Yazar Süreyya Köle’nin yöneticiliğinde devam eden Yazı Tamircisi Atölye, çevrimiçi gerçekleştirilen bir etkinlikle dünyanın ve Türkiye’nin farklı yerlerindeki, Türkçe yazan öykücüleri bir araya getirdi.

Değerli yazarlar, Nursel Duruel ve Özcan Karabulut’un da katkı sunduğu etkinlikte Prof. Semiramis Yağcıoğlu’nun kaleme aldığı Dünya Öykü Günü Bildirisi okundu. Ardından “Çok kısa öykü” okumalarına geçildi. İşte o öyküler..

Adalet Temürtürkan

Gitme Dedim Sana, Gittin

Gök mavi, bulut beyazdı, her mevsim bahardı, mavi kanatlı uçurtmanın ucunda. İncecik kuyruğunda uçurduğumuz gülüşümüzle şenlenir, renklenirdi gökyüzü. Tırmandığımız gökkuşağının yedi rengiyle boyadığımız bulutlar yorganımızdı. Mevsimlerin tanımadığı korku rüzgârları esmiyordu, yedi tepeli o şehrin sokaklarında. Elin elimde, yüreğin yüreğimde söylediğimiz şen şarkılarımız vardı, yasaksızdı.

Deliksizdi uykularımız, umutlu, mutlu, aydınlık günlere inanırdık, yarınlar bizimdi. Ezgilerimizin dizi titremiyordu, acıya şerbetli, ölüme yeminli türküler bilmezdik. Darbeler, depremler vurdu, bankerler çarptı, hünkâr çöktü ömrümüze, en güzel çağına. İçimde çırpınan hangi yaralı kuşun kanadı, söyle dilim, kalbim, hangi canın feryadı? Meydanlarda şakıyan kuşlar nereye gitti, ürkek güvercinlerin kanadını kim kırdı. 

Serçeleri kim susturdu hatırla, anlat dilim, sazım, sözüm, gitarım, türkülerim susma. Ayarı bozuk, dili kirli, kinli, kibirli zaman yeli girdabındayız, ekmek acı, su zehirli. Neşeli sesler duyamazsın, arama, sorma, kalbi kırık, zafer meydanları harap bu şehrin. Atlarımız vardı bizim, “Dörtnala gelip uzak Asya’dan” Akdeniz, Sivas, Samsun… Güneşsiz sabahlara uyanan, umutları çalınan eli bağlı, dili bağlı ecelsiz ölüler kimin. İmdat sesini duyan var mı, kara yağız çocuk, dalgalı deniz, kar tipi fırtına haberleri. Tan vakti kırılan kapılar, sağırlar suskunlar, alaca karanlık çöküyor ömrümüze. Tanrının evlatlarından utanıp yüzünü kapattığı, arsız, hırsız, uğursuz talan devri bu. İlk değil bu, kaç bin yıldır nal sesinden, top tüfek postal darbesinden ürkek yurdum. Ne yana baksam, ölüm, zulüm, sürgün, gitme n’olur, gitme dur, gülüşünden vuracaklar seni. 

Ayşegül Daylan 

Öykü Düş Gücü İster*

Ömür boyu yolculuk etseydik seninle. Yağmur yüklü kara bulutlardan uzakta. Keşke iki özgür kırlangıç olsaydık. Ümit dolu kalp kalbe uçuşan. Dudağında gülüşler oluşsa. Üşüşse gözlerime pırıl pırıl. Şarkılar söyleseydik birlikte eskisi gibi. Günahları hiç düşünmeden. Üzümleri ezip şarap yapsaydık. Cam gibi parlak olsa gökyüzü. Üzgünüm beceremedim, ne seninle olmayı ne de sensizliği. İnciler, mercanlar, firuzeler senin boynuna ne de güzel yakışırdı. Sarhoş olsak şu kırmızı şarap yüzünden. Takatim kalmadı artık kanatlanıp uçmaya. Eğer sen becerebilirsen kaldır beni olduğum yerden. Rezilin biriyim, affetsen beni, yeniden diyorum, hadi, yeniden, tıpkı eski günlerdeki gibi…

*Orhan Duru, Öykü Yazmanın Sırları…

Ayşegül Dinçer 

Yalnızlık Paylaşılmaz

Yollar kapandı kardan, zor ulaştık hastaneye, hemen bir odaya yatırdılar. Akşam oldu, güneş gitti. Lapa lapa kar yağıyor, hava çok soğuk. Nasıl da üşüyorum bilemezsin. Isıtamıyor içimi hastane odası; battaniyeler, ısıtıcılar, titriyorum… Zaman geçmiyor, sen de gelmiyorsun. Loş her yer, aydınlatamıyor lambalar. Islık çalıyor pencereler. Kapılar rüzgâra teslim olmuş, çarpıp duruyor. Paramparça yüreğim, sancılar içindeyim, korkuyorum. Ayaklarım, ellerim tutmuyor. Yaklaşıyor, hissediyorum, geleceksin. Lütfen acele et, daha fazla bekletme. Akşam bitti bak, geceye döndük, her yer karanlık… Şakaklarımdan boncuk boncuk terler akıyor. Ilgıt ılgıt bir yel esti birden. Mehtap da varmış, fark etmemişim önce. Aşkların en büyüğü, geldin nihayet. Zafer benim, doğurdum…

https://yeniadana.net/haber/yazi_tamircisi_atolye_2022_dunya_oyku_gunu_bulusmasi-69508.html?fbclid=IwAR2Vul5ta–mVKxlLIOoq_ITNxH1eF43WNtxRFYG_iSNwzSi-M91hfhFYrQ