ilksen Utlu, Yaşadığınız kentte turist olmaya ne dersiniz?

Kentin büyüsünü, tarihini ve çok kültürlü dokusunu yeniden hissettiren bir keşif deneyimi.

Büyük bir kentte yaşamak çoğu zaman nefes almadan akan bir ritmin içinde sürüklenmek, gündelik koşturmaların içinde oradan oraya savrulmak demek olabiliyor. Oysa ara ara bu koşturmanın dışına çıkıp kendi yaşadığımız kente bir turist gibi bakmak; adımlarımızı yavaşlatır, duyularımızı açar, farkındalığımızı tazeler. Bildiğimizi sandığımız sokakların değişen seslerini, köşelerin saklı hikâyelerini yeniden duyarız. Bilmediğimiz sokaklarda yeni keşiflere çıkarız. Bu küçük molalar bize hem bir durup yenilenme alanı hem de yaşadığımız yere yeniden heyecan duyma fırsatı sunar.

Aynı şehre meraklı bir gözle yeniden bakmak, ne kadar yorucu olursa olsun; sokaklarında saklı hikâyelerini ve dokularını tekrar keşfetmenin heyecanıyla içimizde ona daha fazla yer açmamıza olanak sağlar ve bizi yaşadığımız yere yeniden bağlayan taze bir nefes olur.

İstanbul da pek çok büyük kent gibi yaşaması çok da kolay olmayan ama kendine has tarihi ve kültürel zenginlikleriyle insanın aklını başından alan bir kent. Eğer kendinize bu şehirde turist olma fırsatı sunarsanız; belleğinde Roma’dan, Bizans’a Osmanlı’dan Cumhuriyet’e pek çok zengin katman bulunduran bu büyüleyici kent dokusuyla, kokusuyla, hikayeleriyle ruhunuza nefesler üflüyor ve aklınızı başınızdan alıp her seferinde sizi yeniden kendine bağlıyor.

Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi yaşamanın zor ama bir o kadar büyüleyici olduğu bu kentle ilişkimi hem farkındalıklı bir şekilde sürdürebilmek hem de burada yaşama deneyimimi canlı kılmak adına kendime turist olma fırsatları yaratmaya özen gösteriyorum. Zaman zaman adımlarımı yavaşlatarak ve şehrin ruhuma hikayelerini üflemesine fırsat tanıyarak; gündelik koşturmasıyla ve ritmiyle nefesimi kesmeye çok müsait olan bu kentin güzelliklerine odaklanabiliyorum.

Size de ara ara kendinizi turist ilan edip şehre biraz dışardan bakmanızı, sokaklarında kaybolmanızı, tanımadığınız semtlerinde keşfe çıkmanızı, daha önce temas etmediğiniz tarihi ve kültürel zenginlikleriyle temas etmenizi, hem fizik hem de fizik sınırlar ötesinde derin izler taşıyan her bir katmanından yayılan fısıltıya kulak vermenizi öneririm.

Geçtiğimiz hafta katıldığım Fener- Balat turu ve Arter İstanbul’da izleme fırsatı yakaladığım bir sergi bana bir kez daha bu kentte nasıl heyecan verici bir zenginliğin içinde yaşadığımızı hatırlattı. Sizler için de hatırlatıcı olması dileğiyle paylaşmak isterim.

Fener-Balat’ta renklerin ve hikayelerin izinde bir tur

Yıllar önce yalnızca kısa bir ziyaretle tanıştığım Balat’a, bu kez onu daha derinden keşfetmek için yeniden gittim. Ulaşımımı daha pratik olması sebebiyle metro ile yapmayı seçtim. Size de metro ile Haliç’e gitmenizi, Haliç durağında inip, köprü üzerinden kısa bir yürüyüş ile sahile ulaştıktan sonra tramvayı kullanmanızı öneririm.

Katıldığım tur vesilesiyle inançların, kültürlerin, geleneklerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir mirasa sahip olan Fener- Balat’ı Osmanlı tarihçisi ve yazar Saro Dayan eşliğinde ve anlatımıyla gezme fırsatım oldu.

Turumuzun ilk durağı; İstanbul’un ve Türkiye’nin kültürel-tarihsel hafızasında kalıcı bir yer tutan, ülkenin çokkültürlü kimliğini görünür kılan, Ortodoks dünyasının manevi ve sembolik bir merkezi ve tarihler boyunca azınlık hakları ile inanç çeşitliliğinin korunmasının yaşayan bir örneği olan Fener Rum Patrikanesi oldu. Papa’nın bugünlerde gerçekleştiriyor olduğu Türkiye ziyareti dolayısıyla ziyarete kapalı olduğu için içeri giremedik. Patrikhane’ye yalnızca dışarıdan bakmakla yetindik ama Patrikhane; Pazartesi-Cumartesi 8:30-16:00, Pazar günleri 12:30-16:00 arası genel ziyarete açık.

Fener’in tarih ve kültürle yoğrulmuş sokaklarındaki yürüyüşümüz; yalnızca Rumların gidebiliyor olduğu, kırmızı taş tuğlalardan oluşan dış cephesi dolayısıyla ‘Kırmızı Okul’ olarak da bilinen Fener Rum Lisesi, renkli Fener Evleri, yüksek duvarların ardında dev çınar ağaçlarının olduğu bir bahçede bulunan Aya Yorgi Kilisesi, bugün artık minaresi tahta olmayan Tahta Minare Camii ve Hamamı ile devam etti.

https://www.t24.com.tr/yazarlar/ilksen-utlu/yasadiginiz-kentte-turist-olmaya-ne-dersiniz,52613