Selçuk Ramazanoğlu , Bir kalpte iki mevsim…

1911’de, Karadeniz’in tuzlu rüzgârında doğar Bedri Rahmi Eyüboğlu. Trabzon’un Görele’sinde başlayan hayat, uzun süre kendi yolunu aramaz. Lise yılları onun için bir bekleme salonudur. Ama Bedri Rahmi’nin annesi Muallâ Eyüboğlu’nun ifadesine göre İsmet İnönü, Bedri Rahmi çok küçükken onu kucağına alır ve babasına dönerek: “Rahmi Bey, bu çocuğa dikkat et, bu büyük adam olacaktır.” der.

Gerçekten de Bedri Rahmi, sanatın birçok dalında parlak biri olacaktır. Birden fazla sanat dalında ürünler verip bunların hepsinde de başarılı olmak sanat tarihinde nadir görülen bir olgudur. Resimde, şiirde ve deneme yazarlığında üstün başarı çizgisini tutturabilmiş az sanatçıdan biridir.

Ne var ki, gençliğinin ilk yıllarında sporla ilgilenen, Fransızca öğrenen, resim yapan Bedri Rahmi, lise yıllarında içine kapanmış, karanlık odalarda derin düşüncelere dalmıştır.

Ne resim çağırır onu ne de kelimeler… Hatta resim ödevlerini bile ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu yapar. Defterine düştüğü cümleler bile bekleyiştedir:

“Derse girmek lâzım. Kendimi zorluyorum.”

İstanbul’daki bir akrabasına, “Burada çürük diş gibi sallanıp duruyorum, beni oraya ne zaman aldıracaksınız?” diye sorar durur.

Bu, yolunu arayan genç bir adamın “yardım çığlığıdır” belki de.

Önce Avrupa’ya okumaya giden ağabeyinden ayrılışı, ardından matematik dersiyle olan imtihanı onun okulla, Trabzon ile olan bağlantısını kopma noktasına getirmiştir.

Çürük bir diş gibi sallanan genç Bedri Rahmi’nın çığlığı babası tarafından işitilir ve onun için İstanbul yolu açılır.

İstanbul’a geldiğinde kader hamlesini yapmaya başlar. Güzel Sanatlar Akademisi’nde renkler konuşmaya başlar, fırça eline yakışır.

Atölyede İbrahim Çallı’nın bakışı Bedri Rahmi’nin üzerinde durur ve Bedri Rahmi’nin babasını uyarır:

“Ne yap, yap oğlunu bir an evvel Avrupa’ya gönder. Benden alacağını aldı. Onun fırçasında ‘Bu Türk ressamı’ dedirtecek bir kudret var.”

O yıllarda Bedri Rahmi’yi belki de en iyi anlatan cümle, Clarissa Pinkola Estés’e atfedilen şu sözdür:

“Ruh, doğduğu yerde değil, çağrıldığı yerde uyanır.”

Bedri Rahmi’nin Bedri Rahmi oluşunun taşları döşenmeye başlayacaktır. Sanatının ve aşkının yüksek sesli davetiyesi hazırlanıyordur.

Uçmaya hazır bir kalp, sivil polis, kavuşamama…

1931’de Fransa’ya gider Bedri Rahmi. Fransa’ya gidişi sanatı için bir dönüm noktası olmuş; herhangi bir resim öğretmeni olmamaya and içmiş; hayatının kadınıyla da burada tanışmıştır: Ernestine Leibovici. 

Ernestine, Bükreş Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun olmuş ve André Lhote’un atölyesinde çalışmaya başlamıştır. Lhote’un atölyesi, Türk resim sanatında özgün bir biçim kavrayışıyla yola çıkan ve ilerleyen yıllarda Bedri Rahmi’nin de aralarına katılacağı D Grubu’nu oluşturacak olan Nurullah Berk, Bedri Rahmi, Abidin Dino, Zeki Faik, Cemal Tollu gibi sanatçıların da uğrak yeri olacaktır.

https://www.indyturk.com/node/771432/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/bir-kalpte-iki-mevsim