Erzurum yaylalarında yayla evlerini taştan yaparlar, taşların arasını ise saman, çamur ve tezek ile sağlamlaştırırlar. Avustralya’da RMIT Üniversitesi’nde çalışmakta olan Dr. Abbas Mohajerani bu eski tekniği yeni teknoloji ile birleştirip ortaya kokusuz ve temizlenmiş tezek tuğlalar çıkarmayı başardı. Doktor Erzurum’dan esinlenmiş midir bilinmez; fakat Dünya’da kabul görürse kanalizasyon problemimize bir çözüm olacağı umut edilebilir.

Şimdi şöyle bir düşünelim, Dünya’da 7 milyardan fazla insan var ve herkes, her gün olmasa da eninde sonunda tuvalete çıkıyor. Peki kanalizasyonlarımız toprağa sızdığında veya denize toplu halde döküldüğünde ne oluyor? Elbette az miktarda olsalardı toprak için güzel bir gübre olurlardı; fakat fazla olduğu için zehirli etki yaratıyor. Deniz ve su ekosistemlerinde ise plankton artışına bağlı ötrofikasyon adını verdiğimiz başka bir tür zehirlenmeye sebep oluyor. Ötrofikasyon, su ekosisteminde artan besin sonucu plankton ve mavi yeşil alglerin artması ve suyun yüzeyini kaplamasıdır. Suyun yüzeyi tamamen kaplandığında, ışık geçirgenliği azalır ve önce taban bitkileri, daha sonra da onların arasında saklanan balıklar ölür. Anlayacağınız ekosistem tepetaklak olur.

Dr. Abbas Mohajerani

Bu tarz durumları önlemek amacıyla bilim insanları dışkımızı değerlendirmenin bazı yöntemlerini bulmuştu. Biyokütleler (biosolid) örneğin, tarım gübresi olarak  kullanılan insan dışkılarıdır. İnsan dışkısında bulunan bazı hastalık yapan canlıların insan tarafından tekrar ağız yolu ile tüketilmesi riskli olabileceğinden, biyokütleler genelde insanların yemediği, kağıt yapımında, biyogaz yapımında veya ahşap yapımında kullanılan bitkileri yetiştirmek için kullanılıyordu.

Dr. Mohajerani yukarıda bahsettiğimiz biyokütleleri ısıl işleme sokarak yeni tuğlalar üretti ve bir fark yarattı.

Yazının devamını okumak için tıklayın