Babamın Fırçaları – Aydın Sihay

Çocukken babamın atölyesine gittiğimde en çok fırçalarla oynamayı severdim.
İncesi, kalını, büyüğü, küçüğu onlarca fırça.
Çoğu Alman malı Habico marka samur fırçalardı.
Elime fırçayı alır babamı taklit eder tabela yazar gibi yapardım.
Babam fırçalarına çok özen gösterirdi.
Her cumartesi iş paydos edince fırçaları tezgaha serer birer birer hepsini tinerle temizlerdi.
Yanında çalışanlarına da fırçalara özen göstermelerini tembihlerdi.
Çünkü tabelalardaki o güzelim yazılar o fırçalarla yazılıyordu.
Bir de babamı tabela yazarken seyretmek hoşuma giderdi.
Önceden eskiz kağıdına hazırladığı şablonu boyalı tabelaya uygulardı.
Sonra şövaleye dayardı.
Ve boyaları hazırlamaya başlardı.
İşte en hoşuma giden eylemdi.
Bir tabureye oturur onu ilgiyle izlerdim.
Babam boya sihirbazıydı.
Sarıya mavi damlatır yeşil yapardı.
Kırmızıyı sarıyla karıştırıp portakal rengi.
Mavi kırmızıyla birleşip morlaşırdı.
Ya da kırmızıyı siyahla karıştırıp en sevdiğim çikolata rengini çıkarırdı.
Bir gün dayanamayıp parmağımı boyaya sokup ağzıma götürmüştüm.
Dedim ya babam boya sihirbazıydı.
Sonra sol eline ıstakayı sağ eline de fırçayı alıp yazmaya başlardı.
Istakadan destek alan eli aşağı yukarı hareket ettikçe yazı ortaya çıkmaya başlardı.
Bombe ya da prizma yapardı yazıyı.
Ve sonra da yazıyı iyice ortaya çıkaran gölge atardı.
Ve sonra bir ressam gibi (ki babam da bir tabela ressamıydı) tabelanın sağ alt köşesine sola hafifçe yatık imzasını atardı.
H.SİHAY
—————————————————–
Bu fotoğraf Kızılay caddesinde büyük postanenin karşısında ki atölyenin önünde çekilmiş.
Babamın bir yanında çırağı diğer yanında kalfası.
Ayaklarının dibinde ve eli ağzındaki çocuk bu yazıyı yazdı.
Okuyanların gönlü şen olsun.
Aydın Sihay.