BEĞENİLMEK SEVİLMEK DEĞİL, YANILMAYALIM

İnsan olarak yaşıyorsak en büyük ihtiyacımız sevgi,

Sevmek ve sevilmek bizi alıp götürüyor, ihtiyacın hası.

Aslında hava, su kadar önemli ve elzem bir gereksinimimizken,

Sanki bitakım diğer unsurlarla giderebileceğimizi sandığımız sevgi.

Şipşak, emek vermeden, sürekli ve kolay yöntemlere kaçıyoruz artık.

Beğenilmek ve beğenmek ise en sık kullandığımız pansuman.

Artık bulamadığımız, hissedemediğimiz, aramadığımız yokmuşcasına

Belki de yavaş yavaş ruhumuzdan sildiğimiz sevginin yerine,

Yalandan pansuman olarak kullandığımız beğenmek ve beğenilmek.

Hani emojisi var ya ‘’Like’’ dedikleri, gülen yüz yada kalple gösterilen,

Bir elin başparmağı yada herhangi bir vücut dili figürü ile sembolize.

Derinlemesine, entellektimizi kullanarak, sabrederek inşa edilen,

Değerini emekle ve özveriyle ilmikleyerek ördüğümüz o güzel duygu,

Herşeyde olduğu gibi erozyona uğrayarak yapaylaşıyor ve indirgeniyor.

Hap bilgiyle, enformasyonla kendini bilen ve bilge sanan kuşakların,

Elindeki akıllı ve yapay zeka enstrümanlarıyla eriştikleri yeri vardık sananların,

Kavramı sindirmeden, içerikteki bileşenleri gelişigüzel kullanan neslin,

Beğenme ve beğenilmeyi sevgi sanma ahmaklığına duçar olmasına şaşmamalı.

O yüzden zaten bu her gün beğenilmek ve beğenmek çılgınlığı,

O yüzden zaten her yeni gün kafamızı kaldırmadan ekranlarda yeni bir beğeni,

Parmağımız tuşlarda yeni bir ‘’like’’ işareti aramamız, yollamamız, beklememiz.

Beğenirken bile beğenilmek istiyoruz, ekmek su nefes gibi,

Kundera’nın betimlemesi gibi ‘’varolmayı dayanılmaz hafiflettik’’,

Sabun köpüğüne, eriyen kremaya, pamuk şekerine çevirdik takdiri.

Sevginin bile, o güzel duygunun bile yerine kolayını, sahtesini koyduk.

Beğenilmek sevilmek, beğenmek sevmek değil, yanılmayalım…

●●●●○○○○●●●●

Gerçek sevgiyi tadanlar, gerçekten sevenler bilir, o kimyanın derinliğini,

Kalıcılığını, insanın içine kancalanışını, mıhlanışını bilir.

Sevdiğinin haliyle hallenmeyi, yakınındayken bile uzakta mıyım hissini bilir.

Ağız tadı gibi, göz zevki gibi, kulak çınısı gibidir sevgilenmek denen,

Öyle gelip geçiciliği, acelesi, ucuzluğu olmayacak kadar ari ve kişiye özgü.

Nasıl ayırd edeceğiz demeyin dostlar, çok basit tarifi.

Seven sevdiğinde yok olur, beğenen beğendiğinde varolduğunu sanır.

Hoppala, Emre hoca, nereden çıktı şimdi bu kıyas bu Pazar günü demeyin.

Devalüasyon sadece ekonomik değil artık, salt maddi değil enflasyon.

Öyle bir kaosun içine çekiliyor ki artık dünya ve insanlık,

O güzelim öğrenmenin, kavramanın, bilmenin yerine kolay enformasyonu,

O naçizane duymanın, hissetmenin, anlamanın yerine görüp sanmayı,

O eşsiz emekle, sabırla, özveriyle ulaşmanın yerine hemen erişivermeyi koyan,

Elbet senin o mükemmel duygunu, beğenip beğenilme zaafına devalüe edip,

Hergün biteviye ürettiğin görsel paylaşım enflasyonunda eritiyor seni.

İhtiyaç sandığımız herşeyi, asıl ihtiyacımız olanın yerine koyma stratejisi bu,

Bir tür labirentte, görmediği peynire ulaşmaya çalışan fareler gibi.

Beğenilmek sevilmek, beğenmek sevmek değil, yanılmayalım…

●●●●○○○○●●●●

Hayatın bir bütünü, birde parçaları, yılları ve ayları var,

Tıpkı sevmenin bir bütünü, ve parçaları, zaman içindeki eylemleri, anları gibi.

Aslında sevgi de bir hayat gibi bütünü kaplayan bir iyilik hali iken,

Beğeni, o bütünü oluştururken kullanılan anlar ile temsil edebileceğimiz güzelliklerin,

Bizde bıraktığın anlık, kısa bir illüzyon.

Kant felsefesinde güzellik ile iyilik kavramları karşılaştırırken bir ipucu verir.

‘’Güzele karşı duyulan hoşlanma görmeye ve seyretmeye dayanır,

İyiye karşılık gelen ise anlama, idrak ve kavramayla ilgilidir’’ der Kant usta.

Güzellik ve onun seyredilip görülmesiyle oluşan beğeninin ve hoşluğun geçiciliği,

İyilikle ve onun anlaşılıp kavranabilmesine benzer bir süreç olan sevgiyle kıyaslanınca,

Bugün dünyayı sarmalayan ve hiçbir zaman bizlere hiçbirşeyin yetmemesini,

Maddesel devalüasyondan, duygusal enflasyona, zihinsel küçülmeye kadar herşeyi,

Biraz daha bütünsel boyutta kavrama şansımız olur dostlar.

Degradasyon ve yetinememe sadece ekonomik ve maddesel kalıp,

Bizim insan tekamülü ve olgunluğunu yaratan duyguları değersizleştirmemizden,

Onları kadim ve duygularımızın yerine koymaktan etkilenmiyor olamaz.

Topyekün değersizleşiyor, küçülüyor ve devalüe oluyoruz dostlar.

Sakın ha, beğenilmek asla sevilmek ,

Beğenmek te sevmek değil, yanılmayalım…