Yıl 1984… Ağustos’un 25’i… Günlerden Cumartesi.

Sefa ile birlikte Alinur Abi’nin GENPAŞ isimli reklam ajansında çalışıyoruz.

Okuldan arkadaşım Ekrem geldi; büyük bir heyecanla, “Orhan Gencebay’ın yeni plağı çıkmış… Dil Yarası… Bayıldım! Acayip güzel. Ümit’e söyledim bana bi’ kaset yapıyor. Pazartesi günü verecek!..”

“İyi,” dedim, “Dinleriz diyeceğim ama biz yarın Sefa ile İstanbul’a gideceğiz. Dönüşte artık.”

Orhan Gencebay’ın “Dil Yarası” albümü uzunçalar (LP) olarak çıkmış ama kasetler henüz gelmemiş. Ümit, plaktan kasete kayıt yapıyor, o kaseti satıyor… Kaset doldurmak da öyle ha deyince olmuyor tabii. Sıra var. En erken iki üç, hatta bazen üç dört gün sonra alabiliyoruz.

Otobüsümüz, Pazar günü, saat beş gibi kalkıyor. Öğle sonrası Sefa ile buluşup Garajlar’a gideceğiz; oradan ver elini İstanbul.

Dolmuşta aklıma bir fırlamalık geldi, “Lan!..” dedim, “Şah Müzik açık mı acaba? Ekrem’in kaseti hazırsa alayım. Pazartesi günü almaya gittiğinde hayatının sürprizi ile karşılaşsın!..”

Dolmuştan indim Şah Plak’ın önünde… Baktım dükkân açık… Daldım içeri…

Ümit içeride… “Ümit,” dedim, “Ekrem’in kaseti varmış. Dil Yarası. Yarın verecekmişsin ama… Hazırsa alabilir miyim?”

Ümit, “Hazır,” dedi, “Al… Selam söyle.”

“Sağ olasın,” dedim, çıktım Şah’tan… Garajlar’a doğru yürümeye başladım. Hava cehennem gibi sıcak ama ben Ekrem’e hazırladığım sürprizden, daha doğrusu yaptığım fırlamalıktan dolayı acayip keyifliyim…

Sonra Sefa ile buluştuk Garajlar’da… İstanbul’a doğru yola çıktık.

İstanbul’da Gırgır’a gideceğiz, Karikatürcüler Derneği’ne gideceğiz… Gazetelerdeki karikatürcü, mizahçı abileri ziyaret edeceğiz…

Nalan ve Sema staj yapıyordu İstanbul’da; onlarla buluşacağız…

İki üç gün kalıp döneceğiz.

Biz pazartesi sabahı İstanbul turumuza başlarken, Ekrem Şah’a gelmiş, heyecanla “Hazır mı?” demiş Ümit’e, “Dil Yarası hazır mı?..”

Ümit, “Hazır tabii,” demiş, “Öncül aldı dün. Ona verdim.”

Ekrem şaşkın… Ekrem afallamış… Ekrem’in moral yerlerde!.. “Ne Öncül’ü?!.. Öncül İstanbul’a gitti olum!” demiş büyük bir şaşkınlıkla!

E çocuk haklı. İki gündür, “Pazartesi olsa da gidip kaseti alsam,” diye heyecanla bekliyor…

“Valla bilmiyorum,” demiş Ümit, “Dün geldi, ‘Ekrem’in kaseti varmış. Hazırsa alacağım.’ dedi. Ben de verdim.”

Ekrem adeta yıkılmış! Çünkü yeni kaset doldurtacak olsa, en erken iki üç günde geçer eline!.. Benim İstanbul’dan dönmemi beklese, gene iki üç gün!.. Gel çık işin içinden!..

Ekrem o gün, yalvar yakar yeni bir kaset doldurtmuş galiba Ümit’e. Gelince de bana sövdü saydı epey ama…

Allah için, iyi güldük. ;)))

Bu kaset doldurma mevzuları konuşulduğunda, Ekrem’in o Dil Yarası kaseti gelir.

Hey gidi günler…

* Bu anının kahramanları:

Ümit: Ümit Şahbaz. Şah Plak’ın ortaklarındandı. Sonra kendi dükkanını açtı, STOP MÜZİK’i kurdu. Klas bir DJ’di. Hayatınızda tanıyacağınız en kaliteli insanlardan biridir.

Şah Plak: 70’li, 80’li ve hatta 90’lı yılların efsane müzik dükkanı. Plak ve kaset satardı. Hemen her tür plak ve kaseti bulmak mümkündü. Bunun yanında, elindeki uzunçalar, 45’lik plak ve kasetlerden da özel kaset doldurur satardı.

Ekrem: Ekrem Soydemir. Üniversiteye aynı yıl girdik. Ç.Ü. Temel Bilimler Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü… Hayatı, voleybol, Ümit Besen başta olmak üzere arabesk müzik, yemek, Gazipaşa Bulvarı’nda piyasa yapma vs üzerine kurulu neşeli bir arkadaşımdı. Sigara ve alkol kullanmazdı. Dişi sararır diye çay kahve de pek içmezdi.

Sefa: Bizim Sefa… Sefa Sofuoğlu. Namı diğer SefaRe.

Kaynak: www.mustafaoncul.com