Rıza Akın 20 Şubat Tuyap Kitap Fuarında imza ve sohbet günü

Rıza Akın 20 Şubat Tuyap Kitap Fuarında imza ve sohbet günü

Gazete Oksijen de Sibel Oral ile yaptığı söyleşi:

Biz Adanalılar uzun konuşmayı sevmeyiz

Oyuncu Rıza Akın’ın ilk kitabı Babamın Yalanları, otobiyografik öykülerden oluşan ve ismiyle ters köşe yapıp şaşırtan bir aile e büyüme hikâyesi

Sibel Oral

[email protected]

Tiyatro ve sinema dünyasından bir isim Rıza Akın. 2010 yılında Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği Saç filmindeki rolüyle Altın Portakal En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü’nün de sahibi olan Akın, aslında aynı zamanda da gazetecilikten geliyor. Akın’ın Babamın Yalanları (Doğan Kitap) adlı kitabını okuduğumuzda çocukluk ve gençlik döneminden itibaren birçok işte çalıştığını da görüyoruz. Kurduğu tiyatro toplulukları, çıkardığı dergiler de cabası. İlk kitabı Babamın Yalanları ise otobiyografik öykülerden oluşuyor. Her ne kadar kitabın isminden ötürü bir önyargıya kapılsak da kitaptaki öyküler boyunca babasına hayran oluyoruz… Babamın Yalanları’nı Rıza Akın’la konuştuk… 

Doğduğunuz yerin kimliğinizi kurmanıza nasıl katkıları oldu?

Kimliğin oluşmasında önemli etkenlerden biridir tabii ki coğrafya. Ben kendi adıma Adana’nın bana kattıklarını saymakla bitiremem. İyi ya da kötü… Özellikle oyunculuk yapmam konusunda şehrin iç dinamiklerinin etkisi oldukça fazladır. O zamanki Halkevi ve Halkevleri Adana gençlerinin sıklıkla gittiği yerlerin başında gelirdi. Ağabeylerimize bakarak biz de oralara gitmeye başladık ve tiyatro ile böyle tanıştım. Tabii ailenin de bu tür etkinliklere katılmayı engellemeyen hoşgörüsünü de eklemek gerek.

Babamın Yalanları isim olarak en başta baba figürünü olumsuz bir yere koyuyor gibi görünse de ilk metinden itibaren babanızın özel ve anlayışlı biri olduğunu görüyoruz…

Doğru, ilk bakışta olumsuz bir ifade gibi duruyor kitabın adı. Bu ismi arkadaşım Rıza Kıraç koydu. Bu kitabı yazmaya teşvik eden de yönetmen, yazar, senarist Tayfun Pirselimoğlu’dur. Baba figürü önemlidir ailede. Bizim ailemizde ayrıca bir önemi vardır. Bektaşi ailelerinde anne etkin, hâkim karakterdir. Bu sebeple bizim gibi ailelerde “Baba” daha yakındır çocuklara. Hatta biz yaramazlık yapınca babam, “Annenize söylerim bak,” diye korkuturdu bizi. Bu günkü tabiriyle “Hikâyeci” yönü de olunca çocuklarla ilişkisi bugün bile gözlerimi dolduracak kadar özleniyor.

https://gazeteoksijen.com/kitap/biz-adanalilar-uzun-konusmayi-sevmeyiz-150152