Selçuk Ramazanoğlu , Siyah-beyaz kadrajda renkler-1970’ler

1970’lerin Türkiyesi, benim kuşağım için içine doğamadığımız ama plağın cızırtısında ve eski dergi sayfalarının kokusunda nefesini hissettiğimiz büyüleyici bir “kayıp kıta” gibidir.

1971 müdahalesinin getirdiği o ağır ve puslu havayla kapılarını açan bu on yıl; tuhaf bir tezatla, sanatın en parıltılı, magazin dünyasının ise en kıpırtılı meyvelerini verdiği bir döneme ev sahipliği yapar.

Bugünün dijital gürültüsüyle kuşatılmış pencereden bakınca, 1971 müdahalesinin kısıtlamalarıyla 1980 darbesinin mutlak sessizliği arasına sıkışmış bu yılları, her şeye rağmen çok daha masum, sahici ve estetik bulurum.

Yeşilçam’ın asaletini ve gücünü temsil eden “Dört Yapraklı Yonca”, 70’li yılların müzikal atmosferinde de o kendine has pırıltısını hissettirir. Sinemanın “Sultan”ı Türkan Şoray’ın zarafeti, Filiz Akın’ın Avrupai şıklığı ve modern duruşu, Hülya Koçyiğit’in derinliği ve Fatma Girik’in o vakur, halkla bütünleşen güçlü duruşu, beyazperdenin büyüsünü doğrudan sahnelere taşır.

Bu büyü, o günün insanı için belki de hayatın sert gerçeklerinden sığınılacak en güzel limandır. Ancak gazino kulislerinde yaşanan fırtınalı aşkların ve dillerden düşmeyen melodilerin, 12 Eylül sabahının soğuk sessizliğiyle kesileceğinden henüz kimsenin haberi yoktur.

İğnenin plağa değerken hissettirdiği o ilk keyifli anlar, yetmişlerin sonuna doğru yerini yorgun bir cızırtıya bırakacak; sanki yaklaşan hüzünlü ve acı dolu günlerin hüzünlü bir üvertürü başlayacaktır.

Fakat biz bu pazar yazımızda, madalyonun o gri siyasi yüzüne değil, kulaklarımızın pasını silen şarkıların ve Yeşilçam’ın o hiç solmayan renklerinin izini süreceğiz.

Elbette devasa bir on yılı birkaç satıra sığdırmak imkânsız. Bu yüzden eksik kalan her isim ve her anı için peşinen hoşgörünüze sığınırım.

Şimdi hazırsanız, o kayıp kıtanın kıyılarına doğru birlikte yol alalım…

Plak dönmeye başlasın.

Beyaz perdeden gazino ışıklarına

Savaşlar, siyasi çalkantılar, ekonomik krizler ve sıkıyönetim gölgesinde geçen koca bir on yıl…

70’lerin ortalarından itibaren çocukluk hafızalarımızın en zarif köşesinde yer eden o görkemli Yeşilçam devri, yerini yavaş yavaş hüzünlü bir çöküşe bırakmaya başlamıştır.

1970’lerde Türkiye’de eğlence dünyası büyük bir dönüşüm yaşar. Yeşilçam, ekonomik sıkıntılar ve seyirci kaybı nedeniyle gerilemeye başlarken, TRT yayınlarının yaygınlaşmasıyla insanlar sinema salonları yerine evde televizyon izlemeye yönelir.

Bu boşlukta ise gazinolar altın çağını yaşayarak sanatçılara hem yüksek gelir hem de doğrudan seyirciyle buluşma imkânı sunar ve böylece birçok sinema yıldızı için sahne, yeni ve cazip bir kariyer alanı haline gelir.

Bu değişim, beraberinde Türkiye’de perde ile sahne arasındaki sınırların silikleştiği, oyuncunun şarkıcıya, şarkıcının ise birer sahne ikonuna dönüştüğü eşsiz bir dönemi doğurur.

Bu geçiş, aslında bir zorunluluğun yarattığı parıltılı bir fırsattır belki de. Sinemanın daraldığı bir dönemde gazinolar, sanatçılara yeni bir hayat alanı açar. Yeşilçam’ın melodramı, ihtişamı ve o sarsıcı duygusallığı bu kez canlı performanslarla sahnede hayat bulur.

Bu dönemin en ikonik figürlerinden biri şüphesiz Fatma Girik’tir. Magazin sayfalarının Fatma Girik’in “Fesuphanallah” diyerek sahnede fırtınalar estirdiği o yıllarda, kurduğu sıcak diyaloglar gazino kültürüne bambaşka bir soluk getirir.

Türk sinemasının “Dört Yapraklı Yonca”sından Hülya Koçyiğit ve Filiz Akın da bu akımın gerisinde kalmazlar. Aldıkları müzik eğitimleriyle dönemine damga vuran şovlara imza atan bu isimlerden özellikle Filiz Akın, Batılı zarafetiyle sahne şovlarına modern bir dokunuş katar.

Birçok isim plak çıkarır o dönemde; kimisi satar, kimisi raflarda unutulur. Fakat o günlerde kıymeti tam anlaşılamayan bu plaklar, şimdilerde tutkulu koleksiyonerlerin en kıymetli hazinesine dönüşmüş durumda.

Bugün bir koleksiyoner, o dönemden kalma orijinal kapaklı bir 45’liği çekip çıkardığında; iğnenin plağa değdiği andaki o ilk hışırtının büyüsü, aslında o kayıp kıtanın kalbinin yeniden atışıdır.

Gelin kısaca Yeşilçam yıldızlarının sahne serüvenlerine bakalım.

 

https://www.indyturk.com/node/775596/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/siyah-beyaz-kadrajda-renkler-1970%E2%80%99ler