Dünya halklarının muhtaç olduğu uyanış nasıl gerçekleşecek bilmiyorum, ama karar vericilerin, dünya siyasetinin değişmesi için önce kolektif aklın ve ruhun değişmesi, hiç değilse içindeki iyi bir şeyleri hatırlayıp, canlandırması lazım.

01 Şubat Pazartesi 2021   Saat: 00:02

Hayır Lech Walesa’nın sendikasını sormuyorum… Pandeminin ardından hepimizin bir umutla sarıldığı o kavramdan söz ediyorum. Güçlünün güçsüze, olanın olmayana destek olacağı, herkesin birbirine yardım edip omuz omuza vereceği ve bu sayede türümüz insanlığı ortak düşmanımız Covid-19’dan koruyacağımız bir dayanışma ortamı hayal etmiştik. Olmadı. Bir an sanki insanlık başına gelenin farkında gibiydi, ama sonra belanın öyle kolay kolay geçmeyeceğini anlayınca herkes yine kendi başının çaresine bakar oldu. Sadece kendi ailesini, kendi hanesini kollama kültürü olan bizi geçtim, kolektif bilinci daha yüksek olan toplumlarda bile farklı bir şey görmedik. Batı Avrupa, belki hanenin sınırlarını geniş tuttu yine, ama onlar da kendi tanımladıkları ulusal ve kıtasal sınırların ötesine geçemediler.

Aşı keşfedildiğinden bu yana işler daha da sarpa sardı, insanlığın berbatlığı daha da görünür oldu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) zaten en baştan olan bitenin adını koydu: ‘Ahlaksızlık’. Ama gün geçtikçe işin vahameti arttı. İhtiyacı olduğundan çok daha fazlasını parasıyla bağlayan Batılı ülkeler, daha sonra teslimatın kendilerine söz verilen tarihte yapılmayacağını öğrenince daha da açgözlü bir hal aldılar. Kendi kurumlarına güvenen Avrupalılar bile aşının faydası ve yan etkileri üstüne şüpheye kapılınca kamuoyu baskısı oluştu ve aşının musluğunu tutan Avrupalı ülkeler işi bir adım daha ileri götürüp iki gün önce aşının AB dışına satışına yasak getirdiler. İngiltere de onlara kızdı, o da kendi aşısını kimseye yollamayacağını duyurdu. Ada kıtayı milliyetçilikle, kıta Adalı ilaç firmasını sözünü tutmamak ve şeffaf olmamakla suçladı. Yani aşısı ve umudu olanlar bile birbirine girdi.

Yoksul ülkelerin hali ise perişan. Trumpgillerin çağında etkinliği iyice azaltılan uluslararası örgütler, bizim ulusal meslek örgütleri gibi eleştirel bir tutum takınmaktan daha fazlasını yapamaz hale getirildi. DSÖ’den öğrendiğimize göre yoksullar aşıya ancak 2022’de kavuşabilecek.Herkes kendi aşısını üretme ve mümkünse herkesten önce üretme ve mümkünse bütün dünyaya satıp bu işten de yeni bir zenginlik elde etme yarışına girmişti, şimdi bu aşı tacirlerinin kayıkçı kavgasını izliyoruz. 

Yazının devamı linkte

https://www.gazeteduvar.com.tr/dayanismaya-ne-oldu-makale-1511940