
BÜYÜ VE GERÇEK
Doğanın kendisi zaten büyülü… Sorun fotograf teknolojisinin, fotografçıyı bir kadraj çerçevesinde sınırlamasıydı. Ayrıca fotograf için, “o anın görseli olmak” gibi başka bir tutuklama daha var. Halbuki yaşam alanımız bir kadraja sığacak kadar küçük değil! Yaşamımız ise bir andan önceki ve sonraki sayısız andan oluşuyor.
Amaç yaşantımızda anlamladırmaya çalıştığımız gerçeği göstermek ise, onu mekansal ve zamansal genişliğin yarattığı büyü ile gösterebilmeliyiz.
Deklanşöre bastığınız andan sonraki anda uçan bir kuş o mekanın has bir üyesi iken, deklanşörüne erken veya geç kalmış olan fotografçı bu gerçeği kaçırmış olmuyor mu? Üstelik kaçan şey sadece kuş değil. Anlar içinde değişen doğanın kendisi.
İşte biz ALTINORAN Haluk Uygur atölyelerinde yaşamın büyülü anlarını, gelişen yeni teknolojilerden yararlanarak bir araya getirdik. Bütünsel bir gerçeklik oluşturmaya çalıştık. Büyü böyle bir gerçekliği içinde zaten.
Yani, BÜYÜLÜ GERÇEKLİK isimli çalışmamız; fotograf kadrajına aktarmamız mümkün olmayan gerçekliğin yeniden yorumlanmasından başka bir şey değil…
Daha önce 10. Berna Ateşoğlu Sanat Günleri’nde bir enstalasyon eşliğinde sunduğumuz bu çalışmamızı,Yakındoğu Üniversitesi Uuluslararası 10. Fotograf günlerinde de paylaşacağız.
13 arkadaşımın hazırladığı bu sergi, GÖRMENİN GELECEĞİ İMGENİN DÖNÜŞÜMÜ konusunun yoğun bir şekilde tartışılacağı etkinlikte, ufuk açıcı bir çalışma olması dileğindeyim.
