Seçkin bir güz sergisi – Kudret Sönmez

Güzlerden bir gün… 9 Kasım Perşembe… Saat 17.30’da bir etkinlik daha renklerini saldı Adana’ya. KorArt Galeri’de gerçekleşen karma resim sergisi “Güz Seçkisi” başlığıyla sunuldu. Muzaffer Tire, Soner Tire, Ali Doğan, Meltem Gökmen, Mustafa Çapar, Hakan Demir, Kazım Artut, Meral Demiroğlu ve Özgür Eryılmaz’ın toplam 29 tablosunu içeren etkinlik, 23 Kasım 2017 tarihinde sona erdi.

“GÜZ SEÇKİSİ” ÜZERİNE

Konuyla ilgili açıklama Muzaffer Tire’nin kaleminden döküldü sanatsal dağarcığımıza… Ben de o yazıyı noktasına, virgülüne ve hiçbir kelimesine dokunmadan sizlere aktarmayı yeğledim:

“Zaman, kimileri için; uzun, yavaş, çabuk ve sonsuzluğu betimler. Kavram olarak, bir oluş, eylem (üretim-iş) ve süre-süreç içinde anlamlandırılır. Kimileri için ise, oluruna bırakmaktır, belirsizdir. Kısacası, yaşamın ayrılmaz değerli bir parçasıdır zaman. Farklı iklimlerin değişik zaman dilimleri, ilginç üretim ve yaratımlarını da beraberinde barındırır.

Değerlilik de; nitelik, verimlilik ve kalite ile ölçütlendirilirken, yaşama dokunur. İşte bu dokunuş, “Güz Seçkisi” ile hayat bulan sanat eserleri, birarada seslenişinin etkisiyle, sanatsal yaşama tutunur ve yeniden filizlenir. Doğum, yaşam ve olgunluk tüm iklimleri kucaklasa da, güz yaprağının dijital değişimi ve dönüşümünde de göstergeleşiverir. Tıpkı bir sanat eserinin olgunluğunda, sanatsal değişim – başkalaşım varlığının (metamorfoz) yadsınamaması gibi…Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması da, sanatsal değerler arasındaki ayrımın olgunluğunda varlığını gösterir. İşte bu göstergeler açısından bakıldığında, dokuz (9) sanatçıdan oluşan “Güz Seçkisi” Karma Sergisi’nde yer alan eserler; zamanın, olgunluğun, değişimin, dönüşümün, başkalaşımın ve değerliliğin birer yapıt olarak göstergesi biçiminde sergi mekanında yerlerini alırlar. Her eserin kendi ikliminde yaşama tutunuşu, duruşu ve söylemi, farklılıklar göstererek insanı ve onun yaşamıyla ilişkisini betimler. Her sanat eseri, anlama kavramı gelişmiş sanat tüketicisini de beraberinde ararken, oluşumunu ve varlığını da anlamlandırmaya başlar. Dolayısıyla her eser, nitelikli tüketicisini de varetmeye çalışır. İnsanın, insansal yaşama yeteneğini dürtüler. İşte bu anlamlandırılan sanatsal tüketim biçimi, uygar insan olabilmenin farketme- farkındalık kültürüdür.”