Ozan Sihay, Şırdancı Noel Baba

ŞIRDANCI NOEL BABA 🎅 (Bir Adana Hikayesi)
16 kare Şırdancı Noel baba linkte
Noel Baba dondurucu soğuktan emekli olup rotayı güneşe kırdı. İniş iznini damlara değil, tarihin merkezine istedi; geyikleriyle Taş Köprü’nün üzerine usulca süzüldü.
İner inmez dumanın izini sürüp soluğu Büyüksaat’te bir ocakbaşında aldı. “Acısı bol olsun” diyerek 1.5 porsiyon Adana kebabını gömdü. Tek bir lokma, yılların buzunu eritmeye yetti. Harareti basınca kendini Seyhan Nehri’ne attı. Gondol sefasıyla Venedik’e selam çaktı, kanoda kollarını test etti. Akşam şırdancı tezgahında limonu sıkınca, Kuzey Kutbu’ndaki kurabiyelerin ne kadar anlamsız olduğunu anladı.
Sabah rotası Varda Köprüsü’ydü. Skyfall aksiyonuna girmek yerine, manzaraya karşı peynirli sıkmasını yiyip çayını yudumladı. “Bond ağzının tadını bilmiyormuş” diyerek, hararetini buz gibi muzlu sütle aldı. Gün batımında Dilberler Sekisi’nde olta attı, ardından Senfoni Orkestrası’nda kulak pasını sildi.
Akşam göl manzaralı bir masada 80’lerin çocuklarıyla balık ziyafeti yaptı. “Yıllarca sen bize getirdin, şimdi sıra bizde” dediler. Gezinin en samimi durağı ise Polen ve Ozan’ın eviydi. Bir bardak yorgunluk çayı içerken, kedi Robin’in tatlılığına kayıtsız kalamadı.
Finali Karataş sahilinde yaptı. Şezlongunda elinde simidi, diğerinde soğuk çayıyla o tarihi kararı verdi: “Kar yok, stres yok, kebap çok. Dönmüyorum arkadaş!” Geyikleri geri yollayıp tabelayı astı: Şırdancı Noel Baba.
Artık hediye beklemeyin, gece şırdana gelin!