Değerli arkadaşlar,

Bir süredir devam eden sorun çözme çalışmalarımız boyunca edindiğim ve yol gösterici olabileceğini düşündüğüm notları sizlerle paylaşmak istedim.

Özellikle, sorun çözme çalışmaları yapan paydaşlarımızın kendi ağlarını oluşturmaları halinde ihtiyaç olabilecek “ortak sorun çözme dili” ihtiyacı için işinize yarayabilir.

Yeni katkılar olduğunda eklemek üzere katkılarınız beklenir.

Tınaz

 

YAP ve YAPMA’lar
1.   Omurga ile başlamak: Her alanın bir omurgası ve aralarını dolduran parçaları bir piramit oluşturuyor. Bu piramit ile ilgili sorunların çözümüne, parçalardan değil omurgadan başlanmalı. Parçalardan -özellikle de piramitin alt kısımlarındakilerden- başlayan çözüm çabaları kolayca çözümsüzlüğe dönüşebilir.

2.   Omurga’nın üst elementleri ile başlamak: Piramitin tepesindeki bir yargıya %90 oranında uyan bir diğer yargı ve ona %90 uyan bir diğeri ….ile örneğin 10 elementlik bir yargı dizisi ile piramitin tabanına varılsa, tabandaki element ile en tepedekinin uyumu en çok 0.9010 = 0.35 olur. O halde uyumsuzluktan kaçınmak için piramitin tepesine doğru hareket edilmeli. Ayrıntılarda kaybolmak çok kolaydır.

3.   Omurgadaki tek eğri kemik bile her şeyi değiştirebilir: Rahatsız olduğumuz bir sorunu çözmeye omurganın ideal şeklinin nasıl olması gerektiğinden başlanmalı. Sonra, gerçekteki omurga kemiklerinin nasıl olduğuna bakılmalı.

4.   Zaman omurgayı da aralarını dolduran parçaları da değiştirir, ama..: Zamana direnerek değişmeden kalan ne omurga ne de parçaları olabilir. Ama parçalar çok daha kolay değişebilir. Bir sistemi tasarlarken ya da onarmaya çalışırken, parçalara yoğunlaşırsanız, yarınlarda o parçalar değişebilir. Bu denli hızlı değişim dönemlerinde omurga daha az değişken olduğu için daha az yanıltacaktır.

5.   Sorun’un tersi çözüm değildir: “…. sorunu  çözülmelidir” türü önerilerin işlevsel açıdan sıfır değerinde, ancak sohbetler için dolgu malzemesi olabileceği bilinmelidir. Soruna yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasını ve/ya etkilerinin azaltılmasını sağlayabilecek; ayrıca da mevcut ve harekete geçirilebilir kaynaklarla yapılması mümkün çözümler geliştirilmelidir.

6.   Sorunlar sorulara çevrilerek çözülmeli: Eğer çözülmek istenen sorun, önceden de benzeri çözülmüş birisine benziyor ise, benzeri için kullanılmış çözümler burada da işe yarayabilir.

Bu nadir durumlar haricinde, çözülmek istenilen sorun önce net ifade edilmiş “doğru soru(lar)a” çevrilmeli ve sonra da o soru(lar)a cevap aranmalıdır.

Bir sorun genelde bir defada kolayca doğru soru(lar)a çevrilemeyeceği için, bir çeşit beyin fırtınası (hatta daha iyisi e-BF) yoluyla çok sayıda soru üretip, sonra da bir algoritma (puanlama, oylama vb) yardımıyla süzülüp, cevaplandığı takdirde sorun’un çözümünü verebilecek doğru sorular elde edilir.

7.   Sadece sorulan soruya cevap olabilecek ipuçları değerlidir: Sorun çözme sürecine katılan kişi(ler) dört türlü katkı sağlayabilirler:

a.  Geçerli olacağından emin oldukları soru veya cevaplar üretebilirler,

b.  Geçerli soru veya cevapların bulunabilmesini kolaylaştıracak soru veya cevap önerileri -ki uçuk vb de olabilir / olmalıdır- üretebilirler,

c.   Cevap ipuçları üretebilirler (Lütfen sunumu izleyiniz)

d.  Okunduğu takdirde yol açıcı yeni soru ve/ya cevapların üretilebilmesine yarayabilecek makale, kitap vb kaynaklar önerebilirler.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, okuması gereken kişi(ler)in çok zamanını alacak, ama buna karşı önemli sayılabilecek ipucu vermeyen metinlerin -sırf katkıda bulunuyor görünmek adına- önerilmeMEsidir.

Bu tür uzun metinler halinde en yararlı yöntem, öneren kişinin bazı yol açıcı önerileri işaretleyip o şekilde önermesidir.

8.   Meramın en kısa şekilde ifadesi: Bu sadece dilin doğru kullanımı için gerekli değildir. Her fazladan kullanılan sözcük meramınızı farklı anlama gelmesine sebep olur.

(Örneğin; “İdarelerin görevi, tüm inanç sahiplerine eşit mesafede durmaktır” yerine “İdare kurumlarının ve memurlarının görevi, tüm inanç sahiplerine eşit mesafede durmaktır” ifadesi, idareyi oluşturan kurum, kuruluş, memur ve diğer görevlilerden sadece kurum ve memurların bu ilkeye uymaları gerektiğini, diğer görevlilerin ise uymayabilecekleri gibi bir anlama gelir.)

9.   Sözcükler herkeste farklı anlaşılabilir, tanım veriniz:

10. İfadeleriniz tekil, belirli ve net olsun:

●   Tekil olsun: Birden fazla ve özellikle de birbirine zıt ifadeleri virgülle birleştirip kullanmayınız. (Eğitim sistemi akılcı, sezgisel, yaratıcı, rasyonel düşünmeyi öğretmeli, kişilerin öğrenmesini ve ezberlemelerini sağlamalıdır) (!)

●   Belirli olsun: İçindeki kavramlar herkesçe bilinsin. (Eğitimin hedefi ve amacı ayakları üzerinde durabilen kişi yetiştirmektir. İfadesindeki hedef ve amaç herkeste farklı anlamlara gelebilir)

●   Net olsun: Bir anlam taşımayan, bilgiçlik gösterisi amacıyla kullanılmış ifadelerden arınmış olsun. (Eğitim ve öğretimin sürdürülebilir ekolojik çerçevesinin kaotik analiz ve çözümlemesi, yapılacak dizayn tasarımının final sonuçlarını etkilememelidir)