Uçsuz Edebiyat ve Eleştiri Dergisi’ni Fatoş Avcısoyu Ruso ile konuştuk.

Türk Edebiyatı’na çıktığı ilk sayıdan bu yana önemli katkılar koyan, KKTC’den ses verip Türkiye’de de dağıtımı yapılan ilk ve tek dergi “Uçsuz”dan Fatoş Avcısoyu Ruso ile konuştuk. Ürünlerinizi ucsuzedebiyat@gmail.com adresine gönderebilirsiniz.

“Uçsuz Edebiyat ve Eleştiri Dergisi” Kıbrıs’ta yayın yapmakla birlikte Türkiye’deki okura, sanatçıya da ulaşmakta. Bu bir ilk. 
Eserlerin Türkçe yaratılması Uçsuz’un sınırlarını ada dışına taşırmasında önemli bir etken. Sosyal medya bireylere sunduğu sınırsız iletişim olanağı ile toplumları birbirine yakınlaştırıyor. Bu ilişkiyi somutlaştırma arzusu da merkezinde sanat olan kişiler için kaçınılmaz. Ayrıca ürettikçe ve paylaştıkça sınır olarak gördüğünüz pek çok şeyin aslında zihinlerde olduğunu anlıyorsunuz. Derginin Türkiye’de hem sanat dünyasında hem de okurlar arasında sıcak bir şekilde karşılanması ise bu sınırların gerçekten de zihinlerde olduğunun göstergesi. Türkiye’de yayımlanan pek çok dergiye adada ulaşabiliyorsunuz. Bu ilişkinin tek taraflı olması, sanatın işlevselliğini -doğal olarak- köreltir. Uçsuz bu eksikliği ortadan kaldırmakta, iki ülke arasındaki edebi ilişkiyi sağlıklı bir zemine oturtmakta.

Eleştiri şiarını ön plana çıkarmaktasınız. Eleştiriye hangi noktadan bakıyorsunuz, nesnel bir eleştiriye ulaştığınızı söyleyebilir misiniz?
Feodal ilişkilerin ön planda tutulduğu bir adada yaşıyoruz. Akdenizli kimliğin bir uzantısı bu ve Kıbrıs’ın küçük bir ada oluşunun. Ancak çoğu zaman yaratıcılığın önünü tıkayan, sanat için hiç de gerekli olmayan bir nitelik. Eleştiride nesnellik Uçsuz için vazgeçilmez bir unsur. Eleştiri alt başlığı ile yayın yapıyor oluşumuz bizim için önemli bir güç. Hatalarımız veya eksikliklerimiz olmuyor mu? Tabii ki oluyor, olacak da. İşte eleştiri tam da bunun için gerekli. Uçsuz, yayın hayatına katıldığından beri adada objektif eleştiriyi daha çok konuşuyoruz. Bir yazının hangi kuramsal çerçeveye sahip olması gerektiğini tartışabiliyoruz. Kritik uzun vadede sanatın kalıcılığını sağlayan; yeni olanın yolunu gösteren yegâne yol. Uçsuz genişleyen yazar kadrosuyla bu alanda inadını sürdürmeye kuşkusuz devam edecek.

Ataerkiye tepki… 
Uçsuz, yazın alanında çok fazla dile getirilmeyen ‘ataerki’ye de bakış atıyor…
Ataerki kavramı günümüzün başat problemlerinden ve derginin doğmasında etkili olan sıkıntılardan biri. Edebiyat alanında var olan ancak görmezden gelinen, genç veya dişil olana uygulanan perde dünyanın pek çok yerinde aynı. Cinsiyetin ötesinde, güçlünün yaratılarının niteliğine bakılmaksızın yüceltilmesi eleştiri mekanizmasının çalışmaması ile ilişkilidir. Sanatı geriye iten böylesi bir menfaat döngüsünden kurtulmanın yolu nitelikli eleştiri, nitelikli eser, nitelikli yazar/şair ve okurdur. Bu döngüyü kırmak, önceliği bedene değil söze vermek için yayın hayatındayız. Uçsuz’un varlığı ile yayın hayatını daha seçici bir şekilde sürdürme gayreti içine giren diğer dergiler, sanata doğru yerden baktığımızın kanıtıdır.
Dergilerinizi Nurduran Duman adına Cumhuriyet gazetesinin adresine gönderebilirsiniz.

Kaynak: cumhuriyet.com.tr