ÇDSO 16 Ocak Konser programı, Taşar Erkol

Konser Tarihi    : 21 Kasım 2025 – Cuma

Konser Saati      : 20:00

Konser Salonu   : Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu

 

KONSER PROGRAMI

 

  1. D. SHOSTAKOVICH : Festival Uvertürü
  2. I. TCHAİKOVSKY : Serenada Mélancolique
  3. de SARASATE : Zigeunerweisen
  4. MELIKOV : Masal “Senfonik Şiir”
  5. AMIROV : Nesimi Destanı

 

Şef          : YALÇIN ADIGÜZEL

Solist      : MELODİ KAYIŞ          “keman”

 

YALÇIN ADIGÜZEL

            4 Kasım 1959’da Bakü’de besteci Vasif Adıgozalov’ un ailesinde doğdu. Ünlü bir müzik hanedanının üçüncü neslinin temsilcisidir. 8 yaşında Konservatuardaki Özel Müzik Okulu’nda (A. Kopelevich ve B.Guslitser) piyano eğitimi almaya başladı.

1982 – Azerbaycan Devlet Konservatuarı Üzeyir Hacıbeyov (Profesör R. Atakishiyev) adına piyano fakültesinden mezun oldu.

1983 – 1984 Taşkent Devlet Konservatuarı Opera ve Senfoni Şefliği Fakültesi’nde okudu (Profesör K. Usmanov).

1984 – 1989, Leningrad Konservatuarı Opera ve Senfoni Şefliği Fakültesi’nde (Profesör İlya Musin) okudu.

1990 – 1992, Viyana Müzik ve Sahne Sanatları Akademisi’nde okuyan Azerbaycan’ın ilk temsilcisiydi .

1991-1993 yıllarında şef, Avusturya hükümeti ile ortaklaşa düzenlenen “MOZART-festivals” sanat yönetmenliğini yaptı. Azerbaycanlı ve Avusturyalı bestecilerin eserlerinin dünya prömiyerleri üç festivalde gerçekleşti.

1993 – “Yılın En İyi Şefi” kategorisinde birincilik ödülü (Humay ödülü) aldı.

1994 – ASSO’ nun yurt dışında ilk bağımsız turunu yapan orkestra, sezonu İstanbul Konser Salonu “Cemal Reşit Rey” de iki konserle açtı ve Antalya’daki antik Aspendos Amfi Tiyatrosu’nda yedi bin dinleyicinin katılımıyla sahne aldı.

Orkestra şefliği döneminde Azerbaycanlı bestecilerin 40’ın üzerinde dünya prömiyeri ve 50’nin üzerinde konser gerçekleştirdi

1998 – 2000, Devlet Radyo Senfoni Orkestrası şefi – Rusya Televizyonu.

2007 – “Azerbaycan Sympho  – Muğam” projesinin sunumu gerçekleşti. “Trio Karabağ” ile  Brezilya, İtalya, Lüksemburg , Türkiye, Çin, Vietnam, Letonya, Ukrayna ve Beyaz Rusya’da konserler düzenlendi .

2011 – Giovanni Pacini’ nin Ağıtı’ nın dünya prömiyeri Sicilya’da gerçekleşti. Bu etkinlik, bestecinin mirasını geliştirmede büyük bir başarıydı.

12 Mayıs 2014, İtalyan amfi tiyatro Arena di Verona’da 10 bin seyircinin katılımıyla Azeri bestecilerin eserlerinden oluşan bir senfoni konseri düzenlendi.

2018, Uluslararası Türk Kültürü ve Mirası Fonu himayesinde kurulan ve Türkçe konuşan altı ülkeden müzisyenlerden oluşan Dede Korkut” oda orkestrasının sanat yönetmenliğini yaptı .ve Orkestra Türkiye, Azerbaycan ve Finlandiya şehirlerinde turne gerçekleştirdi.

Şubat 2020, Moskova tiyatrosu Helikon Opera’ da L. Vainshtein’ in “Cinderella” operasının prodüksiyonunun müzik direktörlüğünü yaptı.

Yalçın Adıgüzel dünyanın en iyi konser salonlarında ülke kültürünü temsil eden ilk Azerbaycanlı müzisyendir.

 

MELODİ KAYIŞ

            Ankara’da dünyaya gelen Melodi Kayış, müzik eğitimine 11 yaşında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Cengiz Özkök’ün keman sınıfına kabul edilerek başladı. Ancak keman çalmak istediğine ilk olarak 4 yaşında karar verdi. Yine bu konserlerden birinde, utangaç bir çocuk olmasına rağmen, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın merhum başkemancılarından Prof. Cengiz Özkök’ün yanına tek başına gidip, keman çalmak istediğini ve kendisine öğretip öğretemeyeceğini sormuş. O da gülerek “tabii, biraz büyü, ileride öğretirim” demiş ve o yaştan başlamış bu keman tutkusu, günümüze dek evrilerek, derinleşerek, yetkinleşerek, iğne oyası gibi gelişerek gelmiş.

Kayış, liseyi Ankara’da birincilik ile bitirdikten sonra, Amerika’nın New York şehrindeki “Manhattan School of Music” okulunun giriş sınavlarını kazandı ve burada ünlü virtüöz Albert Markov’un keman sınıfına kabul edilerek lisans eğitimine başladı. Manhattan School of Music’te ön lisansını tamamladıktan sonra Almanya’daki Hochschule für Musik Detmold tarafından kendisine verilen üstün başarı bursu neticesinde, lisans eğitimini Almanya’daki Hochschule für Musik Detmold’ de, Thomas Christian’ ın keman öğrencisi olarak tamamladı ve pekiyi derece ile mezun oldu.

Lisans eğitimi sonrasında ise Viyana’daki Konservatorium Wien Privatuniversität (şimdiki adıyla Musik und Kunst Privatuniversität Wien) okulunda yine Thomas Christian’ ın öğrencisi olarak “Keman” dalındaki yüksek lisans (master) öğrenimini takdir derecesi ile tamamladı.

Daha sonra yine Viyana’daki Musik und Kunst Privatuniversität Wien okulunda “Sanat Eğitimi” dalındaki ikinci yüksek lisans (master) öğrenimini de takdir derecesi ile tamamladı. Konser kariyerinin yanısıra, keman pedagojisi alanında da kendisini geliştirmek için Viyana’daki MDW okulunda ünlü keman pedagogu Georg Hamann ile keman pedagojisi üzerine çalıştı.

Eğitimi sonrasında ise, aktif bir sanatçı olarak Viyana’da yaşamını sürdürdü. 14 yıl süren Amerika, Almanya ve Avusturya’daki eğitim ve kariyer hayatına, 2020 yılında CSO’nun açtığı keman sınavını kazanarak memleketi Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda keman sanatçısı olarak devam ediyor. Böylelikle, 14 yıl ve 3 ülke sonrasında ikinci evi gibi gördüğü ve dokuz yıldır yaşadığı Viyana’ya elveda diyerek doğduğu, lise eğitimini tamamladığı kente geri dönerek CSO’nun klasik müzik sever dinleyicileriyle buluşmaya karar vermiş.

Kemancılık kariyeri boyunca Fransa, İtalya, İspanya, İsviçre, Amerika, Almanya, KKTC, Kazakistan, Azerbaycan ve Avusturya gibi pek çok ülkedeki uluslararası müzik festivallerinde solo resitaller ve oda müziği konserleri verdi. Amerika’daki Rondo Bennington Müzik Festivali’nde verdiği konserde yorumladığı Mozart, Bennington Banner gazetesinde “ciddiyetli, iyi-donamlı ve çarpıcı” olarak nitelendirildi.

Viyana’da Konzerthaus ve Musikverein, New York’ta ise Lincoln Center gibi salonlarda çeşitli orkestra konserlerinde yer aldı. Andrea Bocelli, Erwin Schrott Janoska Ensemble ve Anna Netrebko gibi sanatçılar ile özel projelerde keman sanatçısı olarak yer aldı. Türkiye’de de Tekfen Filarmoni Orkestrası keman grubu üyesi olarak konserlerde bulundu.

2013 ve 2014 yıllarında Viyana Filarmoni’nin “International Orchester Institute Attergau” adlı Avusturya’daki akademisinde keman üyesi olarak yer aldı ve Viyana Filarmoni üyeleri ile de konserlerde çalma fırsatı buldu.

Türkiye’de ise orkestra ile solist olarak ilk konserini 18 yaşında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile Wieniawski’nin 2 numaralı konçertosunu çalarak verdi, yıllar sonra yine yolunun CSO ile kesişeceğini o yaşlarda belki tahmin edemezdi…

Kayış, daha sonraki yıllarda da Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası, İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve Tekfen Filarmoni Orkestrası ile de solist sanatçı olarak konserler verdi.

1949 yapımı ünlü Fransız keman yapımcısı Etienne Vatelot’ a ait kemanıyla CSO’nun yeni salonunda kemanıyla harikalar yaratan başarılı müzisyenimizdir

 

DMİTRİ DMİTRİYEVİCH SHOSTAKOVİCH

 

Doğum tarihi     : 25 Eylül 1906, Saint Petersburg, Podolskaya,  Rusya İmparatorluğu

Ölüm tarihi        : 9 Ağustos 1975, Moskova, Sovyetler Birliği

SSCB Yüksek Sovyet Milletvekili, Lenin Nişanı sahibidir. Besteci ve piyanist olmasının yanı sıra film müziği ve caz da dahil olmak üzere pek çok türde eserler verdi. 20. yüzyılın en tanınan bestecilerinden biri olarak kabul edilir.

Şostakoviç, Sovyet mareşali Mihail Tuhaçevski‘nin himayesinde ün kazandı. RSFSC Yüksek Sovyeti ‘nde (1947) ve Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti’ nde (1962’den ölümüne kadar) görev yaptı.

Çalışmalarında çeşitli müzik tekniklerini bir araya getirerek hibrit bir ses geliştiren Şostakoviç, Igor Stravinsky‘nin öncülediği neoklasik tarzdan ve Gustav Mahler‘in geç romantizminden de büyük ölçüde etkilenmiştir. Eserlerinin büyük çoğunluğunda keskin kontrastlar göze çarpmaktadır.

Shostakovich; Dmitri Boleslavovich Shostakovich ve Sofiya Vasilievna Kokoulina’nın üç çocuğundan ikincisiydi. Babası Dmitri Boleslavoviç Şostakoviç, ünlü bir kimyacıydı.

1903’te başka bir başkent Sibirya göçmeni Sofiya Vasilievna Kokoulina ile Sibiryalı bir Rus’un altı çocuğundan biri ile evlendi. Annesi Sofya Vasilievna ise bir piyanistti. Oğulları Dmitri Dmitriyevich Shostakovich, dokuz yaşında annesiyle piyano derslerine başladıktan sonra müziğe yetenekli olduğunu gösterdi. Birkaç kez, annesinin bir önceki derste ne çaldığını hatırlama konusunda olağanüstü bir yetenek sergiledi ve önüne yerleştirilmiş farklı müzikleri okuyormuş gibi yaparken önceki dersin müziğini çalma eylemine kapılırdı. Bundan sonra profesyonel öğretmenlerden dersler almaya başladı.

1918’de Kadet Partisi‘nin Bolşevik denizciler tarafından öldürülen iki liderinin anısına “Devrim Kurbanlarının Anısına Cenaze marşı” nı yazdı.

1919’da 13 yaşındayken, Shostakovich Petrograd Konservatuvarı’ na kabul edildi. Konservatuvar’ ın başkanı, o sırada onun gelişimini yakından takip eden ve onu terfi ettiren Aleksandr Glazunov‘du. Shostakovich, Leonid Nikolayev ve Elena Rozanova ile piyano, Maximilian Steinberg ile kompozisyon ve arkadaşı olan Nikolay Sokolov ile kontrpuan ve füg çalıştı. Ayrıca Alexander Ossovsky’nin müzik tarihi derslerine de katıldı.

1925’te, Beethoven’ ın Birinci Senfonisi’nin özel konserinde konservatuvar orkestrasını yönettiği Nikolai Malko’nun şeflik derslerine kaydoldu. Zor şartlar altında eğitimine devam ederken zaman zaman öğretmeni Leonid Nikolayev’in evinde derslere devam etti. Ailenin maddi sorunları oluşmaya başladı.

1922 yılının başlarında babası kötü beslenmeden dolayı zatürreden öldü. Sofya Vasilievna üç çocuğu ile ortada kaldı. Ancak eğitimine Aleksandr Glazunov‘un desteğiyle devam etti. Piyanolarını sattılar fakat yeterli olmadığı için ablası Marya ile çalışmaya başladı. İlk işi bir sinemada piyano çalmaktı. Bu besteci kimliğine büyük katkı sağladı ve doğaçlama yeteneğini geliştirmiş oldu. Bu zaman zarfında vereme yakalandı, on yıl süreyle bu hastalığın etkisinde kaldı.

20 Mart 1925’te, Şostakoviç’in müziği ilk kez Moskova’da, arkadaşı Vissarion Shebalin eserlerinin de yer aldığı bir programda çalındı. Bestecinin hayal kırıklığına uğramasına rağmen, oradaki eleştirmenler ve halk müziğini soğuk karşıladı. Moskova ziyareti sırasında, Mikhail Kvadri onu Mihail Tuhaçevski ile tanıştırdı, o da bestecinin kalacak yer bulmasına ve orada çalışmasına yardımcı oldu ve çok şık bir otomobille onu konsere götürmesi için bir şoför gönderdi.

Shostakovich’ in müzikal atılımı, 19 yaşında mezuniyet eseri olarak yazdığı Birinci Senfoni’ydi. Başlangıçta Shostakovich, konservatuvar orkestrasıyla özel olarak icra etmeyi arzuladı ve scherzo’yu kendisi yönetmeye hazırlandı, 1925’in sonlarında Malko, Steinberg ve Shostakovich’in arkadaşı Boleslav Yavorski senfoniyi dikkatine sunduktan sonra prömiyerini Leningrad Filarmoni Orkestrası ile yürütmeyi kabul etti, 12 Mayıs 1926’da Malko senfoninin prömiyerini yaptı; seyirci bunu coşkuyla karşıladı ve scherzo’nun bir tekrarını talep etti. Bundan sonra Shostakovich, senfonik çıkış tarihini düzenli olarak kutladı.

1936 Shostakovich’ in gözden düştüğü bir zamandı. O yıl Pravda gazetesinde kendisine bir dizi suçlamalarda bulunuldu. Bunlardan en önemlisi Stalin emriyle hazırlanıldığı düşünülen “Müzik yerine karmaşa” başlıklı makaleydi. Bu makalede Mtysenkli Lady Macbeth ağır olarak eleştiriliyor ve müziği “Kaba ve ilkel” olarak tanımlanıyordu. Bu olaylar sonunda maaşının bir kısmı düşürüldü.

Büyük terör yılları olan 1937’de mimlendi, birçok arkadaşı ve akrabası hapsedildi veya öldürüldü. Bu dönemde onun tek tesellisi oğlu Maxim‘den iki yıl sonra, 1936’da doğan kızı Galina oldu. Bütün bu suçlamalara cevabını 1937 yılında yaptığı beşinci senfoni ile verdi. İlk eserleri arasında sayılan bu senfoni muhafazakâr bir türdü.

 

Festival Uvertürü          Op.96

 

Bestelenme tarihi :1954

İlk seslendirilmesi:16 Kasım 1955, Amerika,

Orkestra               : Abravanel ve Utah Senfoni Orkestrası

Orkestra şefi        : Vasili Nebolsin

 

1954 Kasım’ında Bolşoy Tiyatrosu’nda Ekim Devrimi’nin 37. yıldönümünü kutlamak için düzenlenen bir etkinlik için sipariş edilmiştir. Orkestra şefi Vasili Nebolsin, bu önemli konseri açacak uygun bir parça bulamadığını fark etti. O sırada Bolşoy’ da müzik danışmanı olan Şostakoviç’ e başvurdu. Besteci işe koyuldu ve uvertür üç günde tamamlandı; partisyonun sayfaları, mürekkep kurumadan kuryeyle tiyatroda bekleyen kopyacılara götürülerek orkestra partisyonları oluşturuldu. Aceleyle yazılmış olmasına rağmen, uvertür Şostakoviç’in en sık seslendirilen eserlerinden biri oldu.

Festival Uvertürü, mükemmel bir açılış parçasıdır ve Şostakoviç’in en büyük yeteneklerinden birini içerir: uzun ve sürekli bir melodik çizgiyi, nabız gibi atan ritmik bir ivmeyle birleştirme becerisi… Akıcı melodik pasajlara ek olarak, akıcı çizgiyi vurgulayan staccato ritmik bölümler ve çeşitli fanfarlar da mevcuttur. Gerçekten de “Festival Uvertürü” dür.

Teknik nefesli çalgı hatları, uzun melodiler ve belirgin pirinç üflemeli çalgı fanfarları, hemen hemen her topluluk için çeşitli zorluklar sunacaktır. Dördüncü trompetlerin teknik, beceri ve menzil gerektiren üst nefesli çalgı melodisini ikiye katlayan zorlu bir bölüm üstlendiği belirtilmelidir. Kapsamlı hazırlık gereklidir, ancak Festival Uvertürü, dinleyiciyi içine çekecek heyecan verici bir yapıttır.

 

PYOTR ILYICH TCHAIKOVSKY

 

Doğum adı                 : Pyotr İlyiç Çaykovski

Doğum tarihi  ve yeri : 7 Mayıs 1840, Votkinsk

Ölüm tarihi ve yeri    : 6 Kasım 1893, Sankt – Petersburg

 

Senfonioperabale, enstrümantal ve oda müziği ile şarkı gibi birçok tarzda eser vermiştir. Günümüz klasik müzik repertuvarında yer alan en popüler konser ve gösteri müziklerini yazmıştır.

Çaykovski orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Müziğe karşı erken yaştan itibaren yatkınlık göstermesine rağmen devlet memuru olmak için eğitim almıştır. Ailesinin istememesine rağmen müzik alanında kariyer yapmayı seçerek 1862 yılında Sankt-Petersburg Konservatuvarına girdi ve 1865 yılında buradan mezun oldu. Bu formül, Batı’ya yönelik eğitim Çaykovski’yi döneminin Rus Beşleri olarak bilinen ve genç Rus bestecilerden oluşan ulusalcı akımından ayırmıştır.

Her ne kadar önemli başarılara imzasını atmış olsa da duygusal anlamda kendini hiçbir zaman güvende hissetmemiş ve yaşamı boyunca kişisel krizlerle karşılaşmış ve bazı dönemlerde depresyona girmiştir. Özel hayatındaki hengâmeye rağmen ününü günden güne arttırmış, Çar tarafından yaşam boyu maaşa bağlanmış ve dünya çapında konser salonlarında eserleri takdir görmüştür. Ani ölümüne kolera salgınının sebep olduğu söylense de bazı kaynaklar bunun intihar olduğunu ileri sürmüştür.

Dünya üzerinde konser izleyicileri arasında çok popüler olmasına rağmen Çaykovski zaman zaman eleştirmenler, müzisyenler ve besteciler tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştır. Ancak günümüzde önemli bir besteci olduğu konusunda artık bir şüphe kalmamıştır.

Her ne kadar 20. yüzyılın başında ve ortalarında batılı eleştirmenler Çaykovski’nin müziğini bayağı bulmuşlar ve gerisinde bir düşüncenin yatmadığını öne sürmüşlerse de; bu küçümseme ortadan kaybolmuştur.

Çaykovski beş yaşında piyano dersi almaya başladı. Üç yıl içinde öğretmeni kadar yetkin bir şekilde müzik okuyabilecek kadar yetenekli bir öğrenciydi. Anne ve babası müziğe karşı olan yeteneğini çok destekliyordu. Özel hoca tutmanın yanı sıra bir org almış ve piyano çalışması konusunda şevk vermişlerdi. Ancak ailesinin müzik yeteneği karşısındaki arzuları kısa zamanda köreldi. 1850 yılında aile Çaykovski’yi Sankt-Petersburg‘da bulunan İmparatorluk Hukuk Okuluna göndermeye karar verdi. Bu okul daha çok küçük soylu ve seçkin tabakanın çocuklarına hitap ediyor, öğrencilerini devlet memuru kariyerine hazırlıyordu. Okula giriş yaşı 12 olduğu için Çaykovski evinden 1.300 km. uzakta okulun hazırlık sınıfında iki yıl geçirmek zorundaydı. Bu iki yıl geçtikten sonra Çaykovski yedi yıllık öğrenim almak üzere İmparatorluk Hukuk Okuluna geçti.

Çok bağlı olduğu annesini 14 yaşındayken kaybetti ve bu olay daha sonra eserlerinde bile kendisini gösterecek olan depresif yanının gelişmesine katkıda bulundu. Eğitimini 19 yaşında tamamlayarak devlet memuru oldu. Sonradan Sankt-Petersburg Konservatuvarı’ na dönüşecek yeni bir müzik okuluna 21 yaşındayken kaydoldu. 1865 yılında mezun oldu ve Moskova Konservatuvarı’nda müzik öğretmenliğine başladı. Bu kurumda çalıştığı 11 yıl boyunca birçok büyük eser yaratan Çaykovski, ilk defa “Alınyazısı” adlı senfonik şiirde kendi bestecilik üslubunu ortaya koydu: Tutku ve özlem dolu, küçük şarkıları yeğleyen bir üslup…

Kolera salgını sırasında kaynatılmamış bir bardak su içmesi sonucu yatağa düşerek Sankt-Petersburg’da öldü.

 

Serenada Mélancolique     Op.26     Si bemol minör

 

Bestelenme tarihi : Şubat 1875

İlk seslendirilmesi: Ocak 1876, Moskova, Rus Müzik Derneği’nin yedinci senfoni konserinde

Solist                      : Adolph Brodsky

Adanılan kişi        : Leopold Auer (Macar kemancı)

 

Keman ve orkestra için bestelenmiştir. Bu onun keman ve orkestra için yaptığı ilk eserdi… Yapıt aslen solo keman, iki flüt, iki obua, iki Si-bemol klarnet, iki fagot, dört Fa korno ve yaylılar için düzenlenmiştir. Bestecinin kendi düzenlemesi de dahil olmak üzere keman ve piyano için çeşitli düzenlemeler mevcuttur.

 

PABLO de SARASATE

Sarasate, 1844 yılında Navarra’ daki Pamplona’da, yerel bir topçu bandosu şefi olan Don Miguel Sarasate’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Görünüşe göre, babasının bir pasajı uzun süre çalmaya çalıştığını gördükten sonra kemanı eline aldı ve mükemmel bir şekilde çalmaya başladı. Beş yaşında babasıyla keman çalışmaya başladı ve daha sonra yerel bir öğretmenden ders aldı.

Müzik yeteneği erken yaşlarda belirginleşti ve sekiz yaşında A Coruña’ da ilk halk konserini verdi. Performansı büyük beğeni topladı ve Sarasate’nin Madrid’de Manuel Rodríguez Saez’ in yanında eğitim görmesi için fon sağlayan zengin bir hamisinin dikkatini çekti; burada Kraliçe II . Isabella’nın beğenisini kazandı. Daha sonra, yetenekleri geliştikçe, ailesi onu 12 yaşında Paris Konservatuarı’nda Jean – Delphin Alard’ın yanında eğitim görmesi için göndermeye karar verdi. Paris’e giden trende, (ona eşlik eden) annesi İspanya-Fransa sınırında kalp krizi geçirerek öldü ve Sarasate’nin kolera hastalığına yakalandığı anlaşıldı. Bayonne’ daki İspanyol Konsolosu Sarasate’ yi evine götürdü ve sağlığına kavuşana kadar ona baktı, ardından Paris’e yolculuğunu finanse etti. Orada Sarasate, Alard’ın seçmelerini başarıyla geçti ve Alard, onun Konservatuvar yöneticisi olan meslektaşı Théodore de Lassabathie ile yaşamasını sağladı.

Sarasate 17 yaşında, Premier Prix yarışmasına katıldı ve Konservatuvarın en yüksek onuru olan ilk ödülünü kazandı. (Manuel Quiroga 1911’de bunu başarana kadar başka hiçbir İspanyol kemancı bunu başaramamıştı; Quiroga, kariyeri boyunca sık sık Sarasate ile karşılaştırıldı.)

Çocukluğundan beri halk önünde performans sergileyen Sarasate, 1860 yılında Paris’te konser kemancısı olarak ilk kez sahneye çıktı ve ertesi yıl Londra’da çaldı. Kariyeri boyunca dünyanın birçok yerini gezdi. Avrupa, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’da konserler verdi. Sanatsal üstünlüğü, esas olarak duygusallığa veya coşkuya yönelik herhangi bir eğilimden arınmış olan saf tonuna ve onu bir virtüöz yapan etkileyici icra yeteneğine bağlıydı.

Kariyerinin başlarında Sarasate, özellikle Carmen Fantazisi olmak üzere opera fantezilerini ve bestelediği çeşitli diğer eserleri seslendirdi. Sarasate’nin bestelerindeki İspanyol esintisinin popülaritesi, çağdaşlarının eserlerine de yansımıştır. Örneğin, İspanyol müziğinin etkileri, Sarasate’ ye ithaf edilen Édouard Lalo’nun Symphonie espagnole’ ü; Georges Bizet’nin Carmen’ i gibi önemli eserlerde duyulabilir. Camille Saint-Saëns’ in özellikle Sarasate için yazdığı ve ona ithaf ettiği Giriş ve Rondo Capriccioso eserleri .

Yapıtlarının belki de en bilineni, keman ve orkestra için yazılmış olan Zigeunerweisen’ dir. Bir diğer eseri olan Carmen Fantazisi de keman ve orkestra için yazılmış olup, Georges Bizet’nin Carmen operasından temalar kullanmaktadır. Muhtemelen en çok çalınan bis parçaları ise, dinleyicinin kulağını memnun etmek ve icracının yeteneğini sergilemek için tasarlanmış kısa parçalar olan dört İspanyol Dansı kitabı, Op. 21, 22, 23, 26’dır. Ayrıca birçok başka bestecinin eserlerini keman için düzenlediği ve dinleyicilerinin aşina olduğu operalardan esinlenerek “potpuri” tarzında varyasyonlar besteledi; bunlar arasında La forza del destino üzerine Fantazisi (Opus 1), “Souvenirs de Faust” veya “Die Zauberflöte” den temalar üzerine varyasyonlar yer almaktadır.

Brüksel’de, Avrupa, Meksika ve ABD’deki turlarında solist ve eşlikçi olarak kendisine eşlik eden ve yaklaşık 600 konserde çalan Berthe Marx ile tanıştı. Ayrıca Sarasate’nin İspanyol Dansları’ nı piyano için düzenledi. 1904’te az sayıda kayıt yaptı. Sarasate tüm seyahatlerinde her yıl San Fermín festivali için Pamplona’ ya geri döndü.

Sarasate, 20 Eylül 1908’de Fransa’nın Biarritz şehrinde kronik bronşitten öldü.

 

Zigeunerweisen     Do minör

Zigeunerweisen, 1878 yılında solo keman ve iki flüt, iki obua, iki Si bemol klarnet, iki fagot, iki Fa korno, iki Fa trompet, timpani ( Sol-Do ve ardından Mi-La), üçgen ve yaylılardan oluşan bir orkestra için dört bölümden oluşan bir yapıttır. Gitar ve solo keman, piyano ve solo keman, ayrıca orkestra ve kontrbas (Lauren Pierce tarafından) gibi diğer topluluklar için de çeşitli düzenlemeleri mevcuttur. Sarasate ayrıca piyano ve keman için de bir düzenleme yapmıştır.

Zigeunerweisen tek bir bölümden oluşsa da tempolara göre dört bölüme ayrılabilir; ilk üç bölüm Do minör, son bölüm ise La minör tonundadır .

 

Birinci bölüm          Moderato

Orkestranın yavaş ve görkemli bir enerjiyle sergilediği etkileyici, virtüöz bir giriş, ardından kemanın biraz daha yumuşak bir tempoyla çalması; tam ritimde.

İkinci bölüm            Lento 

Keman hüzünlü bir yavaşlıkla çalıyor. Bu bölüm doğaçlama bir nitelik taşıyor; esasen 4 ölçülük çift cümlelerden oluşan melodi, zorlu pasajlar ve uçan spiccato ve ricochet yay vuruşları da dahil olmak üzere teknik olarak zorlayıcı diğer figürlerle noktalanıyor .

Üçüncü bölüm         Un poco più lento

Susturulmuş solist, klasik dönemin “Mannheim iç çekişi” ne benzer şekilde, sözde ters uygulanan noktalı nota ile melankolik bir melodi çalıyor.

 

Dördüncü bölüm     Allegro molto vivace

Bu noktada eser son derece hızlanır. Zorlu solo bölüm, çoğunlukla uzun spiccato pasajlarından, çift notalarda , yapay armoniklerden ve sol el pizzicato’ sundan oluşur.Pablo de Sarasate’nin bu büyülü eseri bestelerken neyi amaçladığını gerçekten gösteriyorlar.

Yapıtın tamamı (burada solo kısımdan bahsediyoruz) özellikle keman tınılarına özgü olarak kabul edilir. Geniş bir aralığa sahiptir, Sol’ den Sol4’e (4. oktav) kadar uzanır ve böylece standart akortta kemanda mümkün olan neredeyse tüm tonal spektrumu kapsar. Büyük sıçramalar veya koşular sıklıkla tek tek perdeler arasında meydana gelir. Dinamikler ff (fortissimo “çok kuvvetli”) dan ppp (piyanopiyanissimo “olabildiğince hafif, sessizce”) ya kadar değişir ve döneme özgü tipik bir hassasiyetle notalandırılmıştır (geçiş çizgileri dahil).

Tempolar, lento’ dan allegro molto vivace’ ye kadar hareketler arasında farklılık gösterir. Teknik olarak, yapıt zorlayıcıdır ve birçok farklı unsur gerektirir: staccato, spiccato ve pizzicato (hem sağ hem de sol el), glissandolar ve armonikler mevcuttur.

Çingene Havaları zengin bir şekilde süslenmiştir: Ön ve son vuruşlar, triller, çarpışma trilleri ve çift vuruşlar yaygındır. Hem sembolik biçimde (aksanlar, fermatalar, noktalar vb.) hem de sözcükler halinde (espressivo, appassionato, misurato vb.) çok sayıda artikülasyon işareti verilmiştir.

Birçok farklı kadans, soliste parçayı şekillendirme ve yorumlama konusunda önemli ölçüde özgürlük tanır: Genellikle hızlı hareketler, modülasyonlar ve fermatalar içerirler. “Un poco più lento” da bir susturucu kullanılır.

 

ARİF MELİKOVFormun Altı 

 

Doğum tarihi ve yeri:13 Eylül 1933, Bakü          Ölüm tarihi ve yeri: 9 Mayıs 2019, Bakü

 

1958 yılında Bakü Konservatuvarı’ ndan müzik bestecisi olarak mezun oldu. İlk büyük kompozisyonu olan “Sevgi Efsanesi” nin 1961’de Leningrad’daki (günümüzde: St Petersburg) Kirov Devlet Akademik Opera ve Bale Tiyatrosu’ndaki sahnelendiği ve ülke çapında beğeni topladığı gösterimiyle dikkat çekmiştir. Bu bale tarzı eseri, Avrupa’da birkaç ülkede sahnelenmiş ve eski Sovyetler Birliği’nden çıkan en iyi müzikal çalışmalardan birisi olarak kabul edilmiştir. Malkov’ un “Aşk Efsanesi” adlı balesi, Türk halk şairi Nazım Hikmet’in ölümsüz aşkın anlatıldığı klasik aşk hikâyesi “Ferhat ve Şirin” efsanesine dayanmaktadır. Malikov’ un diğer bazı çalışmaları arasında; “Yer yüzünde iki nefer (bale)” (1967) ve “İki Kalp Şiiri” (1981) yanı sıra beş senfoni ve sekiz senaryo şiirini içeren iki bale eseri vb. sayılabilir. Ayrıca Malikov çok sayıda film ve tiyatro oyunu projesinde çalışmıştır. Malikov başarılarıyla Sovyetler Birliği Halk Sanatçısı seçilmiş, ayrıca Türkiye’de Bilkent Üniversitesi ile Bakü’deki Hazar Üniversitesi’nden fahri doktora almıştır.

Malikov, Sovyetler Birliği‘nin 1991’de dağılmasından sonra ülkesi Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra Bakü‘ye yerleşerek buradaki Azerbaycan Devlet Konservatuvarı‘nda müzik eğitimcisi olarak görev yapmıştır.

Kendisi evli olup çocukları vardır. Ayrıca sanat ve kültür çalışmaları düzenleyen kuruluş Avrasya Akademisi‘nin kurucu üyelerinden olan Azeri-Sovyet besteci Arif Malikov ölümünden sonra cenazesi Fahri Hiyabanı Mezarlığı‘nda defnedilmiştir.

 

Masal

Bu yapıtta Türk şairi Nazım Hikmet’in 1948 yılının Haziran ve Ekim ayları arasında Bursa Cezaevi’nde “Ferhad ile Şirin” adı altında sunulmuş olan bir aşk masalıdır, senarist Nazım Hikmet’ tir.

Ferhad, Şirin, Mehmene Banu ve Demirdağ Pınarının Suyu, Nâzım Hikmet’in 1948 yılında yazdığı üç perdelik tiyatro oyunu.

Kişisel aşkın toplumsal bir ülküye dönüşmesini konu alır. Şirin’e olan aşkı uğruna Demirdağ’ ı delmeye giden Ferhad’ ın sonunda ilahi bir aşka ulaşmasını anlatan Ferhad ile Şirin adlı halk öyküsü, insanlığın kurtuluşu için mücadele veren, idealist bir romantik kahramanın öyküsüne dönüştürülmüştür.

Yapıt, 23 Mart 1961 tarihinde Kirov Balesi’nde “Aşk Efsanesi” adıyla bale olarak sahnelendi. Bale müziğini Arif Melikov bestelemiş, koreografisini Bolşoy Balesi’nin başkoreografı Yuri Grigoroviç yapmıştır.

 

FİKRET AMİROV

 

Doğum tarihi ve yeri: 22 Kasım 1922, Gence, Azerbaycan SSC, SSCB

Ölüm tarihi ve yeri   : 20 Şubat 1984, Bakü, Azerbaycan SSC, SSCB

 

Azerbaycan halk müziği çevresinde büyümüştür. Babası Meşhedi Cemil Amirov, Şuşa kökenli tanınmış muğam şarkıcısı ve tar ustası olmuştur. Genç yaşlarındayken, Fikret piano için parçalar bestelemeye başlamıştır. Gence’ de müzik okulunu bitirdikten sonra Fikret Amirov, Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda (günümüzdeki Bakü Müzik Akademisinde) yüksek eğitime başlamıştır. Burada Boris Zeydman ve Üzeyir Hacıbeyov’un öğrencisi olmuştur.

1941’de Nazi Almanya’sı SSCB’ye saldırdıktan sonra, 19 yaşındaki Amirov Sovyet ordusunda hizmete başlamıştır. Amma Voronej şehri yakınlarında yaralanarak hastaneye alınmış ve askeri hizmetten terhis edilmiştir. Daha sonra Bakü’ye dönmüş ve Azerbaycan Devlet Konservatuvarı’nda eğitimine devam etmiştir.

En önemli çalışmalarından birisi öğrencilik yıllarında yazmış olduğu “Nizami’nin Hatırasına” dır. 1948 yılında konservatuvardan mezun oldu. Senfonik Muğam başardığı yaratıcı bir çalışmadır. Amirov’ un “Sevil” operası (1953), “Şur” Senfonik Muğamı (1948) dünyanın her yerinde ünlü besteler arasında takdir edilen bir yapıttır. Diğer önemli bir çalışması da fortepiyano eserleridir.

1980’de “1001 Gece” balesinin yazdı. Bu esere göre SSCB Devlet Ödülü aldı. Bestecinin senfonik muğamları, müzik poemleri ve diğer eserleri bugün de değerini korumaktadır.

1984 yılında son eseri olan “Nizami” balesini tamamlayan besteci, bölgedeki seçmenleriyle görüşmeye giderken aniden hastalanır. İlk zamanlar bu hastalığa önem vermese de hastalık giderek şiddetlenir.

Bestecinin durumu aniden değişir ve böylece 62 yaşındaki Fikret Amirov vefat eder. Bakü’de vefat eden besteci, I. Fahri Hiyabanda Mezarlığına defnedilir.

 

Nesimi Destanı

XIV. yüzyılın büyük şairleri, Şark edebiyatının en değerli simâlarından biri olan İmâdeddin Nesîmî, yaşadığı coğrafya ve mevcut inançlara uymayan ideolojisi altında yaşadığı ortamda standart olduğu değeri görmemiş olsa da ölmekten sonra efsaneleşmiş ve eserler dünyanın her tarafında tanınmaya başladı.

Özellikle son asırlarda medeni servetlerin korunmasına, tanıtıma ve daha fazla günyüzüne çıkarılmaya çalışıldığı bir zamanda, şairin hayatı ve eserlerine özellikle dikkat odaklanılmaya başlandı.

Nesîmî’ nin tam olarak hangi bölgede bölgesel olarak geldiği günümüzde dahi tartışma konusu, birlikte temel kaynaklar ve kendi şiirlerinden anlaşıldığı üzere milli mensubiyetinin Türk olduğu kesin olarak belgelenmiştir. Yaşadığı dönemlerde parçaların olduğu sebep Türk tarihinde, son Azerbaycan dönemlerinde yaşanan süre boyunca Timur döneminde, hangi Anadolu bölgelerinde yaşanan dönemde Osmanlı döneminde, ideolojisi ile standart olduğu değer verilmemiş, bunun ötesinde baskılara maruz kalır.

 

  1. Celladın Dansı  :         Allegro agitato
  2. Nesimi’nin Monoloğu  :         Moderato inquietto Emotion
  • Nesimi ve Sevgilisinin İlk Düeti  :         Andante amoroso – Andantino grazioso – Andante commodo                                                                piacere – attacca:
  1. Kızların Nesimi ve Sevgilisiyle Dansı : Allegretto giocoso
  2. İstila  :         Allegro non troppo – Allegro moderato. Mihaccios
  3. Kızların Acısı   :         Moderato mesto -Andantino – Poco più agitato-                                                                                 Meno mosso
  • Nesimi ile Sevgilisinin İkinci Düeti  :        Andante moderato – trajiko appassionato
  • Nesimi’nin Protestosu  :         Allegro risoluto
  1. Mücadele  :         Allegro agitato
  2. Ebedi Ölümsüzlük  :         Moderato maestoso

 

Sanatla Kalınız !!!

Taşar Erkol