Erhan Gürkan’nın keskin gözlerini Dilberler Sekisine çevirmesine çok sevindim. Yıllardır orda sabah yürüyüşleri yaptığı için hafızasında neler biriktirmiştir kimbilir. İsterse ordan bir sergi bile çıkarabilir.

Adana’nın göbeğinde  sabahın erken saatlerinden başlayıp  öğlene kadar spor yapan, piknik yapan, balık tutan bisiklete binenler, yasak olmasına ramen motorsiklet ile gezen binlerce insan. Okuldan kaçanlar, kimseye görünmek istemeyen sevgililer, Suriyeliler, hafta sonu piknik yapmaya gelen aileler…

Barajın Seyhan tarafından girişinde yerleri sabit olan araba veya yer tezgahı açmış seyyar satıcılar. Girişte sağda ağacın altında çay ocağının etrafına dizilmiş sabah çayı yada spor sonrası oturup yorgunluk çayı içen, insanlar.

Öğlene doğru tenhalaşan Dilberler Sekisin de akşam üzeri tekrar iş çıkışı sabah seansını kaçıran akşam üzeri spor yapan insanların akını başlar. Eski barajın üstündeki aslında insanların geçişine sözde yasak olan baraj’ın dar yolu sağlı sollu yürüyen bisiklet ile motorsiklet ile geçen sıkışık bir trafik yaşanır. Baraj köprüsünü geçince hemen plastik kovalarda gelebicin (yayın balığı) satan balıkçı sessizce sizi bekler.

Ordan sonra su kanalının 1,5 metrelik dar geçidi ayrı bir alem. Bisikletlilere, motorsikletlilere yana çekilerek yol vermek zorunda kalan insanlar. 1943’de yapılan baraj bugün binlerce spor yapmak isteyen insanları dilberler sekisine taşıyor. Mevcut durum bu günki insan kalabalığını için uygun bir mimaride değil bu günki kulanımına göre bir düzenleme yapılsa çok iyi olacak.

Hemen girişte tüm yıl boyu portakal suyu satan tablacı çocuk. Ben onu görünce “yaşasın taze portakal suyu satanlar” diye destek sloganı atıyorum. Onun yanında peynirli, ıspanaklı, patatesli sıkma yapan iki kadın ve onların yüzlerine yansıyan yaptığı işi gururla sevgiyle yapan ben çalışıyorum, yaptığım sıkmaları severek yapıyorum, insanlar benim yaptığım sıkmaları beğeniyorlar ifadesi. Hem bici bici satan hemde bisiklet kiralayan bici bici satıcısı. Seyyar çay ocağı, kağıt oynayan mudavim emekliler masası.

Belki Erhan’nın gözü benim dikenli sözlerim bu konuyu gündeme getirip sorumlu belediyenin  harekete geçmesi için bir vesile olur. Ne dersiniz belki change.org’da bir kampanya bile başlatırız. Ben bu yazı ile Erhan Gürkan’a ”Dilberler Sekisi” sergisi için bir pas atmış olayım. Sonrası Türk usülü göç yolda düzelir metodu ile su yolunu bulsun. Nede olsa bu bir nehir kıyısı hikayesi.

Kemal Erdoğan