
Zamanında, yani bundan 40-50 yıl öncesilnde, sabahın erken saatlerinden öğleye kadar caddelerde çok sık duyardık bu çağrıyı. “Yassıyooo!..” dan sonra da sayarlardı: Yeni Adana, Vatandaş, Bugün, Türksözüüü!..“ Bir iki nefesten sonra da ballandırmaya geçerlerdi: Yassıyooo, cinayeti yasıyooo… İnönü’nün Menderese cevabını yassıyooo… Ekmek fiyatlarının arttığını yassıyooo…
Anlaşıldı değil mi, 1960’ların ikinci yarısına kadar Adana’da günlük yerel gazeteler vardı. Anımsadığım rakamı vereyim; Adana’da merkez nüfusun 172 bin olduğu yıl yerel dört gazetenin toplam tirajı 20 bine yaklaşır, bazı günlerde de 25 bini geçerdi. Özellikle Galatasaray ve Fenerbahçe geldiğinde yerel gazeteler erkenden biter, bazen ikinci baskıya bile geçilirdi.
O yıllarda kentteki kıraathaneler ve kahvehaneler mutlaka en az iki yerel gazete alıp müşterilerine okuma olanağı sağlardı. Kıraathane sözcüğünün günümüzdeki karşılığı “Okuma Yeri” diye geçer. Berberler de, yeğledikleri gazeteye önem verirdi. Zaten İstanbul ve Ankara gazeteleri önceleri trenle 2 gün önceki tarihle bulunabiliyordu. O yıllarda Hürriyet, Akşam, Yeni Sabah, Dünya ve Vatan ilgi gören gazetelerdi. Ankara’dan gelen ULUS ve ZAFER ertesi gün ulaştığı için daha taze sayılır İstanbul gazetelerinden daha fazla satılırdı. Daha sonra da her iki gazete balyalar şeklinde uçakla gelmeye başladı. Bunlar ikindi vaktı “Zaffer-Uluuus, uçak postası” denilerek duyurulurdu. CHP’nin, Zafer de Demokrat Parti’nin sesiydi.
YASSMIYOOO!..
Biz o yılları ve sonraki 30 yılı gazetelere doyarak geçirebildik. Çünkü gazete gibi gazete çıkardı. Günümüze bakalım; Yerel gazeteler sürünüyor. Devlet Baba önceleri büyük destek olan resmi ilanın büyük kısmını yerellerden kaldırdı. Bu, bence büyük darbe oldu. Yerelde gerileme özellikle 1960’ların ikinci yarısında sonra başladı. Çünkü İstanbul gazeteleri Ankara’da basılıp jet hızıyla gelen pikap veya kamyonetlerle sabahın ilk ışıklarında Adana’ya ulaştırılıyordu. Teknoloji ve finansman üstünlüğü yanı sıra aldıkları büyük tanıtımlarla iyi para kazanan yaygın gazeteler daha sonra Adana’da kurdukları matbaalarla yerelleri iyice bunalttı.
Finansman ve ağır rekabet koşullarına dayanamayan yerellerin bazıları kapattı. 100.üncü yaş gününü kutladıktan 6 yıl sonra da ülkenin en eski gazetesi Yeni Adana da son nefesini verdi. Vatandaş, Bugün, Türksözü artık anılarda bile yok gibi. Arada çıkan Güney Haber, Ekspres ve Güney Haber iyi kadro ve teknolojiyle satılır olduysa da onlar da kilit varmak zorunda kaldı. En başarılı gazetemiz 1960’ların başında çıkan Güney Postası’ydı. Dünya Gazetesinde çekilen klişeler aynı gün uçakla Adana’ya gelir ve bol fotoğrafıyla, üstelik 6 sayfasıyla doyurucuydu. İlginçtir, çok iyi satana gazetenin matbaasını Akbaba’nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç bir valiz dolusu parayla gelip satın aldı ve güzelim gazete kapandı.
ŞİMDİİİ…
Yanılmıyorsam günümüzde 15 veya 16 yerel gazete çıkıyor. 2 buçuk milyonluk kentte, satılan yerel gazete sayısı acınacak kadar az. Direnebilenler, küçük kadro ile, daha çok kurum bültenlerine yer vererek yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Bu durum, aslında gazetelerden halkı güç duruma düşürmekte. Neden derseniz, kendi çevremizden bilgisiz, belediye ve vilâyet duyuru yahut kararlarından habersiz, olup bitenlere duyarsız kalıyoruz. Finansmanı olmayan gazete kadro kuramıyor. Gazetelerde aradığını bulamayan da gazete almıyor. Kısır döngü içinde. Paldır-küldür basın dünyasına girmiş durumdayız.
Sanki yaygın gazeteler çok mu iyi!.. Hayır!.. Bir iki gazeteyi şöyle koyalım, gerisi yalan-yanlış demesek de masabaşı ve abartılı haberlerle dolu. Artık onlar da okunmaz oldu.
Devlet mi yapar, Belediyeler mi yapar bilemem; vehamet çok ağır fakat fark eden yok. Biz duyuralım; duyan da sağ olsun, duymayan da…
