Sinema aşkıyla Yeşilçam’a sarıldı – Kudret Sönmez

Bildiğimiz o devasa perdenin beyazında; aşk, cinsellik, ajitasyon, hüzün, kahkaha, kahramanlık, dürüstlük, kalleşlik, aksiyon; dün, bugün ve yarınlar vardı. Bunlar bize neler kazandırdı, tam bilemiyor ve görecelidir deyip geçiyorum. 

Bir de öteki yüzler, yürekler, gerçek hayatlar titreşirdi perdenin arkasında; şöhret, para, ulaşılmazlık, bazen kibir… Yanı sıra; teknik yetersizlik, harcanmış emekler, zirveden dibe vuruşlar, yoksulluk vs. vs. vs.

Gün geldi Yeşilçam’ı parlatan yıldızların çoğu söndü. Misyonunu iyi ya da kötü tamamlayan ağaç kurudu… Geriyeyse, nesli tükenmekte olan sevdalılar ve fanatik hayranlar kaldı.

***

Serdar Kürkbabaoğlu, 1963 yılında Adana’da doğdu… Koşullar sonucu, ortaokul 1. sınıfta defterini açmamak üzere kapattı. Fakat, bu arada sinema sevdası başladı ve duygusunu asla köreltmedi… Halen ekmeğini fotoğraf makinesini yerinde ve zamanında kullanarak kazanan Kürbabaoğlu, ölümsüz aşkı sinemayı şu sözlerle dile getirmekte:

“Sinemaya olan merakım, ilkokul 4. sınıftayken okulumuza 16 milimetrelik film makinesi getirilmesiyle başladı. Her hafta sonu beyazperdede gösterimler yapılıyordu… Bir ara, başrollerini Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın paylaştığı 1972 yapımı ‘Dönüş’ adlı film geldi. O yapımı izleyince sinemanın büyüsüne kapıldım. Filmler, afişler, oyuncular rüyalarımı süslemeye başladı. Halen ikamet etmekte olduğum, Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Hacıbayram Hanedan mahallesinde 3 yazlık sinema vardı o sıralar. Bunlar; Yeni, Şan ve Halk sinemalarıydı. Okula gidip gelirken ve bazı işlerde çalışırken, özellikle bu sinemaların önünden geçip gösterimde olan filmlerin afişlerini büyük bir zevkle izler ve hayalleriyle dalardım uykuma. Yazları Adana aşırı sıcak olduğundan damlarda cibinlik altında yatar, oynayan filmlerin sesleriyle buluşurdum rüyalarımla.”

FOTOĞRAFÇILIK DÖNEMİ BAŞLIYOR

“Yıllar birbirini kovaladı ve fotoğrafçılığı meslek haline getirip hayatımı kazanmak zorundaydım.  Bu bağlamda, hem ticari yönünü hem de sanatsal boyutunu düşünerek AFAD’a kayıt oldum. Bu alanda birçok ulusal fotoğraf yarışmasına katılarak çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller aldım.

Sinema tutkum hiç bitmedi. Birçok sinema oyuncusuyla iletişim kurdum, dostluklar geliştirdim. Halen görüşmelerimiz devam ediyor.    Yeşilçam koleksiyoneri olarak pek çok film festivalinde sinema afişleri sergisi açtım. Aynı zamanda, Yeşilçam’da çok iyi bir oyuncu olup iz bırakmak istedim ama olmadı. Sadece, TV için bazı dizilerde kısa da olsa rol almayı başardım. ‘Sokağın Çocukları’ dizisinde cezaevi doktorunu oynadım. Figüran düzeyinde olsa da oyunculuk hevesimi gidermiş oldum.”