Hurdalarla metalden hikâyeler yazıyor

Mustafa Özke …

Heykeltıraş Murat Günaydın’ın atölyesi bir hurdalıkta başlıyor. Zamanla işlevini yitirmiş otomobil parçaları, onun ellerinde yeni bir kimlik kazanıyor; paslı, kırık ve artık olarak görülen metal, heykelin yaşayan bir parçasına dönüşüyor.

Çocukluğundan beri kendi oyuncaklarını yaparak büyüyen Adanalı heykeltıraş Murat Günaydın’ın atölyesi bir hurdalıkta başlıyor. Zamanla işlevini yitirmiş otomobil parçaları, onun ellerinde yeni bir kimlik kazanıyor; paslı, kırık ve artık olarak görülen metal, heykelin yaşayan bir parçasına dönüşüyor.

Hurdalarla metalden hikâyeler yazıyor

Günaydın, hiçbir ön çizim yapmadan, tamamen doğaçlama bir yaklaşımla parçaları bir araya getiriyor. Ortaya çıkan eserler, hem geri dönüşümün hem de sezginin sanatla kurduğu güçlü ilişkiyi görünür kılıyor. Ve bu eserler Adana’daki ünlü bir otomobil firmasında sergileniyor.

Hurdalarla metalden hikâyeler yazıyor

Yaklaşık 20 yıldır heykel ve fotoğrafla ilgilenen Günaydın, sanat yolculuğunun akademik temellerini 2001 yılında Çukurova Üniversitesi’nde aldığı heykel eğitimiyle attı. Suat Karaaslan ve Ragıp Şahin’in atölyelerinde şekillenen bu süreç, sanatçının metal ile kurduğu kişisel dilin de başlangıcı oldu. Ancak onun heykelle kurduğu bağ, üniversite sıralarından çok daha öncesine uzanıyor.

Hurdalarla metalden hikâyeler yazıyor

Hazır hiçbir şeyim yoktu, kendim yaptım

Çocukluğunda oyuncaklara sahip olmayan başarılı sanatçı Günaydın, eksiklik olarak görülebilecek bu durumu üretimle aşmış bir sanatçı yönüyle dikkat çekiyor.

Kendi oyuncaklarını yaparak büyüdüğünü anlatan Günaydın, bu sürecin farkında olmadan onu heykeltıraşlığa hazırladığını söylüyor. “Hazır olan hiçbir şeyim yoktu. Bu yüzden her şeyi kendim yapmak zorundaydım. O zorunluluk bugün sanatımın temelini oluşturuyor,” diyor.

Yazının devamını okumak için tıklayın