Doğadaki tüm hayvanlar, bitkiler ve insanlar bir dengenin ürünüdürler. İlk çağlardan kalan arkeolojik bulgulara göre insanlar, besin elde etmek ve sağlık sorunlarını gidermek için öncelikle bitkilerden faydalanmışlardır.

Yüzyıllardan beri süregelen insan ve bitki arasındaki bu ilişki sonucunda, günümüzde tüm dünyanın önemini kabul ettiği ve ciddi araştırmaların yapıldığı etnobotanik bilim dalı doğmuştur. Zengin bir kültürel mirasa sahip olan ülkemizin de etnobotanik açıdan oldukça kapsamlı bir bilgi hazinesi mevcuttur. Bir süre önce kendi bölgemizdeki bu bilgi hazinesini keşfetmek üzere uzun soluklu olarak yürüttüğümüz bir proje sürecinde Toroslardaki her bir bitkinin izini sürerken yolumuz bizi Çimen Dağı’nın tepesine kadar sürüklemişti. Ve bu proje sırasında etnobotanik bir çalışma olan kitabımız için edindiğimiz yeni bilgiler, görsellerle flora kadar faunayıda az da olsa incelememiz gerektiği kanaatine varmıştık. Bu amaçla Çimen Dağı’ndaki Uludaz Tepesi’ne nasıl gideriz ve orada göreceğimiz bu böceklerin öyküsü nedir diye araştırmalara başladık…

Kahramanmaraş’ın güneyinde, şehir merkezine 65 km uzaklıkta olan, Büyüksır Köyü’nden geçerek ulaşabileceğiniz Çimen Dağı’ndaki 2273 m rakımlı Uludaz Tepesi, güneşin bulutlarla dansettiği ve buradaki her taşın altında onlarca(50-100) uğur böceğinin yer aldığı eko-turizm açısından çok değerli bir alan… Bu böcekler, halk arasında “uğur böceği”,“gelin böceği”, “nişan böceği”ve “uçuç böceği” isimleriyle de bilinen Coccinellidae familyasına ait ve Türkiye’de başka yerde görülmeyen Coccinella septempunctata kolonisi “yedi noktalı uğur böceği”dir.  “Uğur böceği” yakıştırması; avcı bir yaradılışa sahip olmaları ve çiftçilerin ürünlerine zarar veren yaprak biti, unlu bit, kabuklu bit gibi zararlılarla beslenerek( 1 ergin günde yaklaşık 100 yaprak biti)   onları yok etmeleri nedeniyle çiftçiler tarafından verilmiştir. Çiftçiler doğadaki bu muhteşem yaşam döngüsünün farkına varamadıkları dönemde tarlalarında gördükleri bu böceklerin onlara uğur getirdiğine inanarak o yıl hasadın bereketli olduğuna inanıyorlardı.

Yazının devamını okumak için tıklayın