ÇDSO Sezon Açılış Konseri, 3 Ekim – Taşar Erkol

 

SEZON AÇILIŞ PROGRAMI

Konser Tarihi           : 03 Ekim 2025

Konser Saati             : 20:00

Konser Salonu          : ADANA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KONSER SALONU

 

KONSER PROGRAMI

F von SUPPE                        : Hafif Süvari Uvertürü

  1. GERSHWIN : Mavi Rapsodi
  2. DVORAK : Senfoni No:9 “Yeni Dünya’dan”

 

Şef                              : ANTONIO PIROLLI

Solist                          : EMRE ŞEN                        “piyano”

 

ANTONIO PIROLLI

Roma’da doğan Antonio Pirolli, Roma “Santa Cecilia Konservatuvarı” ‘nın piyano, kompozisyon, koro ve orkestra yönetimi bölümlerinden pekiyi dereceyle mezun olmuştur.

Zoltan Pesko,Vladimir Delman ve Rudolf Barshai ile çalışan Pirolli,1987 yılında “3. Arturo Toscanini Şeflik Yarışması” nda üçüncülük ödülünü kazanmıştır.

Türkiye’ye geldiğinden itibaren, 1995-2000 yılları arasında Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin, 2002-2005 yılları arasında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin genel müzik direktörlüğü görevini yürütmüştür.

Çok geniş bir opera ve senfoni repertuarına sahip olan Pirolli, dünyanın en önemli opera, senfoni orkestralarına ve festivallerine davet edilmektedir. Bunların arasında: Berlin Deutsche Oper (Almanya), Teatro Colon (Buenos Aires), Teatro Sao Carlos (Lizbon), Teatro Alla Scala (Milano), Teatro dell’ Opera (Roma), New National Theatre (Tokyo), Teatro Carlo Felice (Genova), Maggio Musicale Fiorentino (Firenze), Teatro Massimo Bellini (Catania), Teatro Comunale “G. Verdi” (Trieste), Wiesbaden Opera (Almanya), Orchestra “A. Toscanini”(Parma), “G. Enescu” Senfoni Orkestrası (Bükreş), Orchestra Palau de la Musica (Valencia), Kiev Filarmoni Orkestrası (Ukraina), Tokyo Symphony Orchestra, Tokyo Philarmonic Orchestra ,Aspendos Opera Festivali (Antalya), Puccini Opera Festivali (Torre del Lago-İtalya), Split Opera Festivali (Hırvatistan), Avenches Opera Festivali (İsviçre), Santander Opera Festivali (İspanya), Caracalla Opera Festivali (Roma), Catania Teatro Massimo Bellini (Catania) yer almaktadır.

2016’da Shangai Operasın da Verdi Falstaff Operasının Çin’de ilk seslendirilişini gerçekleştirmiştir.

2017 Ekim ayında Bari Teatro Petruzzelli Operasında Lucia di Lammermoor operasını yönetmek üzere davet edilmiştir.

Yurtiçinde her sene düzenli olarak Ankara CSO, Bilkent Senfoni Orkestrası, Borusan Filarmoni Orkestrası, İstanbul, İzmir, Adana, Antalya ve Bursa Devlet Senfoni Orkestralarında konserler vermektedir.

2018 yılında Ankara Üniversitesi tarafından “Fahri Doktora” unvanı verilmiştir.

2018 Lisbon Operasında Rossini’ nin 150. ölüm yıldönümü konserinde “Stabat Mater” Oratoryosu’ nu yönetmek için davet edilmiştir.

2018 Ekim ayında Catania Operasına davet edilmiştir.

2019 yılında Lisbon’ da Verdi La Forza del Destino, La Wally, Il Tabarro Ernani Operası ve Bari’de Tosca operasını yönetmek için davet edilmiştir.

2021’den itibaren yeni kurulan TRT2 Filarmoni Orkestrası’nın daimî şef ve Genel Müzik Direktörlüğü unvanı verilmiştir.

Halen Ankara Opera ve Balesi Genel Müzik Direktörüdür.

 

EMRE ŞEN

Türk piyanist. 8 Nisan 1973 yılında Ankara’da doğdu.

İtalyan basınının “piyanonun şeytani meleği” diye tanımladığı, müzik çevrelerinde “Emre Chopin” lakabıyla anılan bir sanatçı, halen Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde Piyano Bölümü’nde öğretim üyesidir.

İlk müzik eğitimini TED Ankara Koleji’nde okurken aldı. Profesyonel müzik hayatı ise Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’na geçmesiyle başladı. Piyano eğitimini Ankara’da Prof. Nimet Karatekin ve Prof. Ersin Onay’la, Roma’da Marcella Crudeli ile, New York’ta Oxana Yablonskaya’yla ve Londra’da Kevin Kenner ile yaptı.

Piyano eğitimine, 13 yaşında, Nuriye Arıkan’dan özel piyano dersleri alarak başladı. Emre Şen 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Piyano Bölümü’ne girdi ve bir yıl boyunca Prof. Nimet Karatekin’le çalıştı.

1987 yılından itibaren, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Piyano Bölümü’nde Prof. Ersin Onay ile çalışmalarına devam etti. 17 yaşında katıldığı İstanbul Mozart Yorum Yarışması’nda Birincilik Ödülü kazandı ve Avusturya Kültür Ofisi’nce gönderildiği Salzburg Mozarteum Yaz Okulu’nda ünlü Polonyalı pedagog Andrej Jasiński ile çalıştı. Bilkent Üniversitesi’nde 8 yıl sürdürdüğü eğitimi boyunca BASO (Bilkent Akademik Senfoni Orkestrası) eşliğinde konserler ve resitaller verdi.

1995 yılında kazandığı 5. Roma Uluslararası Piyano Yarışması Birincilik Ödülü, Emre Şen’e Avrupa’da bir konser turnesi imkânı sundu ve bu dönem İtalya basını onu “Piyanonun Şeytani Meleği” olarak tanımladı. Aynı yıl kazandığı bursla Paris École Normale de Musique piyano bölümüne girdi. Bu süreçte, çalışmalarını İtalyan Piyanist Marcella Crudeli ile Roma’da sürdürdü ve Paris’teki okulun “Diplôme Supérieur de Concertiste” sınıfını piyano ve oda müziği dallarında birincilikle bitirdi.

İki yıl sonra bu sınıfın birincileri arasında yapılan seçmelerde Albert Roussel Komitesi tarafından yine birincilik ödülü aldı.

1998 yılında bir yıl boyunca Amerika’da, New York’ta, Oxana Yablonskaya ile çalışan Emre Şen, lisans diplomasını 2000 yılında Üstün Yetenekler Yasası kapsamında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ ndan Sanat Teşvik Ödülü alarak aldı.

Lisans üstü eğitimini, Amerikalı piyanist Kevin Kenner’ la çalışarak, Londra’daki Kraliyet Koleji’nde üstünlük derecesi ve konçerto dalında birincilikle tamamladı.

Emre Şen, Türkiye’de İstanbul Müzik Festivali başta olmak üzere Ankara ve Anadolu Festivalleri’nde solo ve orkestra eşliğinde konserler verdi.

Rusya, Almanya, İtalya, Fransa, İngiltere, İsrail, Polonya, Bulgaristan, Meksika, Avustralya ve Japonya’da verdiği konserler sonrasında yabancı basında kendisinden övgüyle söz edildi.

2001 yılında BBC Filarmoni Orkestrası, İş Bankası’nın etkinlikleri kapsamında Türkiye’de yapacakları konser için bir yarışma düzenledi. Viyolonsel, keman ve piyano dallarında katılan adaylar arasından seçilen Emre Şen, İstanbul’da BBC Filarmoni Orkestrası’yla Tschaikovsky’ nin Birinci Piyano Konçertosu’nu seslendirdi ve bu konser İngiltere BBC3 radyo kanalında yayınlandı.

Emre Şen 2000 yılından itibaren Geştalt Psikoterapisi alanına yöneldi. Bu alanda Ankara’da 2003-2006 yılları arasında Doç. Dr. Ceylan Daş’ ın yaşantısal çalışma gruplarına katıldı.

2008 yılında, master düzeyinde Geştalt Psikoterapisi eğitimi almak üzere İngiltere’nin York şehrinde psikoterapist olarak eğitim almaya başladı. Geştalt kuramını sanatsal ifade ve performans ile birleştirerek “Sanatta Geştalt Yaklaşımı” adı altında bir yöntem geliştirdi ve Bilkent Üniversitesinde iki yıl boyunca bu alanda ders verdi.

Halen yurt içinde ve dışında konserler vermekte ve yaşantısal çalışma grupları düzenlemeyi sürdürmektedir.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde Piyano Bölümü’nde öğretim üyesidir.

 

FRANZ von SUPPE

Doğum adı : Francesco Ezechiele Ermenegildo de Suppé

Doğum Tarihi :18 Nisan 1819                     Ölüm Tarihi : 21 Mayıs 1895

Hafif operalar ve diğer tiyatro müzikleri besteleyen Avusturyalı besteci. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun (şimdi Hırvatistan’ın bir parçası) Dalmaçya Krallığı’ndan gelmiştir. Romantik dönemin bestecisi ve şefi olan Suppé, Almanca librettoya yazılmış ilk operet de dahil olmak üzere dört düzine opereti ile tanınır . Bunlardan bazıları, özellikle Almanca konuşulan ülkelerde repertuvarda yer almaya devam etmektedir ve önemli miktarda kilise müziği bestelemiştir, ancak şimdi daha çok konser salonlarında ve kayıtlarda popüler olmaya devam eden uvertürleriyle tanınmaktadır. En bilinenleri arasında Şair ve Köylü, Hafif Süvari, Viyana’da Sabah, Öğle ve Gece ve Pique Dame bulunmaktadır .

Suppé’nin ebeveynleri, 18 Nisan 1819’da Hırvatistan’ın Dalmaçya bölgesindeki Split’te, Spalato’da doğduğunda ona Francesco Ezechiele Ermenegildo adını verdiler.

Suppé çocukluğunu Zara’da (şimdiki Zadar) geçirdi ve burada ilk müzik derslerini aldı ve küçük yaşta beste yapmaya başladı. Çocukken yerel bir bando şefi ve Zara katedral koro şefinden müzik konusunda teşvik aldı . Zara’da gençken Suppé flüt ve armoni çalıştı. Bazı rivayetlere göre babası onun avukat olmasını istedi ve onu Padua’ya gönderdi, buradan Milano’yu ziyaret ettiği ve Rossini, Donizetti ve Verdi ile tanıştığı ve operalarının performanslarına katıldığı söyleniyor. Başka bir rivayete göre Padua’da felsefe, daha sonra Viyana’da hukuk okudu.

Suppé’nin babasının 1835’te ölmesinin ardından aile Viyana’ya taşındı ve Suppé burada Mozart’ın öğrencisi Ignaz von Seyfried’in yanında müzik eğitimi aldı. Suppé çeşitli orkestralarda flüt çaldı ve İtalyanca dersleri verdi. (Ana dili İtalyancaydı ve akıcı bir şekilde Almanca konuşmayı öğrenmesine rağmen, bir gazetecinin “belirgin bir İtalyan aksanı” olarak adlandırdığı bir aksanla konuşuyordu.)

1837 ve 1841’de ikisi de sahnelenmeyen iki opera yazdı; ancak her ikisi de Suppé’lerin uzaktan akrabası olduğu iddia edilen Donizetti’den etkilenmiş olabilir.

Suppé birçok yönden Viyana operetlerinin babasıydı, ancak bugün esas olarak uvertürleriyle tanınıyor. Keşke insanlar “Neyin uvertürleri?” diye sorsalardı. Günümüzde çoğu sahnelenmeyen birçok keyifli operetin uvertürleri.

Suppé yaklaşık 30 operet ve 180 fars, bale ve diğer sahne eserleri bestelemiştir. Uvertürlerinden bazıları popülerliğini korusa da operetlerinin büyük kısmı unutulmaya yüz tutmuştur. Boccaccio, Die schöne Galathée ve Fatinitza istisnadır; Peter Branscombe, The New Grove Dictionary of Music and Musicians’da yazdığı yazıda, Suppé’nin “O du mein Österreich” şarkısını “Avusturya’nın ikinci ulusal şarkısı” olarak nitelendirir.

Suppé, zaman zaman Split’i (Spalato), Zadar’ı (Zara) ve Šibenik’i ziyaret ederek memleketi Dalmaçya ile bağlarını sürdürdü . Eserlerinden bazıları, özellikle de Hvar’da geçen Des Matrosen Heimkehr opereti, bölgeyle bağlantılıdır . Orkestra şefliğinden emekli olduktan sonra Suppé sahne eserleri yazmaya devam etti, ancak giderek daha fazla dini müziğe ilgi duymaya başladı.

1855’te Pokorny için bir Requiem; bir oratoryo, Extremum Judicium; aralarında Missa Dalmatica  de bulunan üç ayin; şarkılar, senfoniler ve konser uvertürleri yazdı.

Suppé’nin ölümünden sonra, evraklarında otuz tane yayımlanmamış şarkı ve bir başka ayinin neredeyse tamamlanmış partisyonları bulundu.

Letellier, Suppé’nin uvertürlerinin opera eserlerinin önemli bir özelliği olduğunu belirtiyor: “bazıları muazzam bir popülerlik kazandı ve ona konser salonunda kalıcı bir şöhret sağladı… Şair, Köylü ve Hafif Süvari şimdiye kadar yazılmış en ünlü uvertürler arasındadır”.

 

HAFİF SÜVARİ UVERTÜRÜ

İlk seslendirme          : 1866, Viyana, Avusturya

Franz von Suppé’nin Hafif Süvari operetinin uvertürüdür.

Operetin tamamı nadiren icra edilmesine veya kaydedilmesine rağmen, uvertür Suppé’nin en popüler bestelerinden biridir ve başlangıçta bir parçası olduğu operadan ayrı, kendine özgü oldukça farklı bir hayat kazanmıştır. Dünya çapındaki birçok orkestranın repertuarında bu eser bulunmaktadır ve uvertürün ana teması müzisyenler, çizgi filmler ve diğer medya tarafından defalarca alıntılanmıştır.

 

GEOERGE GERSHWI

Doğum tarihi :  26 Eylül 1898; Brooklyn, New York

Ölüm tarihi    : 11 Temmuz 1937, Hollywood

Yahudi kökenli Amerikalı besteci ve piyanist.

Broadway müzikalleri ve klasik batı müziği orkestraları için eserler yazdı. Müzikallere ve vokale yönelik eserlerinin büyük kısmını söz yazarı kardeşi Ira Gershwin ile yazmıştır. Bestelerinden birçoğu televizyonda ve çeşitli filmlerde kullanıldı ve bazıları caz standardı haline geldi.

Ella Fitzgerald, Gershwin’in bestelerinden birçoğunu 1959’da Gershwin Songbook (Gershwin Şarkı Kitabı) adıyla kaydetmiştir. John Coltrane, Frank Sinatra, Billie Holiday, Miles Davis ve Herbie Hancock gibi birçok müzisyen ve vokalist parçalarını seslendirmiştir. Beyin tümöründen dolayı 38 yaşında ölmüştür.

 

MAVİ RAPSODİ

Rhapsody in Blue, Amerikalı besteci George Gershwin tarafından 1924 yılında solo piyano ve caz orkestrası için bestelenmiş çok ünlü bir eserdir. İlk defa New York’ta 1924 yılında solo piyanoda Gershwin olmak üzere Paul Whiteman ve orkestrası tarafından seslendirilen eserin 1942 yılında Ferde Grofé tarafından piyano ve senfoni orkestrası için düzenlenmiş versiyonu, en popüler Amerikan konser eserlerinden birisi olmuştur.

Gershwin, bu eseri Paul Whiteman’ın bir caz konserinde çalınmak üzere konçerto benzeri bir eser yazmasını istemesi üzerine bestelemiştir. Gershwin, başlangıçta bu eseri yazmakta isteksiz olsa da Whiteman’ın rakibi Vincent Lopez’in bu fikri çalmak üzere yeni bir konsere hazırlık yaptığını duyunca eseri yazmaya ikna oldu ve birkaç haftada tamamlamayı başardı. İlham, Boston’a doğru bir tren yolculuğunda gelmişti. Tren gürültüsünün içindeki müziği hissettiğini söyleyen Gershwin besteyi tamamladıktan sonra orkestrasyon için Ferde Grofé’ye teslim etmiş ve çalışma, 12 Şubat’taki prömiyerden 8 gün önce, 8 Şubat 1924’te tamamlanabilmişti. Modern Müzikte Bir Deney adlı konserde ilk defa çalınan eser, 1924 sonuna gelindiğinde orkestra tarafından 84 defa seslendirilmişti. Paul Whiteman’ın radyo programları da artık “Rhapsody in Blue dışında Her Şey Yeni” sloganı ile açılmaktaydı.

Eser ilk yazıldığında Amerikan Rapsodisi adını taşımaktaydı. George Gershwin’in kardeşi Ira Gerswhin, James McNeill Whistle adlı ressamın sergisini gezdikten ve onun “Siyah ve Altın Sarısı Noktürn”, “Siyah ve Gri Düzenleme” gibi isimlerle adlandırılan eserlerini gördükten sonra “Rhapsody in Blue” adını önermişti.

Gershwin, bu eserinin Amerika’nın ruhunu anlattığını söylese de eser daha çok New York kentinin bir müzikal portresi olarak düşünülür.

 

ANTONİN DVORAK         (Türkçe okunuşu; Antonin Dvorjak)

Doğum tarihi ve yeri : 08 Eylül 1841, Nelahozeves, Çekya

Ölüm tarihi ve yeri   : 1 Mayıs1904, Prag, Çekya

Çek, geç romantik dönem, klasik batı müziği bestecisidir.

İlk müzik derslerini ilkokul öğretmeninden alan Dvorak, güzel şarkılar söylüyor, dans ediyor ve kemanda çalıyordu. Liseyi tamamladıktan sonra 1857’de Prag’daki org okuluna başladı. Viyola çalarak ve özel dersler vererek iki yıllık eğitimini ailesinden para yardımı almadan bitirdi. Bedřich Smetana’nın müziğini işittiğinde besteci olmaya karar verdi. Sonunda, Smetana’nın orkestra şefi olduğu Prag Ulusal Tiyatrosu Orkestrası’na1862 yılında keman ve viyolacı olarak atandı. Görev yaparken tecrübe kazanan, çalgıları ve birbiriyle olan ilişkilerini tamamen öğrenen sanatçı, büyük bir istekle besteler yapmaya başladı.

Bestelerini üretebilmek için 1873 ‘de orkestradan ayrıldı ve 1 yıl içinde Avusturya ulusal ödülünü alan 3 numaralı senfonisini yazdı ve jüride yer alan Johannes Brahms’ın takdirini kazandı.

1863 yılında sonra tarihsel bir savaş şiirinden esinlenerek “Chor-Himnus” adlı güzel bir kantat besteledi. Bu eserin bir tiyatro sahnesinde 300 kişilik bir koro tarafından söylenmesi, ününü Bohemya sınırları dışına çıkardı. Bu başarının üzerine devlet Dvorak’a birkaç yıllık burs ayarladı. Bu sırada 22 yaşında olan sanatçı, piyano çalan soprano, Cermak adında şarkıcı bir kız ile evlendi.

1877’de Stabat Mater adlı bir koro parçası İngiltere’de çok beğenildi ve sanatçı İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nin “Fahri Doktorluk” payesi verildi.

1878’de Dvořák’ın ünü dünyaya yayılmıştı. Sadece Brahms’ın değil, eserlerini konserlerinde ve turnelerinde seslendiren Richard Wagner, Edward Elgar gibi bestecilerin de desteğini aldı. Bu dönemde defalarca İngiltere’ye gitti.

Prague Konservatuarı’nda profesör oldu, Cambridge Üniversitesi’nden onursal doktora aldı; New York’taki Ulusal Müzik Konservatuarı’nın yöneticiliğine getirildi.

Yurt sevgisinden ötürü Amerika’dan gelen teklifi başlangıçta kabul etmediyse de Prag’daki işinden kazandığının 25 katının ödeneceğini öğrenince fikrini değiştirdi.

1891’de Prag Konservatuarında bestecilik öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Bundan bir yıl sonra New York Ulusal Konservatuarı’nın daveti üzerine Amerika’ya gitti. Amerika’da kaldığı süre içinde birçok eserler verdi ve ünü gittikçe arttı, fakat Dvorak 1895’te ailesiyle birlikte yurduna döndü ve Prag Konservatuarı’ndaki görevine geri geldi. 1901’de Prag konservatuarına ve Artistik Kuruluşuna müdür oldu.

Prag’da sanatçıya “Sanat Nişanı” ve “Fahri Doktorluk” payesi verilerek onurlandırıldı. Üç yıl ABD’de yaşayan Dvořák, çok verimli bir dönem geçirmesine rağmen büyük vatan özlemi yaşadı. Bu özlemin etkisiyle eserlerinde Amerikan folk geleneklerinin öğelerini kullandığı söylenir.

Sanatçı 1904 yılında ilk kez Çek Müzik Festivali’ni düzenledi. Fakat festivalin başladığı akşam Dvorak aniden hastalanarak kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

 

SENFONİ NO: 9      Mi MİNÖR    Op. 95

Bestelendiği Tarih                :1893

Prömiyer Tarihi ve Yeri       :16 Aralık 1893, Carnegie Salonu

 

Şef                                          : Anton Seidl

Orkestra                                : New York Filarmoni Orkestrası

Senfoni; 2 flüt (biri çift pikolo), 2 obua (biri cor anglais), 2 klarinet La (ikinci bölümde Si bemol), 2 fagot, Mi ve Do 4 korno, Mi, Do ve Mi bemol 2 trompet, 2 tenor trombon, 1 bas trombon, 1 tuba (yalnızca ikinci bölümde, timpani, triangle (yalnızca üçüncü bölümde), simbal (yalnızca dördüncü bölümde) ve yaylılar için notalandırılmıştır.

Şimdiye dek yaptığı en popüler senfonidir ve çağdaş repertuvarlardaki en gözde eserlerden biridir.

Dvorak Amerika’da duyduğu Amerikan yerli müziği ve Siyahi-Amerikalı dini müziği ile de ilgilenmiştir. Amerika’ya ayak basmasının ardından şöyle der:

“Bu ülkenin geleceğindeki müziğin zenci melodileri üzerine kurulacağına eminim. Bu ABD’de geliştirilecek beste eğilimlerinin ciddi ve özgün bir okulunun temeli olabilecektir. Bu güzel ve farklı temalar ruhun bir ürünüdür. Bunlar Amerika halk şarkılarıdır ve bestecileriniz bunlara eğilmek zorundadır.”

Dvorak Amerikan Yerli müziğinin bu senfoni üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu biraz daha açmıştır: “Aslında Amerikan Yerli melodilerinin herhangi birini kullanmadım. Ben sadece Yerli müziğinin özelliklerinin içine gömüldüğü orijinal temalar yazdım ve bu temaları özne olarak kullanıp, modern ritimlerin, kontrpuanların ve orkestral renklerin tüm kaynaklarıyla geliştirdim.”

Tüm bunlara karşın, bu senfonide ABD ezgilerinden daha çok diğer Dvorak eserleri gibi kendi uyruğu Bohemya halk ezgilerinin etkisi altındadır. Yine de Leonard Bernstein bu eserin aslında tamamıyla uluslararası olduğunu iddia etmektedir.

 

Bölümler

  1. Adagio — Allegro molto
  2. Largo
  3. Scherzo: Molto vivace — Poco sostenuto
  4. Allegro con fuoco

 

Birinci Bölüm            Adagio – Allegro molto

Bölüm sonat biçiminde yazılmıştır ve Adagio’daki giriş niteliğindeki bir ana motifle başlar. Sunum üç tematik konuya dayanıyor. E minördeki ilki, duyurucu ve tepki veren sözleriyle dikkat çekiyor.

İkincisi Sol minördür ve Çek polkasını andıracak şekilde bir dönüşüme uğrar. Bölümün Sol majör kapanış temasının Afro – Amerikan ruhani  “Swing Low, Sweet Chariot” şarkısına benzemesiyle biliniyor.

Geliştirme öncelikle ana ve kapanış temalarına odaklanır ve özetleme, ana temanın tekrarının yanı sıra ikinci ve kapanış temalarının yarım ton yukarı aktarılmasından oluşur.

Bölüm ana temanın orkestral bir tutti üzerinde pirinç nefesli çalgılar tarafından belirtildiği bir koda ile tamamlanıyor.

 

İkinci Bölüm             Largo

İkinci bölüm nefesli çalgılardaki akorların armonik ilerlemesi ile sağlanır. Daha sonra solo koranglais (İngiliz kornosu), sessiz yaylılar eşliğinde re-bemol majördeki ünlü ana temayı çalar.

Bölümün orta bölümü, nostaljik ve ıssız bir ruh halini çağrıştıran C ♯ minör bir pasaj içerir ve bu pasaj, sonunda baslardaki pizzicato basamaklarının üzerinde bir cenaze yürüyüşüne yol açar. Bunu, bu bölümün temasının yanı sıra ilk bölümün ana ve kapanış temalarını da içeren yarı scherzo takip ediyor.

Largo, ana temanın ve giriş akorlarının yumuşak dönüşüyle sona eriyor.

 

Üçüncü Bölüm          Scherzo: Molto vivace – Poco sostenuto

Bölüm, Henry Wadsworth Longfellow’un Hiawatha Şarkısı’ndan esinlenerek üçlü biçimde yazılmış bir scherzo’ dur. İlk bölümün heyecan verici ritmi, üçlü bir orta bölüm tarafından kesiliyor. Daha sonra ilk bölüm tekrarlanır ve ardından ilk bölümün ana temasının kodasında bir yankı yapılır.

 

Dördüncü Bölüm      Allegro con fuoco

Son bölüm de sonat biçiminde yazılmıştır. Kısa bir girişten sonra, orkestranın geri kalanı tarafından çalınan keskin akorlara karşı kornalar ve trompetler, hareketin ana temasını ilan ediyor. İkinci tema daha sonra yaylı çalgılardaki tremolonun üzerindeki klarinet tarafından sunulur. Geliştirme sadece bu iki temayla çalışmakla kalmıyor, aynı zamanda birinci ve ikinci bölümlerin ana temalarını ve Scherzo’nun bir parçasını da Sol minörün beklenmedik tonunda başlayan ancak daha sonra orijinal tona geri dönen özetlemeyi takiben, bölüm koda’da doruğa ulaşır; burada ilk üç bölümden alınan materyaller son kez gözden geçirilirken Picardy üçüncüsü yeniden gözden geçirilir. Orkestra muzaffer bir şekilde “modal olarak değiştirilmiş” bir plagal ritmi çaldıktan sonra genişliyor.

Sanatla kalınız !!!

Taşar Erkol