
Fotoğraf ne anlatmalı. Gerçekten uzak bir hayalin peşine mi düşmeli?Yada doğrudan gerçekleri mi anlatmalı.? Elbette her iki seçenekte doğru. Bazı fotoğraf var insanı derin hisler uyandırır. Çoğu kendinden birşeyler taşır. Fotoğraf gerçeklik üzerine kuruldu. Oysa şuan gerçeklikten uzak bir hayal dünyasında kendine yer buldu. Neden söz ettiğimi anlamış olabilirsiniz. Önceden fotoğraf çekilirdi. Ancak şuan fotoğraf yapılan birşeye evridi.Buda fotoğraf gerçekliğini tartışmaya açtı. Zaman her şeyi dönüştürmeye devam ederken fotoğraf elbette sabit kalamaz. Kalmasıda beklenilemez. O zaman bir gerçekliğin hangi tarafındayız. Üreten yada tüketen. Elbette asıl konum bu değil. Benim asıl sorunum fotoğrafın gücü. Bu yapay zekayla yada onsuz. Sanat topluma ne kadar yakın durursa daha güçlü kalır. O zaman sana halkın sözcüsü olmalı mı!. Tamda burada bu fotoğraftan söz edelim. Bu fotoğraf Adana’da çekilen aynı zamanda gerçekliğiyle bizi etkileyen bir hikaye.Bir tarafta evsiz diğer tarafta aynı kaderin ortağı kedi.Burada ne gördüğün ne anladığın aslında. Fotoğraf olsun diğer sanatlardan böyledir. Peki ben ne anlıyorum. Bu insanların hayatlarını görünür hale getirmek. Sonrası insanların vicdanında oluşan duygulara bırakırım. Çünkü fotoğrafçı yorumu çekerken ,izleyici fotoğrafı izlerken yapmalı. Benim yorumum elbette her zaman izleyiciyle aynı olmayabilir. Olmasını da bekleyemem.
https://www.facebook.com/photo/?fbid=10163710466383810&set=a.10152198606198810
