gidecek bir Halk Müziği Derneği bulamadığı için çeşitli klâsik derneklere giderek nota bilgisini ilerletir. Askerden sonra da Halk Eğitim Müdürlüğü folklor kolunda Halk Türküleri yöneticiliği ve koro şefliği yapar.

Halk Eğitim Müdüdrlüğü´nde yönetmen olarak görev alan (1965), koru kuran ve çalıştırarak birçok sanatçının yetişmesini de sağlayan Kazım Sanrı, Halk Eğitim Müdürlüğü´ndeki bu görevi sırasında gelenekselleşen ses müsabakasını da yönetmiş…

Elimizde şimdilik, kendi kaynaklarımızdan olan (Yeni Adana-1970) bir yarışma var… Adana Halk Eğitimi Müdürlüğü ses müsabakaları yapıyor. Bunlardan yazımıza konu olan yarışma Milliyetçi Öğretmenler Derneği´nde düzenleniyor. Ali Limoncu, Ümit Öcal, Çetin Özülkü,  Tamer Ünal, Mustafa Bozer ve Necati Yüksel´in  seçici kurulunu oluşturduğu bu yarışmayı Kazım Sanrı yönetiyor. Yapılan ses yarışmasının birinciliğini erkeklerde Attila Penbegül, bayanlarda Seyhan Camkıran (Tütün) kazandıki bilindiği üzere Seyhan Tütün sonradan ünlü bir halk müziği sanatçısı olarak bu yarışmada boş yere birincilik almadığını gösterdi. Ayrıca, Nuri Özaydın´ın sunuculuğunu yaptığı, yaklaşık dört saat süren  ses yarışmasında o gece, radyo sanatçıları ve aynı yarışmanın daha önce birincileri olan Müslüm Gürses, Sadık İçlises, Ümit Öcal, Fahri Işık, Kenan Şele ve Mahmut Özçiftçi gibi isimler de misafir sanatçı olarak geceye renk kattılar. O yarışmadaki ilginç bir konu da, yarışan 10 sanatçıdan birinin Bülent Beken adlı bir çocuk olmasıdır. (Yeni Adana-16.06.1970)

İşte Halk Eğitim Müdürlüğü T.H.M. Korosu´nu yönetirken Adana Radyosu´nda da beğenilen programlar yaparlar. Şef olarak sürdürdüğü bu görevi sonrasında da  yılında Adana Radyosu “Çukurova´dan Sesler” topluluğunda da divan sazı çalmaya başlar (1963). Döneminin önemli bir saz sanatçısı olarak anılmaya başlar. TRT Adana İl Radyosu´nun Çukurova Radyosu olarak Mersin´e nakledilmesinden sonra işine ağırlık vermişti. Genelde Adana dışında  oluyordu.

Kazım Sanrı ticari hayatta belirli bir yere gelebilmek için bir süre müziğe ara verdikten on yıl kadar sonra yeniden klasik müzik çalışmalarına başlar. İşte, Sayın  Arif Nihat Aka, Toktay Sökmen ve bazen Ali Şenozan ağabeyin de  yöneten olarak katıldığı Divan Musîki Derneği´ndeki o çalışmalarda Kazım Sanrı, saza yakınlığı dolayısıyla da lavta çalarak dernek çalışmalarına katılıyordu.

İlk yaptığı beste “Feryat” adlı türküydü. O dönemde (l965-l966) bu bestesi çok popüler oldu. Okuyanlar arasında dönemin ünlü sesi Yıldız Tezcan da okudu. Fahri Işık “Feryad”ı plak yaptığı için “Feryat Fahri” olarak anılşmaya başladı. Daha sonra “Avcı Türküsü” bir süre popüler oldu. Ardından “Uykuda mısın” doğdu…

Kazım Sanrı iyibir müzisyen, müzik öğretmeni ve koro şefi olduğu kadar  iyi debir bestekârdı. Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Muzaffer Akgün, Neşe karaböcek, Neşet Ertaş ve Nuri Sesigüzel gibi dönemin ünlü sesleri plağa okudu 33 ayrı ses sanatçısı tarafından plağa okunan ve  altın plak kazanan  “Uykuda mısın Sevgili Yârim” ve “Feryat” adlı besteleri her Adanalı gibi bizim de dilimizdeydi. Hatta tüm Türkiye söylüyordu.                       

                        UYKUDA MISISIN SEVGİLİ YÂRİM?

Uykuda mısın sevgili yarim uyan.

                        Aç pencereni göreyim yüzün uyan .

Aman yar, canım yar.;

Sabah olmadan aman uyan yar.

***

Horozlar ötmeden, gün ışımadan uyan.

Eller duymadan, usul usul bana gel uyan.

Aman yar, canım yar.;

Sabah olmadan aman uyan yar.

                                               (Beste-Güfte:Kazım Sanrı)