Ekonomik faaliyetlerin niteliği değişip kent büyüdükçe, yeni apartmanlar tarafından yutulan bu mahallenin ve bu coğrafyanın kadim öyküsü taa 19.yüzyıla, dünyanın öte yanında çıkmış bir savaşa dayanıyor. Amerikan İç Savaşı, pamuk üretimini durma noktasına getirdi. Oysa İngilizler’in tekstil endüstrisinin devasa çarklarını döndürebilmek için pamuğa ihtiyaçları vardı. Yeni hammadde arayışlarına giriştiler.
Çukurova, pamuk üretilebilecek coğrafyalardan biriydi. Toprak boldu, bereketliydi ama pamuğu işleyecek nüfus yoktu. Çözüm, Mısır, Lübnan ve asıl olarak Suriye’den getirtilen tarım işçilerinde bulundu. On binlerce kadın, erkek, çoluk, çocuk tarım işçisi bölgeye taşınıp Adana ve Tarsus’ta iskan edildi. O işçiler ki; pamuk tarlalarında dur durak bilmeden çalışacak, Çukurovalalılar tarafından “Fellah” diye anılacak; birkaç yıl sonra başlarını sokacak damlarının kurulu olduğu mahalleye de “ÇIPLAK MAHALLESİ” denecekti. Çukurova’nın bugünkü resminde onların da renkleri vardır. Bu belgesel, Çukurova tarımının bu önemli evresini, bu coğrafyaya o dönemde gelenlerin torunlarının öykülerinden yola çıkarak anlatıyor. Ön planda, yaklaşık iki yüzyıl önce Anadolu topraklarına getirilen bu kişilerin öykülerine odaklanırken, arka planda Türkiye’de tarım sektörünün geçirdiği dönüşümlere de değiniyor ve tarımdaki yapısal sorunlar yüzünden yıllar içinde hala tarımsal üretim yapılabilen kentlerin eteklerinde beliren mevsimlik işçi çadırları, yani yeni çıplak mahalleleri ile sonlanıyor.
Yönetmen: Gül Büyükbeşe Yapımcı: Özlem Eralp Kamera: Hayri Çölaşan Kurgu: Nuri Leblebici Ses: Fatih Aksop Işık: Veli Dönder, Ömer Faruk Günel
