
Kendimi gerçekten terkedilmiş hissediyorum…
Eğitimimiz sırasında edindiğim mesleki değerlerin artık hiç birinin geçerli olmadığı bir çağda yaşamak zorunda kaldığım için terkedilmiş…
Doğru olduğuna çok inanıp denediğim tecrübelerimi bile hiç bir alanda uygulama fırsatı bulamayıp, artık doğru olduğundan şüphe duymaya başladığım için terkedilmiş…
Zorlukları aşarken sırt sırta verdiğimiz doslukların yerini, birden fazla yüzü olan “sözde” dostlukların aldığını gördüğüm ve bu yüzden kendimi yalnızlığa mahkum etmek ihtiyacını duyduğum için terkedilmiş…
Dedemin, ninemin anlattığı masallardaki insan profiline artık hiç rastlayamaz olduğum, onların yerini Brütüsler aldığı için terk edilmiş…
70 yaşına ulaşmış biri olarak; ileride yaşayabileceği günler içinde , bırakın muassır medeniyeti, geçmişte eleştirdiği günlere bile ulaşma umudu kalmadığı için terkedilmiş…
İnandığım görüşlerin yaşamım boyunca asla gerçekleşmeyeceğini öngördüğüm için terkedilmiş…
İnsanlığın en önemli erdemlerinden hukuk, adalet, görüş ve inanca saygı gibi zenginlikler hedeflenerek kurulan Cumhuriyet’imizin, yoksullaştığını gördüğüm için terkedilmiş…
İnsanlık dışı acayip bir yaratık yaratık haline geldiğimi hissederek, kendimi terkettiğim kadar terkedilmiş.
