Türk ve dünya tarihinin en büyük gezgini ve en büyük seyahat kitabının yazarı olan Evliya Çelebi 25 Mart 1611 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Babası Kütahya’lı olup,  Saray-ı Âmire’nin kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zıllî Efendi, annesi Sadrazam Melek Ahmed Paşa’nın akrabasıdır.

Evliya Çelebi, iyi bir eğitim almanın yanı sıra zamanının geçerli yabancı dilleri olan Arapça, Farsça ve Rumcayı öğrenmiş, bir miktar Latince dersi de görmüştür. Gezmeye düşkünlüğü dolayısıyla, bütün ömrü boyunca gezmiştir. Seyahatname boyunca defalarca ifade ettiği üzere, Rum, Arap ve Acem’de, İsveç, Leh ve Çek’te, 7 iklim ve 18 padişahlık yerini 51 yıl boyunca gezip dolaşmıştır. Bütün bu gezdiği coğrafyada 147 dilden kelimeler toplamıştır.

Resim-1:Evliya Çelebi

Evliya Çelebi’nin bugün Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan ve özgün metni 4.000 sayfa tutan 10 ciltlik seyahatnamesinden başka Şakaname diye bir eseri mevcut olup ancak bugüne kadar izine rastlanmamıştır. Evliya Çelebi’nin hayatına dair bildiklerimizin tamamı kendi anlattıklarıdır. 51 yıllık gezi hayatı boyunca devamlı not tutmuş, nerelere gittiğini, ne yaptığını, kimlerle görüştüğünü uzun uzun yazmıştır. Hangi tarihte ve nerede öldüğü kesin olarak tespit edilememiştir. Ancak, yalnızlık köşesine çekildiği Mısır’da 1685 tarihinden sonra öldüğü tahmin edilmektedir.

Resim-2: Evliya Çelebi

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin girişinde seyahate duyduğu ilgiyi anlatırken bir gece rüyasında Peygamber Hazreti Muhammed’i gördüğünü, ondan “şefaat ya Resulallah” diyerek şefaat isteyecek yerde şaşırıp “seyahat ya Resulallah” dediğini yazar.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdad Köşkü Bölümünde  bulunan 1-8. ciltleri yazarın el yazısı olduğu, ancak  9 ve 10. ciltlerinin orijinal nüshasının olmadığı kabul edilmektedir.  Evliya Çelebi’nin ölümünden sonra Mısır’ dan İstanbul’a getirilen bu değerli eserin 9 ve 10. ciltlerinin çok yıpranmış olduğu ve zamanın hattatları tarafından 3 nüsha çoğaltıldığı belirtilmektedir. Bu çoğaltma nüshalarından biri tam metin olarak Süleymaniye Kütüphanesi Pertev Paşa Bölümü’nde, diğeri Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Beşir Ağa Bölümü’nde, bir diğeri ise yine Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdad ve Revan Köşkü bölümlerinde bulunmaktadır. Sonradan çoğaltılan bir cilt de İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.

Resim-3:Seyahatname’nin kopya edilmiş bir örneği

Seyahatname, ünlü tarihçi Joseph v. Hammer tarafından ilim dünyasına tanıtılıncaya kadar kütüphanelerde saklı kalmıştır. 1843 yılında Müntehabat-ı Evliya Çelebi adıyla ilk seçme yayınlanmıştır. Tam metin olarak 1896 yılında tarihçi ve İkdam Gazetesi sahibi Ahmed Cevdet tarafından yayınına başlanmış ve 1900 yılına kadar ilk 6 cildi yayınlanmıştır. Kilisli Rifat [Kardam] tarafından hazırlanan 7 ve 8. ciltleri 1928 yılında Türk Tarih Encümeni tarafından, 9 ve 10. ciltleri ise 1935 ve 1938 yıllarında Maarif Vekâleti tarafından yayınlanmıştır. Bu seride yayınlanan ciltlere Pertev Paşa Bölümü’ndeki nüsha esas alınmıştır. Bu tam metin olarak ilk yayını ne yazık ki sansüre uğramış, olur olmaz kısımlar çıkarılmış, atlanmış, kelimeler değiştirilmiş ve bazı kelimeler de yanlış okunmuştur. Hem ülkemizde, hem de yabancı ülkelerde yapılan yayınlar bu sansürlü ve eksik yayın esas alınarak yapıldığından pek çok yeni yanlışı da beraberinde getirmiştir.

Resim-4: Evliya Çelebi seyahat ederken resmedilmiş gravürü.

Seyahatname ilk baskısına başlandığı 1896 yılından tam 100 yıl sonra ilk ciddi yayınına kavuşmuştur. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Bağdad Köşkü Bölümü’nde bulunan ve Evliya Çelebi’nin kendi el yazısı olduğu kabul edilen esas nüsha esas alınarak Yapı Kredi Yayınlan tarafından yayınlanmıştır. 1996 yılında yayınlanan ilk ciltten 11 yıl sonra, yani 2007 yılında bu dünya çapındaki eserin tüm ciltlerinin yayını tamamlanmıştır.

Resim-5: Yapı Kredi Yayınlarından basılan Seyahatname. 

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde  Tarsus’la ilgili bölüm 9. cilttedir. Eserlerinden bu bölümleri yazarken ömrünün son yıllarında olduğu anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi 6 ay İstanbul’da kalınca çok sıkılmış ve içine tekrar seyahat etme ateşi düşmüştür. Yaşının ilerlemesi dolayısıyla artık hac görevini de yerine getirmek istemektedir. Yine gördüğü bir rüya üzerine İstanbul’dan ayrılıp Mekke ve Medine yollarına düşer. Bildiğimiz kadarıyla Evliya Çelebi’nin İstanbul’u son görüşüdür. Zira hacdan dönüşte Mısır’a geçmiştir.

Resim-6: Seyahatname’nin Tarsus’un anlatıldığı 9. cildi.

Yazının devamı likte,

https://www.altinrota.org/yazilar/evliya-celebinin-tarsusu/111?fbclid=IwAR2_uSVAe2eI79DRLmAsdRou1Bh7cvDc5xR1Mg8eCJYlxa6cj9PFYQt6OTU