Sevgili Sinan ağabey, bölge temsilcimiz,
Türkiye’nin duayen gazetecilerinden,
Bu denli önemli ve çok kişinin okuduğu,
Yazılı ve kalıcı bir yayın organında editörlük,
İşi zor, resmen ateşten gömlek…
Büyük bir ekibin, titizlikle hazırladığı içerik,
Okuyucuya sunulana dek defalarca irdeleniyor .
Yazılan herşeyin gerçeğe uygunluğu,
Güncel, ahlaki, moral ve etik yönden,
Hassasiyetler gözetilerek yayın oluşturulurken,
Bütünü yönlendiren bir ekspere ihtiyaç hasıldır.
Kırmadan, taşı gediğine tevdi etme üstadına.
İnceden takılır makaleleri uzun yazmama.
Geçen hafta muhteşem bir nükteyle yaklaştı:
Bana son notu şöyle: Emre hocam,
‘’Güzel yazılarınızı anneciğimde okumak istiyor,
Ama sonunu okurken başını unutuyor,
Ben keyifle okuyorum da, o yoruluyor biçarem,
Artık o da Kelebek okusun, naapalım? ‘’
Ne kadar hoş ve motive edici yaklaşım,
Tabii ki editörümüzün editi, keser demiri.
Bu hafta az ve öz yazmaya kararlıyız.

∞Ω∞

Yalnız az ve öz yazmak, söylemek ne zormuş.
Söz öyle bir tatlı meyve ki, herkesin ağzında.
Kabuğu gevezelikten, eti hitabetten,
Çekirdeği sağduyudan, tatlı mı tatlı.
Ağzına bir değdi mi kelimeler, tutabilirsen !
Sevgili ağabeyimin latifesi diyor ki ;
Akarken zaman, düşün biriktir, dinle,
Zamanın durduğu, aklın sorduğu an düşündüğünü,
Düşünerek dinlemenin mükafatını yaz;
Öze, benliğe hakimiyetin ifadesi olarak yaz.
Az yaz öz yaz, biz bilerek susmayı anlarız.
Düşünmeden, bilmeden deyip, yazmanın cezası;
Sonradan düşünmeye mahkumiyet.
Tadında, kısa kesebilmek, tanrı vergisi meziyet.
Yılların meslek birikimi işte bu, ifade denen sihir,
Bu hafta niyetimiz az ve öz yazmak, yazabilirsek…

∞Ω∞

Sinan ağabey yılların gazetecisi,
Onun sorumluluğu iki ucu keskin bıçak…
Hergün ama hergün bilgilendirmek,
İnsanları, toplumu pozitif motive etmek,
Yanlışı doğruyu saptayıp, yol göstermek,
Değişen doğrulara, şartlara adaptasyonu,
Dengeleri, hassasiyetleri gözetmeyi sağlamak,
Onun yıllardır sırtından inmeyen ağır çantası.
Sürekli okumayı ve sürekli araştırmayı,
Hemen her konuda temel bilgiye sahip olmayı,
Ağzından çıkan her sözün rafine olmasını,
Amma sürekli de konuşup, dinlemeyi gerektiren,
İnsan bazlı, toplum çıktılı bir mimari onun işi.
Ve herkesin bilgisi dahilinde, gözü önünde,
Hergün yapılan bu işi, yıllardır sürdürebilmek,
Güçlü bir yayın organında, mütevazi kalabilmek,
Her babayiğidin de harcı değil dostlar.
Bilgi birikimiyle enformasyonu ayırmış tecrübe,
Yılları meslek sorumluluğuna vakfetmektir harcı.
Dedi ki; ‘’biliyorum kısa yazacak kadar vaktin yok,’’
Ben de biliyorum ki, ağabeyim için önce okur gelir,
Ama bakın ‘üslup’ nasıl bir sihir ki, kısa yazdırıyor.
Sözün eti hitabet, çekirdeği sağduyu, kabuğu gevezelik.
Bilgelik, zaman ve emek gerektiren bir mertebeye,
Kolay gelinmiyor, ve orada kolay kalınmıyor…