1956’da doğduktan sonra, 1975 yılına kadar Kanalköprü’de yaşadım. Hayatımın on beş yılı, yani 1970’e kadar bir bağ evinde geçti. Kanalköprü o yıllarda gerçekten bir kanaldan, bir köprüden ve çok nefis bağlardan oluşuyordu. Henüz insafsızca talan edilmemişti. Bu fotoğraftaki gibi bir evde yaşıyorduk. Ağaçların arasında, çiçeklerin içinde bir evdi. Avlumuzda su kuyusu vardı.Annem nereden buluyorsa, binbir çeşit çiçek ekerdi Vita yağı tenekelerine falan. Bağ aralarında, aralıklarla bizim ev gibi başka evler de vardı ama bu evlerde oturanların çoğu ya yazları geliyorlardı ya da yalnız yaşayan yaşlı ninelerini ziyarete geliyorlardı. Elbette bizim gibi sürekli bu evlerde yaşayanlar da vardı. Örneğin “Balyemezler” olarak tanınan komşu bağın sakinleri, fayton arabası olan “Bahri emmi” ler bunlardan ikisiydi. Çocukluğumuzda, özlediğimiz arkadaşlarımızın gelmesi için yazı iple çekerdik. Yazlık Kanal Sineması’na giderdik. Paramız olmadığı zaman ağaçlara tırmanır izlerdik. Dikenlerin ellerimize batmasına aldırmadan, Tellidere’nin oralardan hindi inciri toplardık. Tellidere o zamanlar cennet gibi bir yerdi. Ağaçların arasında, Karaisalı yolu üstünde çok keskin bir viraj vardı. Tellidere’nin üstünde de küçük bir köprü vardı. Burada sık sık kaza meydana gelirdi ve yaşamını yitirenler olurdu. Kara gözlüklü bir “destancı” bu olayların destanını yazıp satardı. Bizim evin oraya da geldiğinde, bizim evin önünde, dut ağacının gölgesinde oturmuş dedikodu yapan kadınlar (başta annem) bir destan alıp bana okutur, ağlarlardı. Niye ağladıklarını anlamazdım. Neyse…Yaz bittikten sonra bağlara bir hüzün çökerdi. Bu fotoğraftaki gibi dardağan ve melengiçler olurdu. Sığırcıklar gelmeye başlardı. Kargılarla dardağanların çekirdeklerini üfleyerek birbirimize atardık. Hava kararmaya yakın, karanlık sığırcık sürüleri bağlardan havalanıp, tren istasyonunun önündeki palmiyelerde, Kız Lisesi’nin ordaki ağaçlarda, Atatürk Parkı’ndaki çamlarda geceyi geçirmeye giderlerdi. Uzun yıllardır İstanbul’da, Moda’da yaşıyorum. Bu sabah sahilde dolaşırken dardağan ve melengiç ağaçlarını, sığırcıkları gördüm. Dardağan ve melengiç topladım. Çok eski dostlarımı görmüş gibi oldum, çok duygulandım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Salih Bolat