Altın Oran’dan 5 Ocak’a özel

Kilikya’nın Tanrıları ve Yöneticileri Çukurova’nın İlk Çağlardan Günümüze Kısa Bir Tarihi

Özet

Dar veya geniş bir coğrafyada, gezilip görülen yerler hakkında izlenimlerin anlatıldığı eserlere seyahatname adı verilir. Seyahatnameler, içerikleri bakımından, kendi zamanlarına olduğu kadar, sonraki çağlara da seslenme özelliğine sahiptir. Seyyahların bıraktıkları yapıtlar sayesinde, yabancısı olunan coğrafyalarla ilgili bilgiler edinildiği gibi, içinde yaşanılsa bile farkına varılamayan yerleri tanıma şansını bulmak mümkündür. Ülkelerin ve toplumların ilgi çekici özelliklerini, yaşama biçimlerini, geleneklerini ve kültürlerini; özetle maddi ve manevi değerlerini öğrenmek, fikir sahibi olmak olasıdır. Gezilip görülen coğrafi alanın iklimi, insanları, tarihi eserleri, eski ve yeni yapıları, yol ve ulaşım özellikleri, gündelik hayatın işleyişi, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri bu sayede gün ışığına çıkar.

Victor Langlois & “Klikya’ya Yolculuk”

Haber ve Fotoğraflar : Vahit Şahin

  • Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. Yılında Fransız Yazar Victor Langlois’in “Klikya’ya Yolculuk ” adlı kitabı Türkçeye çevrilip bastırıldı.
  • Haluk Uygur, Ayşe Ateşoğlu ile birlikte çevirdiğimiz 1861 Paris basımlı “Klikya’ya Yolculuk” isimli kitabını 5 Ocak 2022 tarihinde Altınoran’da imzaya açacağız.

Adana’nın Fransız işgalinden kurtuluşunun 100. Yılında Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Haluk Uygur ve dernek üyesi Ayşe Ateşoğlu, Fransız Yazar Victor Langlois‘in “Klikyaya Yolculuk “ adlı kitabını Türkçeye çevirip bastırarak, 5 Ocak 2022 tarihinde Altınoran’da imzaya açacaklar.

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Haluk Uygur“19. yüzyılda Avrupalı gezginlerin en gözde yeri şüphesiz Anadolu’ydu. O dönem resim, edebiyat, müzik gibi birçok sanat dalında doğuyu anlatan eserler üretildi. 

Bunların bir kısmı bizzat İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli bölgelerine gezi yapıp eser üretirken, çoğunluğu ülkemizi hiç görmeden, bazen görenlerin anlattıklarına dayanarak, bazen ise hayal ettiklerini gerçekmiş gibi sunarak yaptılar eserlerini”

“Bu iş o kadar ileri boyuta vardı ki “Oryantalizm / Doğuculuk” diye isimlendirilen bir akım doğdu” diyen Uygur, “O dönemde “Doğu” demek neredeyse Osmanlı İmparatorluğu’nun hükmettiği topraklarla örtüşüyordu. Ve Avrupalıların doğuya bu denli ilgisini sadece macera duygularına bağlı romantik bir davranış olduğunu düşünmek, eksik kalmış bir değerlendirme olacaktır. 

Belki de 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın Avrupası’nın sosyolojik değerlendirmesi; gezgin, yazar, ressam veya müzisyenlerin doğuya ilgisinin altında yatan gerçekleri daha iyi açıklayabilir. Hatta bu bile yetmez, Avrupa devletleri ile Osmanlı arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri de sorgulamak gerekir” dedi.

Altınoran Düşünce ve Sanat Derneği Başkanı Haluk Uygur ve Çevirmen Ayşe Ateşoğlu

Uygur şöyle devam etti:

“Söylemek istediklerimi daha iyi anlayabilmek için, değerli çevirmen Ayşe Ateşoğlu ile birlikte çevirdiğimiz 1861 Paris basımlı “Klikya’ya Yolculuk” isimli kitabına Victor Langlois’ın yazdığı önsöze göz gezdirmek yeter.

Victor Langlois kitabına şu sözlerle başlamakta: “Doğu, bugün ciddi ciddi uğraşların ve sabırlı araştırmaların konusudur. Her gecen yıl askerlerimiz Fransız bayrağını uzak bölgelere dikmekte, yarı barbar toplulukların uygarlığımızdan yararlanmasını sağlamak için çalışmaktadırlar. 

Her gecen yıl, ayrıca, maceraperest kâşifler de, unutulmuş bir geçmişin anılarını toplayarak bunları tekrar hayata döndürmek için Asya’nın çeşitli noktalarına seyahat etmektedirler.” Ve kitabın son cümlesinde ise böyle bir amaca ulaşmak için sonuna kadar uğraşacaklarına dair kararlılığını belirtiyor;

Victor Langlois

“Herşey eski Asya’nın Batı’nın ışığıyla yeniden canlanacağını göstermektedir. Doğu’nun kutsal topraklarına, çocuklarının kanları ile ıslanan bayrağını dikmek için gelen Fransa, Kilikya’nın Hıristiyan halklarına, uygarlığın meşalesi ile aydınlanmayı ve bağımsızlığın keyfini sürmeyi istediklerinde kardeşçe bir el uzatan son ülke olmayacaktır.”

“Üzgünüm ki, tarih (Birinci Dünya Savaşı’nın devamında Fransa’nın Kilikya’yı işgal ettikleri zaman); “Kilikya’nın Hıristiyan halklarına kardeşçe el uzatmak” denilen şeyin, aslında o günler birlikte yaşayan iki halkın arasını açıp, emperyal emellerini gerçekleştirmek için Ermenileri piyon gibi kullanmak olduğunu gösterdi.”

Victor Langois’in Kilikya’ya Yolculuk isimli kitabından bir Adana gravürü bulunduğunu ifade eden Uygur, “Ve yine ne yazık ki bu kitaptan; Langlois’in Klikya’ya yaptığı seyahat boyunca yaptığının sadece bu olmadığını da öğreniyoruz. 

Langlois kitabında yaptığı arkeolojik eser kaçakçılığından bir kahramanlık öyküsü gibi bahsediyor. Üstelik Tarsus ve Mersin’den kaçırıp Louvre Müzesi’ne taşıdığı yüzlerce tarihi eseri, bomba koyup parçalamaya kadar varan bir barbarlıkla ele geçirdiğini de yazdıklarından öğreniyoruz.

Dolayısıyla bu kitabın ilk basımı ile aradan 170 yıl geçtikten sonra Türkçeye kazandırılması, Batı’nın bize o yıllardan itibaren hangi gözle baktığının görünmesini sağlayacaktır.

Akademisyen Yayınlarından çıkan kitabımızı tam da şehrimizin Fransız işgalinden kurtarılmasının 100. Yılında imzaya sunmak, bizim için çok anlam ifade etmektedir” şeklinde konuştu.