
Bazen hayatımızda bir şeylerin eksik olduğunu düşünürüz. Bazen de daha ileri gider, hiçbir şeyimizin olmadığını hissederek yoksunluk çekeriz.
Geçmişe bakarız; her şey vardır. Tüm yaşanmışlıklar seremoni yapar belleğimizde: Yitik mutluluklar, acılar, öfkeler, kuşkular, sevgiler, sevdalar, ıskalanmış aşk sofraları… Kırdığımız yürekler, kırıldığımız sözler, terinde boğulduğumuz emekler, teninden utandığımız hazlar, açılmamış mektup vâri suskunluklar… Kaygılar, korkular, sabırsızlıklar, kavgalar…
Hayat bazen, diyerek tarihini yazdığımız talihsiz savaşlar…
Hiçbir şeye rağmen yitirdiğimiz her şey!
…
Çoğu zaman yaşamın doğal akışını kırdık biz. Sabredemedik. Öfkenin, küskünlüğün kolları sıcak geldi. Ayrılmak daha kolay göründü, sevdayı sevgiye dönüştürebilmenin simyacı sihrinden.
Bizler en basitini seçtik.
Bazı şeylere ulaşmak zordu. Ama bakiydi güç olan. Çok katlı bir binayı örmek yerine, kuma resim yapmayı yeğledik.
…

Her şey devingen, hiçbir şey durmuyor olduğu gibi.
Dudağımızda dudak izleri kalmıyor, öpülen yürek olmayınca. Tenden öteye geçmek gerekiyor, yaşamak ve yaşatmak için.
Bazen her şey, görünmeyen fakat sezilende birleşiyor.
Bazen de davet edip ağırladığımız her acı, bir şiirin içinde konaklıyor:

ACI
Usandım taş basması günler yaşamaktan
yalnızlığımı büyütüyorum korkunç
yani bağırmak sana sulardan.
Her gün yeniden ölmek
elinden karanlık adamların
yalanla, ekmekle, silahla.
Üstümüze bakarken çağlar
her çocuk başı okşadığımız
suçlu bizmişiz gibi
büyüyor avucumuzda.
Gözlerinde bile
deniz gibi gözlerinde ölüler
askerler ve gemiciler halinde.
İhtiyar yüreği toprağın
buğdayı, elma’sı
korkuda.
Suskunluğum, utancım büyük
sıkıntım kara.
Gel dağıt mavini
kör kuyular uykuma.
Ahmet Oktay
…

Hayatın bin bir yüzü… İçinden cımbızladığımız mutluluklar… Ve sel suyuyla ıslatan umutsuzluklar.
Sahte dostluklardan sonra biriktirdiğimiz çığlıklar. Bize öfke ve hüzün sunan ne varsa; her şey…
Hiçbir şeyin yavaşlatamadığı ömürlerin gidişatı.
…
Ahmet Oktay’ın da dediği gibi:
“Gel dağıt mavini
Kör kuyular uykuma.”
Ve bence…
Gel dağıt yürek sofranı; hiçbir şeyimdeki her şeyi al.
Adını açlık koyalım tadımızın.
