Ülgen Ünaldı/ İlk kitabını anlatıyor

…………….

Ülgen Ünaldı Adanalı Boğaziçi mezunu. İtalyanca tutkusu onu okurken italyancayı italyayı keşfetmenizi sağlayan bu kitabı yazmasına neden olmuş.

İçinden yazarlar, şairler, düşünürler, yönetmenler, oyuncular, ressamlar, besteciler, şarkıcılar, filmler, şarkılar, ağaçlar, meyveler, sebzeler, hayvanlar, çiçekler, böcekler geçen keyifli bir kitap yazmış.

Kemal Erdoğan

Ülgen Ünaldı Özgeçmiş :

Küçücük bir yaşta ailesinden ayrılıp yedi yıl Robert Kolej ailesinin dillere destan kampüsünde yaşadı. Boğaziçi Üniversitesi’nde İşletme okurken güzelim Boğaz manzarasını iki adım öteden dört yıl daha izleme fırsatı buldu. Üniversite yıllarında, iki yıl teknik yazar olarak bir yazılım evinde ve bir yıl asistan olarak bir ihracat firmasında yarı zamanlı çalışırken iki aile daha edindi. Sosyal ve kültürel faaliyetlerini de aksatmadığından, iki yakasını bir araya getirebilmek için İstanbul’un iki yakasında özel ders verdi, çevirmenlik yaptı. Üniversiteyi bitirince, merkezi İstanbul’da olan IBM Türk ailesinde işe girdi ve eğitim sürecini tamamlayıp Adana’ya, çok özlediği ailesinin yanına döndü. IBM’de üç yıl Sistem Uzmanı ve iki yıl Müşteri Temsilcisi olarak çalıştıktan sonra bir dönüş daha yaptı ve yeniden özel ders vermeye, çevirmenlik yapmaya başladı. Çocukluk hayali olan öğretmenlik ona çok iyi geldi; sayısız dost edindi, bir sürü çocuğu ve hatta torunları oldu. Torun çocuğu görene kadar bu işi bırakmayı düşünmüyor.

İllüstrasyonlar: Gamze Tavukçuoğlu

Önsöz

Üniversiteye başlar başlamaz, ortaokul ve lisede seçmeli dil olarak seçipepeyce yol almış olduğum Almanca ile yolları ayırıp İtalyan Kültür’ün yolunu tuttuğumda bir arkadaşımın “Saçmalama, ne işine yarayacak İtalyanca” tepkisini hiç ama hiç önemsememiş, “İşime yarasın diye değil, öğrenmek istediğim için öğreneceğim” diye karşılık vermiştim.

Bugün hayatımdaki en anlamlı çabalardan, karşılığını fazlasıyla aldığım emeklerden biri olarak görüyorum İtalyanca öğrenme ve öğretme sevdamı. 

İyi ki saçmalamışım zamanında! 

İtalyanca öğrenmeye çalıştığım yıllarda ciddi bir kaynak sıkıntısı yaşadım. Bugün elimizin altında bilgisayarlar, dünyanın her yerinden istediğimiz her kitabın siparişini verebiliyor ve Internet üzerinde istediğimiz (hatta istemediğimiz) kadar kaynak ve ücretsiz kurs bulabiliyoruz.

Ben ise üniversite yılları boyunca çalıştığım yarı zamanlı işlerden kazandığım mütevazı maaşlarımı yalnızca Beyoğlu kitapçılarında bulabildiğim İtalyanca kitaplara yatırdım. Elimde anneannemin ve yengemin yıllarca abone olduğu İtalyan örgü ve nakış dergisi Rakam’daki modelleri çıkarabilmek için kullandıkları minik sözlük, kitapçılarda bulabildiğim tek dergi L’Espresso’daki İtalya’nın kivi ihracatı ve benzer ekonomik, politik, aktüel konuların ele alındığı yazıları anlamaya, tercüme etmeye çalıştım.

Büyük bir tutkuyla sürdürdüğüm İtalyanca serüvenimin 30. yılında eski ve yeni öğrencilerime hediye etmek üzere renkli, eğlenceli bir butik dil kitabı hazırladım. Kitabım bir konsept kafede satılarak yakınların yakınlarına da ulaştı. İtalyanca’ya ilgisi olan ve olmayan herkesin ilgisini çekti. Bu nedenle, kitabın içeriğini güncelleyerek italianoconulgen adını verdiğim blogumda paylaşmaya, daha fazla kişiye ulaşmaya karar verdim. 

Amacım, klasik dil kitaplarına ve ders notlarına kolaylıkla erişebileceğiniz bir dönemde eğlenceli bir rehber niteliğinde ‘çalaklavye’derlediğim kitabımdan alıntılar yaparak, gittiğim kurslarda öğrendiklerimi, yıllar içinde oradan buradan edindiğim bilgileri, basit ama önemli noktaları en uygun sırada anlatmaya ve bu arada geniş bir kelime haznesi oluşturmanıza yardımcı olmaya çalışmaktı.

Başladıktan bir ay sonra pandemi gerçeği ile savrulduk, evlere kapandık. Evde pişen organik yemeklerle karnımızı doyururken film, müzik, kitaplar ve doğa da ruhumuzun gıdası oldu. Derinlemesine yaptığımız temizlik sonrasında balkonda, terasta, bahçede derin bir nefes alıp içimizi temizledik.

Benim blogumun da gerçeği ve türü değişti tabii. Duygular, anılar, çağrışımlar ön plana geçti ve corona günlerinde blog benim terapi odam, ağlama duvarım, eğlence mekânım ve şimdi de ruh geçişlerimin belgesi oldu. Dokuz ay boyunca neredeyse her gün yazdım, bazı günler ise hızımı alamayıp iki kez yazmışım. Yazamadığım günlerde ders notları veya motivasyon cümleleri yayınladım. 

Yazılarımda hep kitaplardan uyarlanan filmlerin bahsi geçti, ancak sayıları fazla olmasa da senaryodan romanlaştırılan kurgular da var. Benimki ise hayatımdan film karelerinin de olduğu bir kitap ve ardından blog yazılarından sonra gelen nevi şahsına münhasır bir dönem kitabı oldu. Yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan ben de anlamış değilim.

Yazıların başlıkları İtalyanca ve çoğunda Türkçe karşılıklarını ekleyerek İtalyanca sözcükler ve ifadeler geçirip İtalyan kültürüne ağırlık vererek konseptimizden fazla uzaklaşmamaya çalıştım. İtalyanca öğrenenler için aynı zamanda bir sözlük niteliğinde bir anı kitabı çıktı ortaya.

Bu kitapta adı ve bahsi geçmeyen arkadaşlarım, öğrencilerim, öğretmenlerim, kuzenlerim, büyüklerim ve küçüklerim hepinizi çok seviyorum. Adı geçmeyen yazarlar, şairler, düşünürler, yönetmenler, oyuncular, ressamlar, besteciler, şarkıcılar, filmler, şarkılar, ağaçlar, meyveler, sebzeler, hayvanlar, çiçekler, böcekler sizleri de…

kitabı linkten temin edebilirsiniz

https://www.idefix.com/Kitap/Dusunceleri-Kalbine-Yakin-Bir-Zurafanin-Corona-Gunleri/Edebiyat/Turk-Gunluk-Ani/urunno=0001906841001