Geçmiş gün, -çocuk aklı, büyük parça tercih edersem daha rahat dikerim, diye düşünüp, doğacak yeğenim için bebek arabasına minder ve yastık dikmeye karar vermiştim.

Öğretmenim, kenarına geçireceğim fistoları elde ve tek tek büzgü yaparak geçirmem gerektiğini söylediğinde, yanıldığımı anlamış, aslında bunun beni nasıl da oyalayacağını hissetmiştim.

Ama yine de vazgeçmemiş, günlerce süren çabayla kırmızı pötikare kumaştan diktiğim yastığı ve minderi bitirip, teslim ettiğimde, gülen gözleriyle karşılaşmıştım.

Evet, lise yıllarında biz, Ev-İşi dersi görürdük. Dikiş-nakış gibi el becerilerini, görgü kurallarını, sofra adabını, kişisel temizlik ve bakım önerilerini, insanlarla iyi iletişimi, kendimizi doğru ifade etmeyi öğrenirdik.

Tülin Erdemışık girerdi dersimize ve o günlerden beri, sevgili öğretmenimizdi.

Sosyal hayatın içinde, kendine güvenen insanlar olma yolunda adımlar atarken, sevgisiyle, sabrıyla, şefkatiyle yanımızdaydı.

Baharda, okul bahçesinde düzenlediği çay partilerinde, kışın, Büyük Salon´da verdiği yılbaşı davetlerinde dans ederken de aramızdaydı.

Huzurevi´ne, Sağır ve Dilsizler Okulu´na, kardeş köy ilkokuluna götürürken, paylaşmanın, insan yaşamına kattığı zenginliğin anlamını ifade ettiğinde ise bizimleydi.

O yaşlarda bütün bunları anlamak için yeterince bilinçli miydik, emin değilim, ama şimdi düşündüğümde, inanıyorum ki aslında öğretmenin en doğru yolunu; rol model olmayı seçtiği için hepimizin kalbindeydi.

Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışırken, yıllar sonra narenciye bahçelerinin başına geçip çiftçilik yaparken, ülkemizde ve dünyada kendini temsil ederken, yaşama bakış açısını davranışlarıyla sergilerken, eğitimli, modern, çağdaş ve vizyon sahibi bir kadının neler yapabileceğini gösterirken hem Adana´nın hem de her öğrencisinin gururuydu.

Onun sohbetiyle keyiflendik, deneyimleriyle bilgilendik, uzaktan uzağa da olsa yaşamın içindeki halleriyle mutlu olduk.

Sosyal hayatın içinde, kendine güvenen insanlar olma yolunda adımlar atarken, sevgisiyle, sabrıyla, şefkatiyle yanımızdaydı.

Baharda, okul bahçesinde düzenlediği çay partilerinde, kışın, Büyük Salon´da verdiği yılbaşı davetlerinde dans ederken de aramızdaydı.

Huzurevi´ne, Sağır ve Dilsizler Okulu´na, kardeş köy ilkokuluna götürürken, paylaşmanın, insan yaşamına kattığı zenginliğin anlamını ifade ettiğinde ise bizimleydi.

O yaşlarda bütün bunları anlamak için yeterince bilinçli miydik, emin değilim, ama şimdi düşündüğümde, inanıyorum ki aslında öğretmenin en doğru yolunu; rol model olmayı seçtiği için hepimizin kalbindeydi.

Sivil toplum kuruluşlarında gönüllü çalışırken, yıllar sonra narenciye bahçelerinin başına geçip çiftçilik yaparken, ülkemizde ve dünyada kendini temsil ederken, yaşama bakış açısını davranışlarıyla sergilerken, eğitimli, modern, çağdaş ve vizyon sahibi bir kadının neler yapabileceğini gösterirken hem Adana´nın hem de her öğrencisinin gururuydu.

Onun sohbetiyle keyiflendik, deneyimleriyle bilgilendik, uzaktan uzağa da olsa yaşamın içindeki halleriyle mutlu olduk.

Adana Ticaret Odası´nın 1-Nisan´da yapılan seçimleri sonucunda belirlenen 110 kişilik Meclis Üyeleri arasında o da vardı.

Ayrıca, geçtiğimiz hafta Portakal Çiçeği Karnavalı´nın en önemli etkinliği olan Portakallı Lezzetler Yarışması´nın düzenleme komitesinde de görev aldı.

Öyle ki önümüzdeki aylarda yayınlanmak üzere planlanan ve TRT EL ARABIA kanalı için Seyr Ajans tarafından çekimi yapılan Adana Portakal Çiçeği Karnaval Belgeseli´nde de yer aldı. Belgesel ekibinin de gözünden kaçmayan farkındalıklarla dolu duruşuyla, örnek temsil edecek pek çok konu hakkında bir söyleşiyle yayına katıldı.

Bu arada, kanaldan ulaştığım bir yetkiliyle yaptığım görüşmede, bu belgeselin yayınına yakın bir tarihte belgesel hakkında daha ayrıntılı bir yazı yazabileceğim konusunda söz almış olmaktan da ayrıca onur duyduğumu ifade etmek isterim.

Canım, sevgili öğretmenim, siz tıpkı soyadınızdaki gibi erdemli bir hayatın ışığı oldunuz. Öğretmenliğin gerçek anlamda örneğiydiniz.

Diliyorum ki bizler, sizin yaşınıza gelene kadar en az sizinki kadar yaşam tecrübesi edinebilelim. Dünyayı özümserken sizin bakış açınızla bakabilelim. Nefes aldığımız her anda hem başka insanlara hem de kendimize can katabilelim. Başarabilelim.

Üzerimizdeki her türlü emeğiniz için sonsuz teşekkürler, sevgiyle, saygıyla.

http://www.yeniadana.net/koseYazisiDetay.aspx?id=2649