Yapı Kredi Yayınları, 5000’inci kitap olarak ‘Nâzım Hikmet’in Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları’ adlı görkemli bir çalışmayı şiirseverlere armağan etti. Büyük şaire hapishanelerde yarenlik eden bu altı cep defteri, Nâzım’ın “kararmasın yeter ki/ sol memenin altındaki cevahir” umudu, inancı ve kararlılığının elyazısı halidir.

Kimden söz ediyoruz? Nâzım Hikmet’ten. Cumhuriyet döneminin en büyük, bana göre de Türk şiirinin Yunus Emre’den sonra gelen şairinden. Nereden söz ediyoruz? Mahpushaneden. Yani, şair yattığı yerden belli olur sözünün mekânından. Neden söz ediyoruz? Defterlerden. Peki ne diyoruz? “Mahpus yata yata biter” dediğini Sabahattin Ali’nin, Nâzım Hikmet için “Mahpus yaza yaza biter”e çeviriyoruz.
Şairin memleket sevgisinde önemli bir yeri olan mapus damlarında, “memleketimi seviyorum: çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım” demiştir, ona yârenlik yoldaşlık eden altı cep defteri daha yayımlandı. Altı defter ve Handan Durgut’un bunlara yazdığı ‘Zeyl’ ile. Artık bir nevi ‘Leyla ile Mecnun’ hikâyesi gibi klasikleşen aşk hikâyesinin kadın kahramanı Piraye’nin koleksiyonundan bu defterler de: ‘Nâzım Hikmet’in Cep Defterlerinde Kavga, Aşk ve Şiir Notları (1937-1942)’. Yapı Kredi Yayınları, 5000’inci kitap olarak bu görkemli çalışmayı şiirseverlere armağan ediyor. Ne mutlu bize, hapishanelerden çıkarmasak da Nâzım Hikmet gibi dünya durdukça yaşayacak dev bir şairimiz var.

İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa hapishanelerinde kullanmış bu defterleri.
Mahpushane defterleri de şiire dahil
Birinci defter, şairin ‘kahrolası aczi’ne dairdir ve 1937’de İstanbul Tevkifhanesi’nde cebindeki defterdir. El kadar bir defter, 6×9 cm. İspanya İç Savaşı yılları ve şair ‘Talihsiz Yusuf’un Gemisiyle Barselon’a Seyahat’ şiirini yazmaya, karakalem gemi desenleri çizerek hazırlanıyor. Piraye’nin adını kaligrafik olarak yazıyor farklı biçimlerde. Özenle, sevgiyle. Deftere hem Latin alfabesiyle yazıyor hem de Eski Türkçe. Ran soyadını da ilk kez bu defterde yazar. 1934’te çıkarılan Soyadı Kanunu’na direnince, Piraye hiçbir anlamı olmayan bu soyadını bulur. Yargılamalardan biri beraatla sonuçlanınca, Piraye’nin P’sini pembe kalemle yazar! Ve Piraye için “karım, bedenim, yârim, ahuzarım, varım, gözüm, kaşım, kollarım” övgüleri, benzetmeleri…

 

Yazının devamını okumak için tıklayın