ÇDSO 17 Nisan Konser Programı Taşar Erkol

Konser Saati      : 17:00
Konser Salonu   : Adana Büyükşehir Belediyesi Konser ve Tiyatro Salonu
PROGRAM
J. S. BACH          : Air on the Sol Yaylılar
N. PAGANINI     : Rossini Varyasyonları
F. SCHUBERT    : Ave Maria
D. POPPER          : Macar Rapsodisi
J. HAYDN            : Senfoni No: 49
 
Şef         : MAXIMILLIAN CEM HABERSTOCK
Solistler : JAMAL ALİYEV         “viyolonsel”
                
MAXIMILLIAN CEM HABERSTOCK
 
Maximilian Haberstock, müzik eğitimine Münih Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi’nde Prof. Thomas Böckheler (piyano) ve Prof. Kay Westermann (beste) ile devam ediyor. Ayrıca Düsseldorf’taki Robert Schumann Konservatuvarı’nda Prof. Rüdiger Bohn’un şeflik derslerine katılıyor.
Altı yaşından bu yana piyano çalan Haberstock Carl Bechstein Yarışması’nda “Genç Müzisyen” de dahil olmak üzere birçok piyano yarışmasında birincilik ödülü kazandı.
2017’de Almanya’da Bundeswettbewerb Müzik Yarışması’nda birinci olduktan sonra Münih’teki Philharmonic Hall’da çalmak için davet aldı.
2016’da Lang Lang Uluslararası Müzik Vakfı tarafından Lang Lang ile Varşova’da bir ustalık sınıfına katılmak üzere dünya çapında seçilen on genç yetenekten biri oldu; çalışma tüm dünyada canlı olarak yayımlandı.
2017 Eylül’ünde Allianz’ın daveti üzerine Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ in Berlin’deki Schloss Bellevue’ deki yaz etkinliğinde Lang Lang ile çaldı. 2017 Nisan’ında Carnegie Hall’da verdiği konseri 2018 Mart’ında Macaristan’da Beethoven’ın 3. Piyano Konçertosu’nu seslendirdiği turne izledi.
Haberstock, son dört yılda Daniel Müller-Schott ve David Fray gibi tanınmış müzisyenlerle oda müziği topluluklarında düzenli olarak çaldı ve Alban Gerhardt’ la birlikte çaldığı Münih’teki Stars & Rising Star Festivali’nde en yeni bestelerini de seslendirme olanağını buldu.
2018 yazında 25. Verbier Festivali’ne yerleşik piyano öğrencisi olarak kabul edildi, burada Prof. Sergey Babayan ve Prof. Michel Béroff gibi dünyaca ünlü piyanistlerin ustalık sınıflarına katılmanın yanı sıra resital ve oda müziği konserleri verdi.
2019’da genç şef bursiyeri olarak davet edildiği festivalde Valery Gergiev’ le çalışma şansına sahip oldu. 2019 Aralık’ında Schloss Nymphenburg’ da yeni kurduğu topluluğu Arcis Oda Orkestrası’nın şefi olarak ilk kez sahneye çıktı ve Haydn’ın Veda Senfonisi ile Moskova’dan piyanistlerle Re Majör Piyano Konçertosu’nu seslendirdi.
2021’de Verbier Festivali Gençlik Orkestrası’nda James Gaffigan’ ın asistanı olarak festivale bir kez daha davet edildi. O günden bu yana Prof. Johannes Schlaefli, Michel Tabachnik ve Prof. Rüdiger Bohn gibi isimlerin yönetiminde ve Litvanya Devlet Senfoni ve Gewandhaus Leipzig Senfoni Orkestralarıyla şeflik ustalık sınıfı çalışmalarına katıldı. 1 Kasım 2020’de Münih’teki Utopia Hall’da orkestrasıyla verdiği ikinci konserinde solist Tassilo Probst’ la bu sefer tamamen Mozart eserlerinden oluşan bir program (5. Keman Konçertosu ve 29. Senfoni) sundu.
Mayıs 2023’te Münih’te verecekleri üçüncü konserlerinde ünlü çellist Alban Gerhardt’ la sahneye çıkacaklar.
2016 Temmuz’unda besteleriyle ödüller kazanan sanatçı Salzburg Mozarteum Yaz Akademisi’ne kabul edildi.
2017 Mayıs’ında Naturgewalten Senfonik Süiti ile Halberstadt’ daki 28. Orkestra Atölyesi’ne kabul edilen en genç katılımcı oldu.
Maximilian Haberstock 2017 baharında kız kardeşi Ayla Sophie ile “Young Musicians Live” ı kurdu. Kâr amacı gütmeyen bir proje olan YML kapsamında Haberstock kardeşler, müzisyen arkadaşlarıyla bir araya gelerek klasik müzik sevgisini paylaşıyor ve dezavantajlı çocuklar ile yaşlıların da olduğu farklı izleyici kitlelerine konserler veriyor. Son konserlerinden elde ettikleri gelirle 75 göçmen çocuğu okula göndermenin haklı gururunu yaşıyorlar.
2019’da TEDxYouth@München’ ın genç konuşmacısı olan genç sanatçı “Klasik Müzikte Hikâyeler Bulmak”adlı konuşmasıyla ayakta alkışlandı.
Güher ve Süher Pekinel’in kurduğu Dünya Sahnelerinde Genç Müzisyenler programının bir üyesi olan Maximilan Cem Haberstock, Carl-Heinz Illies Bursu ve Deutsche Stiftung Musikleben’ in Gerd Bucerius Bursu’ nun da sahibi…
JAMAL ALİYEV
2021 yılında İngiltere merkezli Classic FM tarafından klasik müzik alanında “Dünyanın 30 Yaş Altı En Önde Gelen 30 Müzisyeninden Biri” olarak seçildi.
2 Eylül 1993’te Bakü’de doğdu. Babası kemancı Davut Aliyev, annesi çellist Sevinç Aliyev’dir. İki aylıkken ailesiyle Ankara’ya geldi ve Türkiye’ye yerleşti. Beş yaşında iken dedesi Kara Aliyev ile çello çalışmaya başladı.
İlk ve orta öğrenimini Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin Müzik Hazırlık Okulu’nda tamamladı.
2004 yılında Hırvatistan’da düzenlenen Antonio Janigro Uluslararası Çello Yarışması’nda birinci olarak ilk ödülünü kazandı.
2006’da kendisini tesadüfen dinleyen Rus çellist Mstislav Rostropoviç, Aliyev’i o sırada başkanı olduğu Londra’daki Yehudi Menuhin Okulu’na tam burs ile davet etti. Aliyev, orta öğrenimini Ankara’da tamamladıktan sonra 2008 yılından itibaren öğrenimine Yehudi Menuhin Okulu’nda yatılı olarak devam etti, Thomas Carroll’ un öğrencisi oldu.
Lisans ve yüksek lisans öğrenimini 2013-2019 yıllarında Londra Kraliyet Müzik Koleji’nde yine Thomas Carroll’ un öğrencisi olarak tamamladı. Londra Kraliyet Müzik Okulu’nda okurken kendisini tesadüfen izleyen ve çok beğenen bir İngiliz dinleyici, performansını artırmak için ihtiyaç duyduğu özel bir çello ihtiyacını karşılamak üzere 1765 Giovanni Battista Gabrielli yapımı bir çello alarak kullanımına verdi.
Öğrenimi sırasında ÇEV Sanat (Çağdaş Eğitim Vakfı) Genç Yetenekler Projesi’ne dahil oldu ve eğitimi 2018 ile 2022 yılları arasında ÇEV Sanat tarafından desteklendi. Aliyev müzik yaşamını, ÇEV’ in çabasıyla yabancı bir yatırımcı grubunun müzayededen satın alıp, kendisinin kullanımına verdiği çello ile sürdürdü.
Aliyev, Guildhall School of Music’te “artist diploma” ve Köln’de bulunan Müzik ve Dans Yüksekokulu’nda doktora eğitimi aldı.
2012 yılında “BBC Klasik Sanatçısı” unvanını alan Aliyev bu unvanı alan ilk sanatçılardan birisidir.
2016-2019 arasında İngiltere’de, Avrupa, Asya, Kuzey ve Güney Amerika’da konserler verdi.
2017’deki BBC Proms Festivali’ nde besteci John Williams’ın 85. doğum gününün kutlandığı ve BBC’de canlı yayınlanan konserdeki solo performansından itibaren her yıl 8 bin kişilik Londra Royal Albert Hall’da farklı programlar çerçevesinde performanslar sergilemektedir. Aliyev’in bu performansları BBC televizyonu ve radyosu tarafından da canlı yayınlandı.
Sanatçı, “Russian Masters” isimli ilk albümünü piyanist Anna Fedorova ile 2015 yılında yayımladı. Aynı yıl, 18 -25 yaş arası müzisyenlerin katıldığı Bromsgrove Uluslararası Müzik Yarışması’nda 2015 yılında birincilik kazandı. Yine 2015’te, Gürer Aykal yönetiminde Eskişehir Senfoni Orkestrası ile Tchaikovsky’nin Rococo varyasyonlarını seslendirdi.
2019 yılında Çev Sanat Genç Yetenekler Projesi kapsamında Fazıl Say ile Eskişehir ve İstanbul’da konserler verdi. Aynı yıl İngiltere’de Windsor Uluslararası Yarışması’nda ikincilik kazandı. Ekim ayında New York’ta düzenlenen ve dünyanın en prestijli yarışmalarından olan Konser Sanatçıları Birliği (Concert Artist Guild) Yarışması’nı kazandı. Yarışma sonrasında Concert Artists menajerliğiyle üç senelik kontrat imzalayan sanatçı dünyanın çeşitli ülkelerinde konserler vermeyi sürdürdü.
2020’de Londra Kraliyet Filarmoni Orkestrasıyla İngiltere’nin büyük şehirlerinde ve en önemli salonlarında bir ay süren bir turne yaptı.
Fazıl Say’ın “Şu Dünyanın Sırrı” isimli albümünde yer aldı ve 2021 yılında aynı sanatçının Şahmeran efsanesinden esinlenerek çello ve orkestra için bestelediği Şahmeran “Opus 85” eserinin Türkiye prömiyerini Volkswagen Arena’da solist olarak icra etti.
2021’de İngiltere merkezli Classic FM tarafından “Dünyanın 30 yaş altı en önde gelen 30 müzisyeninden biri” olarak seçildi.
2022’de dünya çapında bilinen eserleri Türk enstrümanları ve çello ile yorumladığı İllüzyon (Illusion) isimli albümü yayımlandı.
 
JOHANN SEBASTİAN BACH
 
Barok dönemin en büyük Alman bestecisi ve orgcusudur. 1100’den fazla eseriyle klasik müzik tarihinin en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilir. 
21 Mart 1685’te Almanya’nın Eisenach kentinde, nesiller boyu müzisyen yetiştiren bir ailede doğdu.
10 yaşında her iki ebeveynini de kaybetti. Orgcu olan ağabeyi Johann Christoph’un yanında büyüdü ve ilk piyano ile klavye eğitimini ondan aldı.
Kariyeri boyunca Arnstadt, Mühlhausen, Weimar, Köthen ve son olarak Leipzig şehirlerinde görev yaptı. Leipzig’deki St. Thomas Kilisesi’nde geçirdiği son 27 yılı, kariyerinin en verimli dönemi oldu.
1717 yılında Weimar’daki görevinden ayrılmak istediği için patronuyla anlaşmazlığa düştü ve yaklaşık bir ay hapis yattı.
İki kez evlendi (Maria Barbara ve Anna Magdalena) ve toplam 20 çocuk sahibi oldu; çocuklarından bazıları da ünlü besteciler (C.P.E. Bach, J.C. Bach) oldu.
28 Temmuz 1750’de Leipzig’de hayatını kaybetti.
Bach, kontrpuan (birden fazla bağımsız melodinin uyumu) ve füg sanatının zirvesidir. Kendi döneminde daha çok bir org virtüözü olarak tanınsa da ölümünden yıllar sonra Felix Mendelssohn’un çalışmalarıyla besteci kimliğiyle hak ettiği değeri görmüştür.
AİR ON THE G STRİNG
Johann Sebastian Bach’ın en ünlü ve sevilen eserlerinden biridir. Aslında bağımsız bir eser değil, Bach’ın 3 Numaralı Orkestra Süiti (Re Majör, BWV 1068) içindeki ikinci bölümdür ve orijinal adı sadece “Air” dir.
Bach bu eseri 1730’ların başında, yaylılar ve sürekli bas (basso continuo) için Re Majör tonunda bestelemiştir.Bu popüler isim, Alman kemancı August Wilhelmj’ nin 1871 yılında yaptığı bir düzenlemeden gelir. Wilhelmj eseri Do Majör tonuna transpoze etmiş ve kemanın en kalın teli olan Sol (G) teli üzerinde tek başına çalınabilecek şekilde uyarlamıştır.
Yapıt, yavaş temposu ve akıcı melodisiyle tanınır. Birçok müzikolog tarafından “şimdiye kadar bestelenmiş en mükemmel parçalardan biri” olarak nitelendirilir.
Melodi zarifçe süzülürken, alt yapıda yürüyen (walking bass) karakteristik bas sesleri esere ritmik bir derinlik katar.
Yapıt, sakinleştirici etkisi nedeniyle düğünlerden filmlere kadar geniş bir alanda kullanılır: The Spy Who Loved Me (1977) gibi ikonik filmlerde yer almıştır. Procol Harum’ un ünlü “A Whiter Shade of Pale” şarkısının bu eserden esinlendiği bilinir. Ayrıca rap (Sweetbox – “Everything’ s Gonna Be Alright” ve heavy metal (Sabaton –“Hearts of Iron”) gibi farklı türlerde örneklenmiştir.
 
NICCOLO PAGANINI
19. yüzyılın en ünlü İtalyan keman virtüözü, besteci ve gitaristidir. 5 yaşında mandolin, 7 yaşında keman çalmaya başlayan dahi sanatçı, keman tekniğinde devrim yaparak “Şeytanın Müzisyeni” olarak anılmıştır. Olağanüstü hızı ve teknik becerisiyle tanınan Paganini’nin en bilinen eseri “24 Kapris” tir.
27 Ekim 1782’de Cenova, İtalya’da doğdu. Babasından aldığı temel eğitimin ardından Giovanni Servetto ve Giacomo Costa gibi yerel müzisyenlerle çalıştı.
13 yaşından itibaren konser turnelerine başladı ve sıra dışı tarzıyla kısa sürede Avrupa çapında ün kazandı.Keman çalma tekniğinde hız, duygu ve mükemmeliyeti birleştirerek, o dönem için imkansız kabul edilen teknikleri (çift sesler, pizzicato) geliştirdi.
En ünlü eseri solo keman için yazılmış 24 Kapris (Op. 1) olup, birçok besteciye ilham kaynağı olmuştur. Ayrıca La Campanella, Cantabile ve çeşitli keman konçertoları ünlüdür.
27 Mayıs 1840’ta Nice, Fransa’da hayatını kaybetti.
Kemanın sınırlarını zorlayan, adeta büyüleyici sahne performanslarıyla tanınan Paganini, modern keman tekniğinin temellerini atmış en önemli isimlerden biri olarak kabul edilir.
ROSSİNİ VARYASYONLARI
Niccolò Paganini, Gioachino Rossini’ in operalarındaki ünlü temalar üzerine birkaç virtüöz varyasyon seti bestelemiştir. Bu eserlerin en bilinenleri şunlardır:
I. “Mose-Fantasia” (Musa Fantezisi)
Genellikle Variations on One String (Tek Tel Üzerine Varyasyonlar) olarak bilinen bu eser, Paganini’nin en popüler parçalarından biridir.
Tam Adı; Sonata a preghiera (Dua Sonatı) veya Variations on a theme from Rossini’ s “Mosè in Egitto”.Rossini’nin Mısır’da Musa operasındaki “Dal tuo stellato soglio” aryasından alınmıştır. Yapıtın tamamı kemanın sadece Sol (G) teli üzerinde çalınacak şekilde bestelenmiştir.
II. “I Palpiti” Varyasyonları, Op. 13
Keman repertuvarının en teknik ve zorlayıcı parçalarından biri kabul edilir.
Tam Adı; Introduction and Variations on “Di tanti Palpiti” from Rossini’ s Tancredi. Rossini’nin ilk büyük başarısı olan Tancredi operasındaki popüler “Di tanti palpiti” aryasına dayanır. Parlak bir girişin ardından gelen tema ve ardından gelen üç son derece virtüöz varyasyondan oluşur.
III. “Non più mesta” Varyasyonları, Op. 12
Tam Adı; Introduzione e variazioni su “Non più mesta accanto al fuoco”. Rossini’nin La Cenerentola (Külkedisi) operasındaki final aryası üzerine kurgulanmıştır. Genellikle keman ve orkestra (veya piyano eşliği) için seslendirilir.
Bu eserler keman için yazılmış olsa da, günümüzde viyolonsel, kontrabas ve yaylı orkestra gibi farklı enstrüman ve topluluklar için yapılan düzenlemeleri de sıkça icra edilmektedir.
 
FRANZ SCHUBERT
Franz Peter Schubert, 31 Ocak 1797’de Viyana’da doğdu, 19 Kasım 1828’de 31 yaşında tifüs hastalığına yenik düşerek hayata veda etti.
Klasik ve Romantik dönemler arasında köprü kuran ve özellikle lied (şarkı) formunda büyük bir miras bırakan Schubert, kısa ömrüne rağmen müzik dünyasında derin izler bıraktı.
Eserleri, onun müziksel dehasını ve döneminin ötesinde bir sanat anlayışına sahip olduğunu gösteriyor. Schubert’in ölümünden sonra eserleri büyük ilgi gördü ve müzik tarihinin en önemli bestecilerinden biri olarak kabul edildi.
Schubert, müzikle iç içe bir ailede doğdu ve erken yaşlardan itibaren müziğe ilgi gösterdi. Babası Franz Theodor Schubert, amatör bir müzisyen ve aynı zamanda bir okul müdürüydü. Küçük yaşlarda babasından müzik dersleri alarak yeteneği fark edildi, on yaşında saray korosuna katıldı ve burada eğitimini sürdürdü. Genç yaşlarda müzik kariyerine yöneldi, ancak ekonomik olarak zorluklar yaşadı.
Çoğunlukla arkadaşlarının desteğiyle hayatını sürdürdü. Müziğe olan tutkusunu hiç kaybetmedi ve ardında yüzlerce eser bıraktı. 1828 yılında, henüz 31 yaşında tifüs hastalığına yakalandı ve hayatını kaybetti. Bugün, Schubert ölümünden sonra, müzik dünyasında derin bir miras bıraktı ve eserleri hala sıkça çalınıyor.
Schubert, kısa ömründe 600’den fazla lied, 7 tamamlanmış ve 5 tamamlanmamış senfoni, pek çok piyano eseri, oda müziği ve kilise müziği eseri besteledi.
 
AVE MARİA
Franz Schubert’in 1825’te bestelediği “Ave Maria” (asıl adı: Ellens dritter Gesang – Ellen’ ın Üçüncü Şarkısı), aslında Walter Scott’ ın “Gölün Leydisi” şiirinden uyarlanmış bir lieddir. Başlangıçta Katolik duası olarak yazılmasa da “Ave Maria” sözleriyle popülerleşen, huzurlu ve klasik müziğin en tanınmış melodilerinden biridir.
1825 yılında Schubert, Walter Scott’ ın Lady of the Lake (Gölün Leydisi) şiirindeki “Ellen Douglas”karakterinin Meryem’e dua ettiği sahneyi bestelemiştir.
Yapıt, Schubert’in Op. 52 numaralı yedi şarkılık setinin 6. parçasıdır. Romantik dönem lied tarzının (piyano ve ses için şarkı) en zarif örneklerindendir. “Ave Maria” ile başlasa da sözleri başlangıçta orijinal Latince dua değildir. Ancak günümüzde çoğunlukla Latince sözlerle seslendirilmektedir.Schubert’in melodisi, Bach-Gounod versiyonu ile en bilinen “Ave Maria” bestelerinden biri haline gelmiştir.
 
DAVID POPPER
Popper Prag’da doğdu ve Prag Konservatuvarı’nda müzik eğitimi aldı. Ailesi Yahudi’ydi. Julius Goltermann’ dan (1825–1876) viyolonsel eğitimi aldı ve kısa sürede dikkat çekti. İlk turnesini 1863’te yaptı; Almanya’da Franz Liszt’in damadı Hans von Bülow tarafından övüldü ve Löwenberg’ deki Prens von Hohenzollern-Hechingen’in sarayında Oda Virtüözü olarak tavsiye edildi.
1864’te Hans von Bülow’ un Berlin Filarmoni Orkestrası’nı yönettiği Robert Volkmann’ ın La minör, Op. 33 Viyolonsel Konçertosu’nun prömiyerini yaptı. Prens’in ölümü nedeniyle birkaç yıl sonra bu işini kaybetti.
1867’de Viyana’da ilk konserini verdi ve Hofoper’ de baş viyolonselci oldu.
1868’den 1870’e kadar Hellmesberger Dörtlüsü’nün de üyesiydi.
1872’de, daha sonra St. Petersburg Konservatuvarı’nda kadroya katılan Liszt’in öğrencisi piyanist Sophie Menter ile evlendi.
1873’te Popper, eşiyle birlikte Avrupa genelinde konserler vererek daha büyük çaplı turnelerine devam etmek için Hofoper’ deki görevinden istifa etti. Popper ve Menter’ in evliliği 1886’da sona erdi.
O yıl Liszt, Popper’ i Budapeşte Konservatuvarı’nda yeni açılan yaylı çalgılar bölümünde bir öğretim görevlisi olarak tavsiye etti. Budapeşte’de Jenő Hubay ile Budapeşte Dörtlüsü’nde yer aldı. O ve Hubay, Johannes Brahms ile birden fazla kez oda müziği icra ettiler; bunlar arasında Brahms’ın 3 No’lu Piyano Üçlüsü’ nün 20 Aralık 1886’da Budapeşte’deki prömiyeri de vardı.
Popper, Viyana yakınlarındaki Baden’ de öldü.
Önemli öğrencileri arasında Arnold Földesy, Jenő Kerpely, Mici Lukács, Ludwig Lebell ve Adolf Schiffer (János Starker’ ın öğretmeni) vardı.
David Popper, uç pimi kullanmayan son büyük viyolonselcilerden biriydi. Viyolonsel kariyerine uç pimi kullanmadan başlamış olmasına rağmen, hayatının ilerleyen dönemlerinde bunu benimsediğini gösteriyor.
Viyolonsel tekniğini geliştiren önemli etütlerin (Op. 73) ve Tarantella (Op. 33) gibi teknik beceri gerektiren virtüöz eserlerin yaratıcısıdır. Teknik zorlukları içeren eserleriyle viyolonsel repertuvarına büyük katkı sağlamıştır. Viyolonsel repertuvarında sağ el ve teknik becerileri geliştiren en önemli eğitimcilerden biri kabul edilir.
MACAR RAPSODİSİ     Op.68
David Popper tarafından 1893 yılında bestelenen Macar Rapsodisi (Op. 68), viyolonsel repertuvarının en teknik ve popüler eserlerinden biridir. Prag doğumlu bir çellist ve besteci olan Popper, bu eseri Budapeşte’de kaleme almış ve dönemin genç yeteneklerinden Belçikalı viyolonselci Jean Gérardy’ e ithaf etmiştir.
Yapıt, geleneksel Macar halk dansı olan Çardaş (Czardas) yapısına dayanır. Bu yapı, ağır ve melankolik bir giriş bölümü (lassú) ile başlar, ardından giderek hızlanan ve coşkulu bir finalle (friss) sona erer.
Macar halk müziği temaları ve Romani melodileri ile Liszt’in rapsodilerinden esinlenen temaları içeren bir yapıya sahiptir. Çok yüksek seviyede virtüözite gerektirir. Hızlı bölümlerde (Presto) hızlı yay çekişleri, çift sesler ve karmaşık parmak pozisyonları kullanılırken, yavaş bölümler (Adagio) duygusal ve derin bir ton gerektirir.
Yapıt, yaklaşık sekiz farklı Roman ezgisi üzerine kuruludur. Popper, bu melodileri otantik halk müziği araştırmalarından ziyade, Viyana kafe ve restoranlarında popüler olan Macar müziği tarzından esinlenerek seçmiştir. Viyolonselciler için adeta bir “gösteri parçası” (showpiece) kabul edilir. Çift sesler, hızlı parmak geçişleri, geniş aralıklı atlamalar ve virtüözite gerektiren kadanslar içerir. Günümüzde çello eğitiminde (konservatuvar düzeyinde) ve prestijli yarışmalarda sıkça icra edilen temel bir eserdir.
Aslen piyano ve viyolonsel için yazılan eser, 1902 yılında Max Schlegel tarafından orkestraya uyarlanmıştır. Yapıt, şu bölümlerden oluşmaktadır:
 
Birinci bölüm   Andante Maestoso
Görkemli bir piyano/orkestra girişiyle başlar, solist serbest karakterde bir kadansla temayı duyurur.
 
İkinci bölüm     Adagio
Duygusal ve derin bir melodiye sahiptir, bu bölümde sol el koordinasyonu ve ton kalitesi ön plana çıkar.
Üçüncü bölüm     Allegretto Vivace
Hızın arttığı ve ritmik karakterin belirginleştiği bölümdür.
Dördüncü bölüm     Final
Yapıt, icracının teknik sınırlarını zorlayan çok hızlı ve virtüöz bir finalle noktalanır.
David Popper, viyolonselin teknik kapasitesini genişleten bir besteci olduğu için bu rapsodi, konservatuvar düzeyindeki çellistlerin eğitim sürecinde teknik becerilerini (özellikle sağ ve sol el uyumu) geliştirmek amacıyla sıkça çalışılmaktadır.
 
JOSEPH HAYDN
Franz Joseph Haydn (1732–1809), müzik tarihinin en üretken ve etkili figürlerinden biri olan Avusturyalı klasik müzik bestecisidir. Klasik dönemin şekillenmesinde kilit rol oynamış ve hem Mozart hem de Beethoven üzerinde derin etkiler bırakmıştır.
“Senfoninin ve Yaylı Çalgılar Dörtlüsünün Babası” : Bu türlerin modern formlarını oluşturduğu ve geliştirdiği için bu unvanlarla anılır. Toplamda 106 senfoni bestelemiştir.
“Baba Haydn”: Müziğe katkılarının yanı sıra, emrinde çalışan müzisyenlere karşı gösterdiği babacan ve sevecen tavırları nedeniyle bu lakabı almıştır.
Hayatının yaklaşık 30 yılını, zengin Esterházy ailesinin sarayında müzik direktörü (Kapellmeister) olarak geçirmiştir. Bu dönemde dış dünyadan izole kalarak kendine özgü stilini geliştirme fırsatı bulmuştur.
Haydn müziğinde sürprizleri ve mizahı kullanmayı severdi. Örneğin, ünlü “Sürpriz Senfonisi”nde (Senfoni No. 94), uyuklayan izleyicileri uyandırmak için aniden çalınan yüksek sesli bir timpani vuruşu bulunur.
Günümüzde Almanya’nın milli marşı olarak kullanılan melodinin asıl bestecisidir (Kaiserhymne).
SENFONİ No: 49     Fa Minör
Haydn’ın 1768 tarihli, Fa minör tonundaki 49. Senfonisi (“La Passione”), Sturm und Drang (Fırtına ve Coşku) döneminin karanlık, tutkulu ve dramatik yapısını yansıtan en önemli eserlerinden biridir. Yavaş bir bölümle başlayan dört bölümlü yapısı, yoğun bir hüzün ve derinlik taşır.
“La Passione” (Tutku) adını, genellikle İsa’nın çilesini anımsatan karanlık ve ciddi havasından alır. Fa minör tonu, o dönem için oldukça nadir ve duygusal yoğunluğu yüksek bir tondu.
“La Passione” ismi Haydn tarafından verilmemiş, eserin trajik karakteri nedeniyle Paskalya öncesindeki “Kutsal Hafta” da çalınmasına atıfla sonradan yakıştırılmıştır. Bazı araştırmacılar, eserin isminin o dönem Viyana’da popüler olan komik tiyatro oyunu Die Quäker (İngiliz Quaker) ile ilgili olabileceğini veya tiyatro kökenli bir “karanlık tonlu” eser olduğunu savunur.
Klasik senfoni yapısına meydan okuyarak, hızlı bir giriş yerine yavaş ve hüzünlü bir Adagio bölümüyle başlar, bu da esere trajik bir giriş sağlar. Sturm und Drang tarzının tipik bir örneği olarak; ani dinamik değişiklikler, gerilimli armoniler ve orkestradaki yaylıların baskınlığı dikkat çeker.
Senfoni, Haydn’ın olgunluk döneminin başlarında duygusal derinliği en üst seviyeye çıkardığı, orkestra hakimiyetini gösterdiği başyapıtlarındandır.
Eserin temel özellikleri ve yapısı şöyledir:
Yapıt, “Kilise Sonatı” formunda düzenlenmiştir. Bu formun tipik özelliği olarak hızlı bir bölümle başlamak yerine, ağır ve ciddi bir tempoyla açılış yapar.
Bölümler:
Birinci bölüm     Adagio
 
Koyu bir hüzün ve ciddiyet barındıran, eserin duygusal ağırlığını belirleyen ilk bölümdür.
İkinci bölüm     Allegro di molto 
 
Enerjik ve huzursuz bir yapıya sahiptir.
Üçüncü bölüm     Minuet ve Trio
 
Diğer bölümlere kıyasla daha geleneksel olsa da minör tonun ağırlığını sürdürür.
 
Dördüncü bölüm     Presto
 
Yapıtı, gerilimli ve hızlı bir finalle sonlandırır.
Yapıt, baştan sona minör tonda ilerler, bu da Haydn senfonileri için nadir bir durumdur. Yoğun duygusallık, ani dinamik değişimleri ve senkoplu ritimler eserin dramatik gücünü artırır.
Dönemin diğer eserleriyle kıyaslandığında bu senfoni, klasik dönemin zarafetinden ziyade romantik dönemin habercisi olan bir derinlik ve ifade gücü sunar.
 
SANATLA KALINIZ !!!
Taşar ER