
Adana’nın 1930 ve 1940’lı yıllarına damga vuran / öncülük eden kültür, sanat-edebiyat ortamı ve adamlarını önceki yazılarda dile getirmiş; yerelden evrensele derin izler bırakan ve efsaneleşen Yaşar Kemal’i ortaya çıkaran / gelişimine katkı verenlerin bu kuşağın emekçileri olduğunun altını çizmiştim. Hatta Cumhuriyet ve onun yarattığı planlı ekonominin çarkları içinde tutunmaya çalışan; işçi-işveren ilişkisi içindeki insanların varoluş serüvenini gerçekçi ve yalın bir biçimde eserlerinde dile getiren Orhan Kemal’in de, bu dönemin ikliminde yeşerip büyüdüğünü belirtmiştim.
Bu yazıda ise dünya çapında nam salmış, edebiyat dışında, sinemanın büyüleyici etkisi içinde “Çirkin Kral” a dönüşmüş Yılmaz Güney’i, üstelik ona göz kulak olan, kol kanat geren Çoban Yurtçu şahsında anlatmaya namzet oldum…
1950’li Yılların Adanası:
II. Dünya Savaşı’nın getirdiği acılar, açlık, sefalet ve ölümler, dünyanın her bir yanında olduğu gibi Adana’da da etkisini göstermektedir. Vatandaşlar ağır bir ekonomik baskı altındadır ve iki kutuplu soğuk savaş dönemi başlamıştır. Emperyalist Amerika ile Komünist Rusya’nın dayattığı düzen işlemektedir. CHP’nin tek parti dönemi hakimiyeti sona ermiş ve yine CHP’liler tarafından kurulmuş olan Demokrat Parti iktidara gelmiştir. Ve hasımlarına düşmanlık etmek isteyenler birbirlerini komünistlikle suçlamaktaydılar.

Adana Halkevi Bahçesi’nde sohbet arkadaşı olan Arif Nihat Asya, Arif-Abidin Dino kardeşler, Celal Sahir Muter, Hamit Salih Asyalı, Sait Toraman, Ziya İlhan, İlhan Egemen Darendelioğlu, Yaşar Kemal, Orhan Kemal ve daha nicelerinin arasına artık kara kedi girmiştir. Bir tarafta milliyetçi gazete ve dergilerin, diğer tarafta da sol fikriyatı benimsemiş gazete ve dergilerin savaşı çoktan başlamıştır bile… Arif Nihat Asya, Remzi Oğuz Arık, Cezmi Türk, Kerim Ulusçutürk, Lütfi Oğuzcan ve Ziya İlhan gibi milliyetçiler, Nazım Hikmet’ten etkilenen ve başını Orhan Kemal ile Yaşar Kemal’in çektiği sol gurup arasında gözle görülür biçimde bir mücadele giderek büyümektedir.
1950’li yılların Kültür, Sanat ve Edebiyat Ortamında Adana’da saflara ayrışma eğilimi içindeki gazeteler, çok geçmeden birbirleri hakkında olumsuz düşüncelerini çekinmeksizin ortaya koyarlar. Yeni Adana, Türk Sözü, Bugün, Demokrat Adana, Vatandaş gibi gazeteler kendi içinde saflarını alırlar. Bu aynı zamanda dergiler için de geçerlidir. Çığ, Salkım, Doruk, Toprak ve benzeri dergiler, milliyetçi ya da sola dönük düşüncelerini uluorta dile getirirler.
İşte başlığa adını veren Çoban Yurtçu da böyle bir ortamın öznesi olarak ortaya çıkar. Öğretmenliği sonrasında Bugün gazetesinde kültür-sanat ve edebiyat köşesini yöneterek sol düşüncedeki gençleri etrafında toplar. Bu gençlerin başında ise o günkü adıyla Yılmaz Pütün günümüzde ise Çirkin Kral, Yılmaz Güney’dir. Nihat Ziyalan ve Özdemir İnce ise en yakın arkadaşlarıdır.
Kimdir Çoban Yurtçu?
1915’de Pozantı’nın Şıhlı köyünde doğdu. Seferberlik nedeniyle henüz bir haftalık bebekken babası askere alındı. Babası, dört yıl boyunca İngilizlerin elinde esir kaldı. Bu süre içinde annesini kaybetti. Evleri yağmalandı. Babasının gelişiyle birlikte ilkokulu bitirmeden amcasının yanına Adana’ya gönderildi. İlkokulu Namık Kemal’de okudu. Tanınmış romancı Orhan Kemal’le aynı sınıfta bulunuyordu. Adana Erkek Lisesi Orta Bölümü’nü bitirdi.Aynı zaöamda Seyhanspor futbol kulübünde Orhan Kemal’in takım arkadaşıydı. Öğretmen Okulu’nun arkasından askerliğini 1937-1938’de İstanbul’da Yedek Subay Okulu’nda tamamladı. Piyade Bölüğü’nde bulunan Sabahattin Ali’yle tanıştı. Her ikisinin de komutanı 1938’de Hatay’a giren ünlü komutan Şükrü Kanatlı’ydı.
İlk öğretmenlik görevini Silifke’nin Yenisu köyünde yaptı. Arkasından Adana’ya tayini çıktı. Gazipaşa ve Kazım Karabekir İlkokulu’nda öğretmenlik yaptı. Öğrencileri arasında tanınmış kabadayılardan Asfalt Rıza, Süleyman Sırrı, Bağrıyanık Hilmi, Çeçen Cumali, Üçadım Kemal, Tepebağlı İzzo, ses sanatçısı Mustafa Sağyaşar ve Ritimsaz Hüseyin İleri vardı.
Emekli olduktan sonra özellikle 1940’lı yıllardan itibaren Bugün gazetesinde yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. Aynı zamanda kültür-sanat ve edebiyat sayfasını yönetti. 1960’lı yılların başında ise Adana Valisi Mukadder Öztekin’in öncülüğünde kurulan ve Adana’nın önemli isimlerinin katıldığı “Adana’ya Üniversite Kurma” girişiminin içinde bulundu. Genel Sekreter ve Sözcü olarak katkı sağladı. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in Adana ziyaretlerinde üniversite sözü alarak Çukurova Üniversitesi’nin kurulmasında öncü rol aldı. Daha sonra Cumhuriyet Gazetesi bölge temsilcisi ve matbaa müdürlüğü görevini yerine getirdi. Basın mensubu arkadaşlarıyla birlikte Adana Gazeteciler Cemiyeti’ni Çukurova Gazeteciler Cemiyeti olarak genişleterek kurucu ve ilk başkanı oldu. Seyhanspor Başkanlığı yaptı. Aynı zamanda Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve Türkiye Spor Yazarlar Derneği (TSYD) Adana Şubelerini kurarak başkanlık görevlerinde bulundu. Kamuran Yurtçu ile evli olan Çoban Yurtçu; Ufuk (Öğretmen), Işık (Gazeteci) ve Oya (Öğretmen) adlı 3 çocuğu vardır. 14 Mart 1981 günü vefat etti.
1951’de Adana Sümerbank Bez Fabrikası’nda işe başlayan, 10 yıl süreyle Adana’da kalan ve “Yarın Biz Konuşacağız: Tip Tarihi ve Anıları” adlı kitabı yazan Ömer Nida, anılan hatıratında döneme özgü Adana’nın kültür, sanat ve edebiyat ortamını ayrıntılarıyla dile getiriyor. Dönemin gazetelerini, düşün-sanat hareketlerini, öykü, şiir ve diğer tür yazıları, sanatsal çalışmaları, Türkiye’nin her bir yanında çıkan dergilere ürün yollamalarını, edebiyat matineleri, toplantılar, konferanslar, dergi çıkarmalar, Mersin-Tarsus ziyaretleri, Nurullah Ataç’ın sık sık Adana’ya gelişi ve daha nice etkinliği sıralıyor peşi sıra… Arkasından;
“Ah Adana… Ah sevgili dostlarım, sizleri her vakit anımsarım: Cahit Irgat, Cahit Öztelli, Salih Tozan, M. Samim Akay, Ali Püsküllüoğlu, Yılmaz Güney, Şükrü Tekbaş, Nihat Ziyalan, Demirtaş Ceyhun, Nurer Uğurlu, Kemal Bayram Çukurkavaklı, Müşür Kaya Canpolat, Faruk Ergöktaş, Turgut Kazan, Özer Ozankaya, Erol Erk, Ceyhun Can, Ahmet Nadir Caner, Mustafa Canpolat, Süleyman Ege, Şükrü Üstün, Turan Göbekli, Cenan Bıçakçı, Aktör Özkan, Abdullah Sert, Mösyö Matyü, Ahmet Canpolat, Muzaffer Çenesiz, Erdal Yücel, İbrahim Şenel, Arap Sami, Vadii Cezayirli, Nurettin Yerdelen, Mehmet Emin Kıyas, M. Ali Bilgetekin, Fahri Gülek, Atıf Özbilen, Ali Çetinkaya, Hayri Gençosman, Yaşar Ketan, Selim İncel, Kenan Gedikoğlu, Fevzi Yetiker, Zeynep Yıldız Yetiker, Kadir Pencaplıgil, Uzun Mahmut, Mehmet Akif Tuncay, Sadi Samra, Şemsettin Sayü, Esen Özbek, Halil Bikes Ulusoy, Hasan İhsan Kaldar, Engin Ünsal, Necati Enez Kahyaoğlu, M. Sami Aşar, Hülagü İlhan Tunç, Erol İşisağ, İlhan Püsküllüoğlu, Hamit Salih Asyalı, Bekir Onur, Yılmaz Kalak, Hüseyin Kalaba, Gazeteci Cavit, Arif Keskiner, Muzaffer Bükülmez, Ali Kemal Şenadam ve adını anamadığım daha nice dostlar…” diyerek ilgili bölümü bitiriyor.
Yukarıda dile getirilen bilgi ve düşüncelerden sonra denilebilir ki, Yaşar Kemal’in varoluşuna Dino Kardeşler ne kadar katkı vermişse, Orhan Kemal’e Nazım Hikmet keza, Yılmaz Güney’in öykülerini Bugün gazetesinde yayınlamak bir yana, onu dış dünya ile iletişim kurması ve aracılık etmesiyle, kol kanat germesi ve dost çevresinde tutmasıyla, Yılmaz Pütün’ün “Çirkin Kral” olmasında başat aktörlerden birisi de, Çoban Yurtçu’dur. Dua niyetine selam olsun…
(Arka Plan Dergisi, Sayı:35, Şubat-Mart 2025)
