Emre Toğrul – Bir reenkarnasyon varmış bir yokmuş

Aynı gün düştü, buluştu iki tohum, aynı yoldan,
Aynı gün durdu kalpte atım, ölen aynı adam.
Aynı gün doğdu iki bebek, aynı gün öldü iki insan,
Aynı gün başladı hayat, aynı gün bitti yaşam…
∞Ω∞
Aklın alamayacağı kadar eskiydi zaman,
Lavlar fışkırırken yanardağdan, dinazorlar yürürken sarsıntıylan,
İki bebe doğdu, ilahi komedyanın ortasından.
Bebe için bağırdı ana baba, mutlu ama korkuylan,
Diledikleri doyması ve acı çekmemesi hayatta hiçbir an,
Biri yedi büyüdü, avlandı, gördü ve çizdi mağraya sivri bir taşlan,
Diğeri büyürken yedi, uyudu, baktı ne yapıyor öbürü uzaktan,
Bitince zaman ve ölünce ikisi , biri yok oldu ötekiyse daima kalan,
Bugün hala duvarda o resim, hani taştan oyulan…
∞Ω∞
Aklın yettiği kadar eskiydi zaman,
Akıl yontmaya, cilalamaya başlamıştı taşları,
İki bebe doğdu yine, mevsim yaz başları,
Ana ağladı öldü, baba oynadı durdu, bitmedi aşkları,
Bir kıpırtı idi zaman, her kıpırtı değiştirdi çağları.
Yontarken biri taşı teker oldu, ateşe döndü odunun uçları,
Bakarken öbürü ateş can yaktı, yontmadı ama taşla ezdi başları,
Bitince zaman geldi ölüm, mevsim göçürürken kuşları,
Bugün ateş ışık, teker baki, hani nerde yakan yıkan o taşları…
∞Ω∞
Aklın yazıyı, kavimlerin göçü bulduğu zamandı,
Doğaya hüküm ne ola, insan aklı yamandı,
Aynı iki bebe doğarken, aynı iki ana acıyla kıvrandı,
Ana süt verdi sevgiyle, baba baş eğdi hürmetle, utandı;
Yine yeniden doğmuştu insan, velev yazgı ne olaydı.
Biri aklı yazı etti, tarihi yazdı, o akılla keşfettiği evren doğaydı,
Öteki aynı yerde, nefretle baktı, kitap yaktı, yazıyı bile kıskandı,
Ve aynı gün öldüler, sıcacık toprağa gömüldüler,
Yazı ve akıl çoğaldı, bugünü aldı, ötekiyse çürüdü toprağa kaldı…
∞Ω∞
Aklın, aydınlığa açlığının, karanlıkla savaştığı çağda,
Sorgu ve merak uyandırmıştı beyinleri ya,
Yine aynı günde iki bebe doğdu,yer kıta Avrupa.
Bir ebeveyn kutsarken bebeyi, öteki özgür akıl verdi,
Aklın prangadan kurtulduğu zamanda, bilgi arşa değdi.
Biri dünya yuvarlak dedi, güneşe hürmet etti,
Öteki Engizisyondan alıp kuvvet, özgür kelleyi kesti,
Öldüler yine bir sonbahar sabahı, bedenler artık yok idi,
Hakikaten yuvarlakmış dünya, acep tanrı ötekini neyledi…
∞Ω∞
Zaman yüzyıllardan yirmincisine dayandığında,
Sömürü ve savaş iki komşu olmuştu hemen her kapıda,
Ve iki bebek doğdu bir önceki soğuk yüzyılda,
Sarı Türk doğdu Selanik’te , esmer Alman Avusturya’da;
Bir baba bilgi kazanına atarken bebeyi, öbürünün öğretisi kamçıda,
Yüzyıl onların efsanelerini yazdı, iki bebede kahraman oldu aslında.
Biri savaş kazandı, kibirlenmedi, halka devretti aklı, okursan hepsi var nutukta,
Diğeri doğuştan kibir, milyonları yaktı, sabun yaptı, oysa seçilmişti bir solukta,
Göçtüler aynı yüzyılın içinde, yedi yıl arayla,
Bugün biri lanetle müsemma, yürür milyonlar diğerinin açtığı yolda…
∞Ω∞
Belki dün,bugün belki yarın artık geleceğe sarıyor zaman,
Bundan sonrada benzer şekilde akacak, değişmeyecek yaşam,
İki rahimden iki yeni bebek doğacak, farklı baba ve anadan olan,
O anababaya düşen görevi mutlak çıkar bugünkü kıssadan…
Reenkarnasyona benzer bu döngüde, sorumlusun fidanına verdiğin sudan,
Belki bir fidan güneşe, ışığa özgürce uzanıp kök alacaktır sonsuz zamandan,
Belki öteki fidanı saklayacaklar ışıktan , karanlık sularda yarı insan yarı hayvan.
Ve birgün can çıkıp, göçünce ikiside yalan dünyadan,
Birinden mutlak kalıyor bir ışık , bu kök sağlam, budur gerçek olan,
Ötekinden ya kalmıyor hiçbirşey, yada biz göremiyoruz karanlıktan…