
Doğaya yaklaşma, onu daha derinden kavrayabilme çabası içinde bir küçük çocuk, Doğan Canku. Bu çocuk ki iki buçuk yaşında. Tam konuşamadan doğanın seslerini kullanarak kavramlar yaratmaya çalışıyor. Birtakım işaretlerle, şifrelerle yüklü kendi çocuksu kavramlarını iki buçuk yaşında yaratan Doğan Canku.
‘Ey Dün Dan’ şeklinde mırıldandığı şarkıyla ilk bestesini yapmış.
Daha küçük yaşlarda ‘evrene açılma yaratma özgürlüğü’nü içinde hissetmiş. Ailesinin desteğiyle de doğaya bağlı özerk bir tavır sergileyen çocuk Doğan Canku Kütahya, Tavşanlı da 1947 yılında dünyaya gelmiş.
Bugün 78 yaşında ve Adana’da. Kısmet’ de. Metafizik söyleşiler eşliğinde müzik dinlemeye gidiyoruz.
Sanatçımız gitarı elinde sahneye çıkıyor. Kendisi heyecanlı, seyirciler heyecanlı.
Kocaman alkışlar. Oturuyor. Yavaş yavaş konuşmaya başlıyor.
Beş kez olduğu ‘Kovid 19’ aşısından sonra geçirdiği nörolojik rahatsızlıklarından bahsediyor. Sonra usulca dokunuyor gitarının tellerine. Umutlu. Program akışı içinde rahatladıkça gitarına daha sarılıyor.
Dinlediğimiz parçalar duygulu. Kendi eserleri. Yaratılış sürecinde bestecinin duyguları notalarda. Bu dinlediğimiz parçanın bizde uyandırdığı duygular daha da artıyor. Müziği müzik için yapan bir müzik adamı, Türkiye’nin en iyi gitar virtüözü.
Umutlu. Daha iyi olacağına inanıyor. Viyolonseli ile izleyicisiyle buluşacağı günleri ve hedeflerini anlatıyor. Ses tonu kararlı ve güçlü. Hissediyor ve bize de hissettiriyor. İçindeki çocuk hala canlı kanlı, ‘o’nu hiç kaybetmemiş. O’na öyle içten bağlı ki. ‘O’da çocuğa. Birlikte yaşıyorlar. Umutları yemyeşil. Yeni filizler. Umut filizleri.
Bir insanın içinde beslediği en değerli duygu, umut değil midir?
Yeni bir şarkı, Vokal eşliğinde seslendiriyorlar.
Sessizce dinliyoruz. Müzik bitiyor.
Sanatçı kendi ifadeleriyle anlatıyor. ‘1958 yılında Ankara Devlet Konservatuvarını kazandım Orada 6 sene viyolensel eğitimi gördüm. Bu arada piyano da orada öğrendim. Sonra gitara aşık oldum, hayatıma girdi o. Hayatıma gitar girince konservatuvarı bıraktım.’
Bir müzik adamı kendi duyular dünyası içinde yürümeye başlıyor. Araştırıyor, öğreniyor, yazıyor. Kendine bir yol arıyor. Bu arayış içinde ‘O’ kendi tarzını buluyor. Türk müziğini, Türk halk müziğini Flamenko teknikleriyle sentezleyerek yarattığı tarzını anlatıyor. Yarattığı teknikle bestelerini yapıyor. 1960 yılında ‘Modern Folk Üçlüsü’ grubunu kuruyor.
Flamenko gitarı kullanıyor. Klasik gitar gibi ancak farklı malzemeler ile yapılan ve gövdesi daha değişik olan bir gitar çeşidi.
Flamenko, İspanya’nın çeşitli folklorik müzik geleneklerine dayanan tarihsel olarak varlığı olan bir sanat formudur.
Bizde, folk müzik ya da etnik müzik, geleneksel folk müziğini ve 20. Yüzyılda geleneksel folk müziğinden gelişen çağdaş türü içeren bir müzik türüdür. Geleneksel folk müziği, sözlü olarak aktarılan müzik, bestecisi bilinmeyen müzik, geleneksel enstrümanlarla çalınan müzik, kültürel veya ulusal kimliğe ilişkin müzik.
Kısacası nesiller arasında değişen müzik uzun bir süre boyunca geleneklere göre icra edilen bir halkın geçmişiyle ilişkilendirilen müziktir.
Doğan Canku, kendi geleneksel folk müziğinden geliştirilerek yarattığı çağdaş türde folk müziklerimizi, Flamenko teknikleriyle sentezleyerek başarı ile kendi tarzını yaratmıştır.
Yaratıcı bir müzik adamıdır Doğan Canku.
Yaratıcılığın besin kaynağı, tinselliktir. Tinsellik de insanın sadece düşünmeyle ulaşabileceği bir aşamadır. Yaratıcılık süreci düşünsellikle sıkı sıkıya bağlıdır. Bir yapının ortaya çıkması, bestelenmesi uzun bir zaman alır. Müzikteki duyguların dile getirilmesi, bestecinin duyguları o yapıtın içindedir ve yapıtaşlarının dokusunda belirginleşir.
Nazan-Mazhar İpşiroğlu’nun ‘Sanatta Devrim’ kitabında belirttiği gibi 20.Yüzyılda sanatçıların sanat yaşamındaki bu kaynaşma ve hareket, çağ içinde yaşanan bunalımlar içinde sanatçıların kendilerine çeşitli yönlerde yol aradıklarını gösteriyor. Doğan Canku da kendi duyular dünyası içinde aradığı yolu bulmuş. Çok da başarılı olmuştur. Sonsuza Dek, İnsanoğlu ve Yaşamak Güzel isimli şarkıları, ‘O’nun unutulmazları arasında yer alır.
Söyleşisine devam ediyor. Hayatı boyunca metafizik konusuna ilgi duyduğunu bu konuda uzun süreli araştırmalar da yaptığını öğreniyoruz kendisinden. Bülent Ecevit ile karşılaşmalarını ‘O’nun Takalar isimli şiirini nasıl bestelediğini anlatıyor. Çalışmaları, müzik sanat tarihinde iz bırakır niteliktedir.
Kutlarım sizi Doğan Canku!
Doğan Canku’nun metafizik söyleşiler eşliğinde müzik dinleti etkinliği, hepimize öz farkındalığın ve umudun ne olduğunu, neden önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı hepimize!
Umut, iyi şeylerin olacağı beklentisi içerisinde olmaktır. Çünkü umut geleceğe dönüktür. İnsana eylemde bulunma ve çabalama gücü verir. İnsanın başarılı olacağı düşüncesini besler ve büyütür.
Teşekkürler Doğan Canku.
Salime Kaman
Ressam- Sanat Yazarı
Adana-Şubat 2026
