Gecenin demi – Kudret Sönmez

Yine, çoğu kez olduğu gibi… Günü ışıklayan güneşin, gecenin ruhunu kamaştırdığı bir vakitte…

Beş çayı’na yürek oldum.

Nokta, virgül, noktalı virgül, soru işareti, ünlem, sözdizimi… Çaydanlıkta bunlar mı demlenecek? Yoksa, demi zamansız kırılmış duygularımın “Artık!”larını mı içeceğim?

Hava dün serindi, bugün ılık bir esintiyle yalanıp duruyor. Yarını şimdiden kestiremiyorum. Sonraki gündeyse ötelenmiş mevsimlerin kararsızlığında kaybolmam ihtimali var… Ya duygularım donar ya da düşüncelerim kaynar. Sinameki bir ömrün sürgününde paydaş gibiyim.

Bazen canım alevleniyor… Üzüp üzmediğimi bilemediğim “can”lar için yanıyor.

Ya kendim için?..

Evet, yüreğimin son kesiğinde duygularım kanıyor! Ruhumun kırmızı demi akıp gidiyor, ama kanamanın sonu bir türlü gelmiyor.

Düşlerim acıyor…

Hayatın gereksizleriyle uğraşırken, sevgimin fidanlarını kırıyorum; köküyle toprağın derinlerine, dallarıyla gökyüzünün özgürlüğüne el veren “ana” acımı kurutuyorum.

Hayatım ağrıyor.

Hayatım, zamanın tutamak’sız belirsizliğinde ağarıyor.

Hayat devam mı ediyor?

Tüm ağrılara ve ağarmalara karşın duruşu olan bir hayat… Sivri bir bıçak ya da keskin ve kalın bir murçla yaralanarak…  Şekilsiz bir kaya parçası gibi, darbeyi yedikçe daha da biçimsizlenerek devam ediyor.

İtiraf etmeliyim…

Sevginin sürüklediği alandaki bütün derinlikleri defalarca yaşadım ben; ısıtarak, ılıtarak, soğutarak, dondurarak, ayrıştırarak…  Hangi yoğunlukta, kaç derecede hissettim, bilemiyorum. Ya da diğer insanlar bu duyguları hangi boyutta yaşıyorlar, anlayamıyorum. Empatim yetersiz kaldı bu konuda… Ama herkesin duygusu kendi özgül ağırlığındadır. Eminim!

İtiraf bunun neresinde, diyeceksiniz.

İtiraf… Romantizmle realizmi aynı şişeye koyup çalkaladım. Bir olmadan diğerinin eksik kalacağını hep geç anladım.

Şimdi…

Geçmişimin en yakın yol ayrımında veda ettiğim annemi ve bugüne kadar kaybettiğim güzel gönüllü bütün varlıkları çok özlüyorum.

Her gecemin getirdiği sızıya biraz sabır arıyorum…

Ve günün ilk ışıkları onlarla konuyor pencereme.

Demi erken kırılmış çay kıvamında yudumlayarak…

Sabahın beşinde, ruhuma dadanmış hasretimi içiyorum.