Emre Toğrul

Sevgili lise arkadaşlarımdan Ekrem Erdem paylaştı benimle,
Bugün yaşadığımız çaresizliğe en iyi oturan metaforlardan biri,
‘’Nehrin ve Yolun Terkettiği, Yıkılmaz, Sağlam Köprü’’.
Bilirsiniz, bazı ülkelerin kaderi doğanın keyfine kalmıştır,
Tabiat, aynı türden afetlerle, döver durur o coğrafyayı.
Bunlardan bir olan Orta Amerika ülkesi Hounduras’ta,
Rutin kasırgaların ortasında, sürekli taşan deli bir ırmak olan,
Choluteca Irmağının üzerine, 484 metrelik bir köprü yaparlar.
Ve ne güzel ki, sürekli yıkılan köprülerin makus talihi dönsün diye,
Bir Japon firmasının olağanüstü mucizevi konstürüksiyonu ile yapılan,
Bu mühendislik harikası köprü, 1998’deki kasırgada sağlam kalır.
Kalır da, köprüye gelen ve giden yollar tamamen yok olmuş,
Nehrin yatağı bile değişmiş, köprü de nehrin yanında kalmıştır.
Yani çözüm halen oradadır, ama problem değişmiştir.
Sapsağlam, kasırgalarla yıkılmayan, ancak içinden yol geçmeyen,
Altından nehir bile akmayan, bağlantısız, muhteşem köprü.
Tıpkı, bugün yaşadığımız illetin çıktıları karşısında çaresiz kalan,
O, yıllardır ilmek ilmek ördüğümüz kişilik ve kariyerlerimiz gibi.

●●●●○○○○●●●●

İnsanı hem geçmişe, hem geleceğe taşıyan, ama anı yaşarken de,
Bir kıvılcımla, zihnin derinliklerine götürebilen dostları olması müthiş.
Dünyanın en büyük serveti o kadim dostlar.
Sürekli transforme olan dünyaya, olduğumuz halimizle adapte olmanın,
Çözüm abidesi haline getirdiğimiz bedenimizin, aklımızın, ruhumuzun,
Sürekli değişen ve yenilenen soruna, probleme karşı çaresizliğinin,
Daha iyi bir anlatımı olur muydu, bilemiyorum.
Kasırgayı, yağmuru, nehrin taşmasını, köprünün yıkılmasını biliyorduk,
Kasırgadan haber almayı, nehri islah etmeyi, sağlam köprüler yapmayı,
Yıkılmaz, binlerce araç geçen, uzun ve muazzam köprüler yapmayı.
Ama yolların eriyebileceği, nehir yatağının değişebileceği,
Köprünün nehirsiz ve yolsuz, gelen gidensiz, alttan akansız kalacağı,
Hiç aklımıza gelmemişti.
Hep verilen, anlatılan probleme karşı en iyi çözümler üretmeye,
Hatasızlığa varan çözümlere yükselen kariyerlere odaklandık da,
Problemin tamamen değişip, yeniden kurgulanabileceğini kaçırdık.
1930’da yapılıp 1996’da artık yıkılmaz olarak yenilenen köprünün,
Yıl 98’deki kasırgada, bütün ihtişamına karşın sapasağlam durupta,
Tamamen çözüm yolu ve problem nehrinden bigane, atıl kalması,
Gelecekteki dünyayı iyi okuyamayan herkesin karşılaşacağıdır dostlar.
Artık kendimizi, kişiliğimizi, kariyerimizi ve profesyonelliğimizi,
Her an değişebilen, kaygan, ortadan yok olup kaybolmaya hazır zeminlere,
Hemen değişebilen, adapte olabilen ve girift yapılara uygun olarak,
Bir anlamda, çözümün sabit ve sadakatli esir parçası olarak değil,
Problem olarak ortaya konan varyasyonların algılayıcısı olarak geliştirmeliyiz.
Hiçbirşeyin üstünde kalmış, hiçbiryere gidilemiyen köprü olmamak için.

●●●●○○○○●●●●

Bu güzel yaz pazarında dostlar, şöyle bir gözden geçirin yaşamınızı.
Bundan iyisi olmaz, işte bu, muazzam, olağanüstü, başedilemez dediğimiz,
Maddi manevi ne çok şeyin, yapının, kurumun, kavramın, ideanın,
Değiştiğini, şekil değiştirdiğini, transforme yada yok olduğunu gördük,
Birçoğunun adını unuttuk, birçoğunu antika bile kabul etmiyoruz.
Ancak gerek yapısal gerekse kavramsal değişimlerin ılımlı ivmesinin,
Zaman içine yayılması ve mantığındaki stabilitenin farklılaştığı,
Gittikçe hızlanan, karmaşık ve öngörülemez bir hal aldığı aşikar.
Artık ne geleneksel talim ve terbiyeyle, tecrübe aktarımıyla,
Ne de klasik anlamda düşünce ve mantık yetileriyle çözebileceğimiz,
Gelişigüzel beslenme ve beden ıslahıyla adapte olamayacağımız,
Ruhsal anlamda çok keskin, alışılmamış viraj, yokuş ve inişlere gebe,
Yeni bir dünyaya hazırlanmak, hazırlamak ve entegre olmak zorundayız.
Choluteca köprüsü, en kötü şartlara dayanacak, ayakta kalacak şekilde,
‘’Golden Gate’’ gibi bir şahaserin tıpkısı olarak yapılmış idi,
Trans Amerikan büyük yolunun üstünde, mesafeleri bağlayan bir mucizeydi.
Onun altından ırmak üstünden yol geçen gerçek değişince,
Problem, gerekçe ve gereksinim farklı bir yeni düzleme kayınca,
Çözüm için yaratılan bu muhteşem köprü bedeni, yol ruhu ve düşüncesi,
Tamamen yeni gerçeğin işe yaramaz bir parçası haline geldi.
Tıpkı birçok yetişmiş insan, sağlam yapı, sarsılmaz kurum ve kavram gibi.
Yeni normal denilen zemin, hiç de bildiğimiz gibi değil dostlar…