“Aşk, biraz kehribara benzermiş aslında!”
Bir ağacın bedeninden dışarıya çıkmaya çalışan özsuyu gibi, insanın doğasından taşan öz duyguları varmış..
Birçok ağacın gövdesinde, dallarında oluşan sıvı var ya; mutlaka görmüştür dikkatli bakanlar..
“Reçine” diye yüzüne bakmadığımız o şey;
yıllar boyunca binbir mevsimi yaşar..
En sert rüzgârlarda savrulur, en vahşi yağmur taneleriyle dövülür, en sıcak güneşle ısınır, en soğuk karla kaplanırmış..
Sonunda şahane renkte çok değerli bir taşa dönüşür; Adına o zaman “kehribar” derlermiş..
***
Aşkın, kehribar hali peki?..
O herkese nasip olmaz arkadaşım..
Çünkü o; Nadirdir sabır gerektirir, emek gerektirir, hoşgörü gerektirir, vefa gerektirir..
Reçineyi mücevher yapan zorlu süreçte, sevdiğinizle ellerinizi sımsıkı kenetleyip durabiliyorsanız eğer; boynunuza kehribardan kolyenizi ışık ışık bir nişan gibi takarsınız..
Kehribar, aşkın ta kendisidir!..
“Kehribar zamanı” için yaşamınızda ayıracak anlarınız oldu mu hiç?..