Yeni Yaşam Algoritmaları

Bana, bugünün en zengin insanı kim derseniz ?
Yanıtım; zamanını en etkin kullanan olur.
Zaman artık en paha biçilmez değer.
Güzelliği sorsanız, en güzel kim derseniz,
Derim ki; kendini en iyi ifade edebilendir.
Güzele güzel demem, profili olmayınca çağındayız.
Dostluğu, bugünün en iyi dostunu sorsanız,
Zamanı ve ifadeyi iyi kullanan, iletişime açık,
Anlayabildiğim, öğrenebildiğim derim.
Sevgili kadim kolejdaşım Hakan Eminsoy,
Bana öyle iki film önerdi ki, bu hafta başında,
Zaten ayak yerden kesik, iyice uçtuk biz haliynen.
‘’Kare’’ sanat , ‘’Çember’’se medya üstünden diyor ki;
Eskinin üç ya da dört ömrüne sığabilecek yoğunlukta,
Süratli ve değişken hayatların yaşandığı günümüzde,
Kendini ifade etme enstrümanlarını ehil kullananın,
Zamanı ve erişimi zenginliğe çevirebilen neslin,
Yeni yaşam algoritmalarını anlamazsan, geçmiş olsun.
Dedim ya, seni sadece duyduğuyla dedikodulandıran,
Hased onaycısı, yalandan fiziki mevcudiyetliden çok,
Gerçek bilgiye, etkin zaman kullanımına ulaştıran
İfade eden ve etmene fırsat tanıyan dostluk güncel.
Bugünün dostluk tanımındaki başparmak kuralı bu.

∞Ω∞

Bana ufuk açan dostun önerilerini izlerken,
Aslında insanların en çok ihtiyacı olan şeyin,
Kendini ifade edebilme olduğunu görüyorum.
Ve bunu başaramama kaygısının peşinde,
Üstüne üstlük, zamanı da etkin kullanamayanların,
İleteşip, bilgilenebileceği kılavuzlardan mahrumların,
Maalesef, hiç şanslarının olmadığı yeni bir dünya oluştu.
Özellikle ‘Çember’ sembolü, bugünün hayatını yöneten,
Herşeyi gözleyen ve bilen bir yapay zeka şirketlerine atıf.
Böyle meşhur sosyal ağlardan birinin köklerini salarak,
Aldous Huxley’in, George Orwell’in gelecek diye yazdığı,
Günümüz insanlık modelini nasıl ele geçirdiğini irdeliyor.
İnsanların bedenlerini, duygularını, zevklerini,
Kısaca hayatlarını paylaşıp, yayınlaması artık,
Kendini ifadenin en pratik ve zaman dostu yolu.
Öte taraftan hiçbir mahremiyeti kalmayan hayat,
Tutkulara tutsak hale getirdiğimiz ifade gereksinimi,
Kendini bile gözetleyebilmenin tılsımına bağımlılığımız,
Ses ve görüntü kayıtlarımızın gizlice depolanması,
Algımızın, kolayca yönetimini sağladığı da bir gerçek.
Pencereye yastık atıp merakla sokağı seyreden,
Kafasını duvara dayayıp sessizce yan tarafı dinleyen,
Aynada kendine defalarca bakmaya doyamayan,
Duyduğuna hemen inanıp, gördüğünü sanan,
Zaaflı insanı, bu zaafılarına hapseden yeni dünya.
‘’ Paylaşmıyorum, o halde yokum’, yeni replik bu…

∞Ω∞

Günümüz insanını sahip olmaktan çok erişebilmek,
Değişeni ve kolaylaştıranı hemen farkedebilmek,
Kullanılanı yenisiyle değiştirebilmek oyunda tutuyor.
Etkin ve sürekli ileşime, aktif katılım elzem dostlar.
Bir şekilde ama mutlaka kendini ifade edebilmek,
Tüm bunları zamanında, zamanı iyi kullanarak,
Bir başına yapabilmekten başka şansımız kalmadı.
Hepimiz her an sahnedeyiz ve dışında kalamıyoruz.
Fiziksel varlığımızın ulaşamadığı bir hayata,
Sanal gerçeklikte ruhen ulaşma yetisi,
Suya bakıp kendine hayran olan Narkissos gibi,
Kendini bile gözleyebilme, beğenilme imkanı,
Şipşak geri dönüşümlü bir öz ifade paylaşımı,
En sade hayatların algoritmasında bile var.
Herkesin erişilebilir, görülüp duyulabilir olmasıyla ,
Yine herkesin anında bunlara şahitliğinde,
Bilgiyi saklamanın neredeyse imkansızlığı içinde,
Mahremiyetimizden kendi isteğimizle vazgeçip,
Gönüllü sosyal medya işçileri haline geldik mi?
Evet.
Ya ne diyon hısım, açık söyle ?, der ya Çukurovalı.
Kıssadan hisse;
Kendimiz ve sonrakiler için ne yapabiliriz derseniz.
Çocuklarımızın engel olamadığımız, oldurtmadıkları,
Kendilerini ifade etme güdülerine, yeteneğine,
İki tane güzel katkımız olabilir derim.
Onlara zamanı kullanabilme konusunda,
Samimi, gerçek dostlar olarak yol göstermek.
Ve hangi yaşta olursak olalım,
Bu zaman, ifade ve erişim algoritmasını,
Bizzat kavrayıp, bir tarafından duhul olmak.