“İyi bayramlar çocuklar”dı bir önceki yazı… Çocuklar bizim çocuklarımızdı; duyguları, duyarlılıkları, birbirleriyle çoğalttıkları umutlarıyla sokakları, meydanları dolduranlar; “25 Kuşağı.”
Bu yazı ise bir vefa; benden bir öncekilere, benimle birlikte büyüyenlere, yürümüş olanlara. Onlar da sokakta, meydandaydı; kimi çocukluklarıyla kimi tüm çocuklukları ve gençlikleriyle. Elbette hayatta kalanlar, ayakta kalanlar. Ama her birinin her adımında, kayıplar da yürüyordu ayıplara karşı. Çünkü damarlarında, beyninin kıvrımlarında, kalbinin atışında o miras varsa, hayatta ve ayaktaysan ne adımların ne sesin ne yüreğin durabilir; hayatta değilsen de ruhun onlarla birlikte koşabilir.
68 ve 78 kuşakları bu ülkede sadece “tepki ve öfke”nin değil, öyle ya da böyle “devrim umudu” ki isterseniz “devrim hayali” diyelim, kuşaklarıydı. Yani sadece “değiştirmek” değil, “değişmek” de isteyenler. Elbette çok savrulma oldu, elbette bugünden bakarsan o günleri hiç yaşamadan, “yanlışlar” da. Ne var ki “hayatını adamak” vardır ya, sonradan hayatlar nasıl gelişmiş-değişmiş olursa olsun, işte öyle bir şeydi.
Çok okudular, çok yürüdüler, çok örgütlendiler, çok bölündüler, çok meydanı yüzbinlerle doldurdular, çok sokakta katledildiler, çok meydanda birbirlerinin üstüne düştüler. Bazen kaldırılan bir cenazeden iki cenaze daha çıktığını da. Maraş’ı gördüler, Çorum’u gördüler, sonra Sivas geldi, Başbağlar geldi, hayattaysalar bir de orada öldüler.
Onlar ve bizim için “sınıf” vardı. Sınıf halen var elbette, ama “sınıf” sınıfları doldurmakta zorluk çekiyor, ilham başka yerlere kaydı. “Sınıf”ı görmek, duymak, omuz omuza vermek başka türlüydü; “sınıf”ın örgütlü halini, örgütlenme halini, omuz omuzalığı görmek de. Bütün bunların bir darbeyle ve “liberal ekonomi”nin liberal olmayan tezgahlarında tuz buz edilişini de.
https://t24.com.tr/yazarlar/umur-talu/size-de-iyi-bayramlar-68-ve-78,49258