Öncül Mustafa , Grup Merdiven ve Yıllar Öncesine Kısa Bir Yolculuk…

Bu yazıyı, Grup Merdiven’in kurucularından Serhan Kellözü’nün 50. Sanat Yılı için hazırlanan

“NOTALI ŞAİR – SERHAN KELLEÖZÜ” kitabı için yazmıştım.

ıl 1988’di… ’89 muydu acaba?.. Üniversiteden yeni mezun olduğumuz zamanlardı. Hemen hepimiz işimizde gücümüzdeydik ama hâlâ öğrenci gibiydik, hâlâ gençtik, hâlâ kanımız deli akıyordu, hâlâ “Neşeli gençleriz biz çibidibidip çibidibidipdip, yaşamayı severiz, çibidibidip çibidibidipdip / Bir pantolon bir gömlek çibidibidip çibidibidipdip, istediğimiz yere gideriz…” coşkusu ile uyanıyorduk her yeni güne.

12 Eylül öncesinin de 12 Eylül’ün de karanlık günleri yaklaşık 10 yıl geride kalmış, hayat normale dönmeye, gençler genç gibi yaşamaya, hayatın tadını yeniden çıkarmaya başlamışlardı.

Spor vardı… Adana Demirspor, Adanaspor, Çukobirlik, Güney Sanayi…

Eğlence ve keyif vardı… Dergah, Gümüş At, Sular, Altın Fıçı, Aramit, Çaça Pub, Takıl, Sun Pastanesi, Mavi Köşe… Sun Sineması, Arı Sineması, Metro Sineması, Alsaray Sineması, Erciyes Sineması, Park Sineması, yazlık sinemalar… Belediye Şehir Tiyatrosu, Devlet Tiyatrosu…

Piyasa muhabbetleri vardı… Sun Sineması Sokağı ve Gazipaşa Bulvarı’nın en popüler (ve son popüler) zamanlarıydı… Adana gençleri buralarda piyasa yapardı.

Müzik olmaz olur mu? Tabii ki müzik de vardı.

Tombul vardı… Burhan vardı… Şah vardı… Stop, yani Ümit Şahbaz vardı…

Yabancı müzikleri klasman dışı tutuyorum… Yeni Türkü, Çağdaş Türkü, Ezginin Günlüğü, Grup Gündoğarken kasetleri benim başucu kasetlerimdi.

“Pencereler bırak açık kalsın geceleri yağmurlar yağsın / Günebakan düşlerimiz yağmur sesiyle çoğalsın” diyor, pencerelerimizi hiç kapatmıyorduk.

İşte o günlerde… Okuldan arkadaşlarım Murat Hasarı ve Serhan Kelleözü’nün müzikleri ile tanıştık.

İlk kez nerede, nasıl hiç hatırlamıyorum ama… Bir gün bir yerde dinledim, bayıldım. Belki de arkadaşlarım oldukları için iltimas mıydı bilmiyorum ama çok sevdim.

Akşamları bir araya geliyor sohbet ediyorduk bol bol.

Serhan’ın içinden enerji fışkıran fıldır fıldır gözleri, her şeyi müthiş bir heyecanla anlatıp, çevresinde bulunan herkesi mevzuun içine çeken coşkusu…

Murat’ın her zamanki sakin tavrı, samimi ve sempatik bakışları, hoşuna giden bir şey olduğunda kahkahasını esirgemeden koyuvermesi…

Gecelerimiz bol müzikli, çok renkli ve çok neşeli geçiyordu.

Kapalı’nın karşısında Sümer Apartmanı vardı o zamanlar… O apartmanın altında küçük bir reklam ajansı kurmuştuk Sefa, Elif, Fethi ve Ahmet ile: SANART

Bizim ofis, arkadaşlarımızın buluşma mekânı olmuştu. Akşam üzeri işten çıkan ya da işi olmayan arkadaşlarımız bizim oraya uğrar, çay kahve içer, biraz sohbet eder giderdi.

O akşamki misafirlerimiz Serhan ve Murat’tı. Her zamanki sohbetlerimiz ile başladı gece… İlerlemeye başladı… Yanlış da hatırlıyor olabilirim ama Murat ve Serhan gitar da çaldılar galiba…

Bir ara Murat, “Arkadaşlar,” dedi “Biz bir müzik grubu kurduk. Bu gruba isim arıyoruz. Bi’ sürü isim geçti aklımızdan ama hiçbiri içimize sinmedi. Siz de bi’ düşünün…”

O anda aramızda bir beyin fırtınası esmeye başladı… Onlarca, belki de yüzlerce isim havada uçuşuyor, Serhan ve Murat hiçbirini beğenmeyip, “I-ıh” deyip, “Devam devam!” der gibi bakıyorlardı…

Bir ara Serhan, “Bizden, Anadolu’dan, kültürümüzden bir şeyler taşıyan bir isim olsa…” dedi. “Grup Motif olabilir mi?” diye sordum… Hemen herkes, “Çok kadın işi, el işi ev işi gibi bir isim oldu.” deyip karşı çıktı. “O zaman Grup Lokomotif olsun,” dedim, “Kurtalan Ekspres gibi…”

Bu önerim epey tartışıldı ama kabul edilmedi.

O dönem Tan Oral, Cumhuriyet Gazetesi’nde “Duvar ve Merdiven” isimli bir karikatür serisi çiziyordu. O seri geldi aklıma, “Duvar ve Merdiven olsun,” dedim, “Sizin yaptığınız da bir nevi bu. Müziğinizle duvarları aşmaya çalışmıyor musunuz?”

Bu isim hepimizin aklına yatar gibi oldu. Murat ya da Serhan, “Güzel, güzel de” dedi, “Biz Grup’u da kullanmak istiyoruz. Böyle olunca da üç hatta dört kelime oluyor. Grup Duvar ve Merdiven… Çok uzun.”

Söyleyecek bir şey yoktu. Tabii ki haklıydılar.

Sefa, “Madem öyle çok uzun… Sadece Merdiven olsa?” dedi.

O gün, orada, o anda Serhan ve Murat’ın liderliğini yaptığı grubun adı kondu:

GRUP MERDİVEN

Press enter or click to view image in full size

Görsel, Grup Merdiven’in bir televizyon yayınından ekran görüntüsü olarak alınmıştır.

Çok iyi hatırlıyorum… Grup Merdiven’in hemen o zamanlardaki ilk konserlerinin afişini de Sefa yapmış, Serhan serigraf ile basmıştı.

Sonrasında Grup Merdiven’in müzikleri, şarkıları Türkiye çapında sevilir dinlenir oldu.

Akdeniz Akşamları, Çiçeği Burnunda, Hasretler Ayrılıkla Başlar, Ara Beni Ara Yar…

Hele de özel radyo ve televizyonların yayınlarının başlamasından sonra merdiven bambaşka yerlere uzandı.

Bugün her yaştan, her tür müzik dinleyicisinin ezbere bilip anında eşlik ettiği ve adeta anonim bir şarkı hâline gelen “Akdeniz Akşamları”nın ve daha birçok güzel şarkının yaratıcısı sevgili Serhan’a bizi böyle güzelliklerle buluşturduğu için teşekkür ediyorum.

Böyle güzel insanlarla karşılaşmak, arkadaş ve dost olmak her zaman, herkese nasip olmaz.

Şanslı insanlarız.

Ne mutlu bize.

Nice yıllara Serhan. Sağlıkla, mutlulukla, sevenlerinle ve sevdiklerinle yaşayacağın çok güzel zamanların olsun.

* “NOTALI ŞAİR — SERHAN KELLEÖZÜ” kitabı, S. Halûk Uygur, Derya Yazar, Meryem Özkaya, Esen Cömertpay, Yaşar Ateşoğlu ve Gürcü Görkem tarafından hazırlanmıştır.

Press enter or click to view image in full size

NOTALI ŞAİR — SERHAN KELLEÖZÜ