İlksen Utlu, İstanbul’da hazine avı

Karaköy’den Casa Botter’e, kentin hikâyelerine kulak veren bir rota.

Bu hafta, sizi yalnızca binalarıyla değil hikâyeleriyle de yaşayan; içinde ne kadar zaman geçirirseniz geçirin her an yeni bir cevher sunan İstanbul’da ilham dolu kısa bir tura çıkarmak istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde Karaköy’ün değerli yapılarından biri olan, 1910’lu yıllardan günümüze taşınan ve yeniden hayata kazandırılan Hovagimyan ile tanışma vesilesiyle katıldığım Karaköy turunda İstanbul’un, her adımda geçmişle bugünün birbirine karıştığı, hatırlamanın mekânlarla iç içe geçtiği bir şehir olduğunu bir kez daha hissettim.

İstanbul, onu daha yakından tanımak üzere sokaklarında keşfe çıkanlara her adımda geçmişten hikayeler fısıldıyor.

İstanbul’un sokakalarında farkındalıkla yürümek, aslında şahane hikayeler anlatan bir hikaye anlatıcısını dinlemek gibi. Hikaye anlatıcısı; bazen bir duvar bazen kaldırımların taşıdığı izler bazen de isimleri silinmiş ama hikâyeleri hâlâ dolaşımda olan hayatlar olabiliyor.

Her semt bir anlatı taşıyor; bazıları yüksek sesle, bazıları utangaç bir suskunlukla. Ve biz çoğu zaman gündelik koşturmamızın içinde, onun bize anlattıklarına kulak vermeyi atlıyoruz.

Oysa İstanbul, yalnızca geçmişiyle değil; bugün kurulan, yarına devredilecek hikâyeleriyle de yaşayan bir kent. Bu yazı, İstanbul’u bir şehirden çok ortak bir hafıza ve değer olarak hatırlamaya bir davet. Çünkü İstanbul hâlâ anlatıyor. Yeter ki ara ara durup dinlemeyi bilelim.

Abed Han-Arap Camii-Yeraltı Camii

Cevherlerle dolu bir semt olan Karaköy’de bir rota önerisi

Daha önce defalarca bulunduğum Karaköy semtini bu kez rehber Emre Poyraz keyifli anlatımıyla gezdim. Ve İstanbul beni bir kez daha tanımakla tükenmeyen derin hazinesiyle hayretlere saldı.

Gezimizin başlangıç noktası Karaköy’de zamanın katmanlarına tanıklık eden değerli bir yapı olan Hovagimyan.

Hovagimyan; 1910’lu yıllarda Mimar Leon Nafilyan’ın Art Nouveau çizgilerle İstanbul’un kalbine mühürlediği, ticaretin nabzının attığı, puslu liman sabahlarından bugüne şehrin hafızasını yaşıyan canlı bir yapı.

Bugünlerde, bu tarihi yapı OMM (OdunpazarıModern Müzesi) gibi kent hafızasına değer katmaya özen gösteren duraklar yaratan Rana ve Erol Tabanca’nın geçmişe duydukları saygıyı önceleyen dokunuşlarıyla Hovagimyan Hotel and Suites olarak yeniden hayat buluyor.

Dünya ekonomisi için kıymetli bir geçiş noktası olması itibariyle Karaköy Limanı çevresi tarihte depolara, tüccarların yazıhanelerine ev sahipliği yapmış hanlarla çevrili. Uzun yıllar atıl halde duran bu hanlar son yıllarda Hovagimyan örneğinde olduğu gibi kent tarihine ve kültürel mirasa değer veren insanlar tarafından yeniden hayata kazandırılıyor.

http://İstanbul’un sokakalarında farkındalıkla yürümek, aslında şahane hikayeler anlatan bir hikaye anlatıcısını dinlemek gibi. Hikaye anlatıcısı; bazen bir duvar bazen kaldırımların taşıdığı izler bazen de isimleri silinmiş ama hikâyeleri hâlâ dolaşımda olan hayatlar olabiliyor. Her semt bir anlatı taşıyor; bazıları yüksek sesle, bazıları utangaç bir suskunlukla. Ve biz çoğu zaman gündelik koşturmamızın içinde, onun bize anlattıklarına kulak vermeyi atlıyoruz. Oysa İstanbul, yalnızca geçmişiyle değil; bugün kurulan, yarına devredilecek hikâyeleriyle de yaşayan bir kent. Bu yazı, İstanbul’u bir şehirden çok ortak bir hafıza ve değer olarak hatırlamaya bir davet. Çünkü İstanbul hâlâ anlatıyor. Yeter ki ara ara durup dinlemeyi bilelim. Abed Han-Arap Camii-Yeraltı Camii Cevherlerle dolu bir semt olan Karaköy’de bir rota önerisi Daha önce defalarca bulunduğum Karaköy semtini bu kez rehber Emre Poyraz keyifli anlatımıyla gezdim. Ve İstanbul beni bir kez daha tanımakla tükenmeyen derin hazinesiyle hayretlere saldı. Gezimizin başlangıç noktası Karaköy’de zamanın katmanlarına tanıklık eden değerli bir yapı olan Hovagimyan. Hovagimyan; 1910’lu yıllarda Mimar Leon Nafilyan’ın Art Nouveau çizgilerle İstanbul’un kalbine mühürlediği, ticaretin nabzının attığı, puslu liman sabahlarından bugüne şehrin hafızasını yaşıyan canlı bir yapı. Bugünlerde, bu tarihi yapı OMM (OdunpazarıModern Müzesi) gibi kent hafızasına değer katmaya özen gösteren duraklar yaratan Rana ve Erol Tabanca’nın geçmişe duydukları saygıyı önceleyen dokunuşlarıyla Hovagimyan Hotel and Suites olarak yeniden hayat buluyor. Dünya ekonomisi için kıymetli bir geçiş noktası olması itibariyle Karaköy Limanı çevresi tarihte depolara, tüccarların yazıhanelerine ev sahipliği yapmış hanlarla çevrili. Uzun yıllar atıl halde duran bu hanlar son yıllarda Hovagimyan örneğinde olduğu gibi kent tarihine ve kültürel mirasa değer veren insanlar tarafından yeniden hayata kazandırılıyor.

https://t24.com.tr/yazarlar/ilksen-utlu/istanbulda-hazine-avi,53589