
https://www.facebook.com/photo/?fbid=10164046492979660&set=pcb.10164046493074660&locale=tr_TR
Büyük ya da küçük fark etmez, bir şehrin tarihini sokakları üzerinden takip edebilirsiniz. Sokaklarına sinmiş anılar, sesler, kokular üzerinden…
“Büyük ya da küçük fark etmez, bir şehrin tarihini okuyabilmek için onun sokaklarında dolaşmanız, kokularını içinize çekmeniz gerekir…
“İşte ben böyle bir yolculuğa çıkma şansı buluyorum. Çocukluğumun renklerine, kokularına, tatlarına ve seslerine bir yolculuk bu…
“Ben bu yolculuğa ilk hazırlık yaptığım yıllarda uzakta olan şehrim için “kutsal topraklar” ifadesini kullanmıştım. Daha önce kimsenin kullandığını duymamıştım bu tanımı, sonradan birçok kişinin kullandığına şahit oldum. Benim gibi düşünenlerin bolluğundan haz duydum.
“Herkesin kutsal toprakları farklıdır… Kimisi Mekke’ye, kimisi Kudüs’e, kimisi Himalayalar’a kutsal toprak der. Ben kadim şehir Kozan’a… Nam-ı diğer Sis’e…
“Benim gibi binlerce Kozan’dan ayrı kalmış Kozanlının, hasretle andığı “kutsal toprakları”dır bu yaşlı şehir.
“Beni doğuran, büyüten kutsal topraklar çocukluğumu, güzel annemi ve babamı, canım kardeşlerimi, kocaman ailemi, dostlarımı, atalarımın, erken giden sevdiklerimin mezarlarını saklar bağrında.
“Ama benim için sadece bunlar değil o kutsal kentle bağlantım. Tatlar, kokular, sesler ve unutulmaz karakterler de var beni var eden, unutulmaz anılar barındıran.
“Sabahın köründe dumanlar içinde ocakbaşında yenen ciğer, mavi el arabasında Ziya Usta’nın (şimdilerde oğlu Sinan’ın) şam tatlısı, köşe başlarında şalgamcı Karaoğlu İbrahim, dünyanın en güzel ayranını mavi ceresi içine sığdıran Ayrancı Hidayet, her öğleden sonra caminin önüne zorlukla ittiği arabasıyla getirdiği sımsıcak büzdürük tatlılarını satan Tatlıcı Yasin, şimdilerde yok olan mavi tahta kutular içinde satılan eskimolar, simitçi Kurt Dayı, ağızda un gibi dağılan sıcak leblebi yanında henüz fırından çıkmış un kurabiyelerini satan İbrahim Emmi, dükkanına gelenleri papyonuyla, kolluklarıyla karşılayan Kozan’ın uzun yıllar tek gazete bayii Avni Bey, teneke bir kutudan yapılmış tezgahında böreklerin en güzelini satan Börekçi Hasan Emmi, halin karşısında arabalar içinde hemen hemen her şeyi satan güler yüzlü Abdi Amca ve arkadaşları, Kozan’ın ilk bonmarşesi Şen Kardeşler, bisikletçi Mustafa Abi ve diğerleri ve diğerleri…
“Saydıkça canlanan, saydıkça çoğalan, saydıkça renkleri, sesleri, kokuları duyulan Kozan’ın değerleri… Ben böyle bir yolculuğa çıkıyorum işte, çocukluğuma, gençliğime ve onlara anlam katanlara doğru…”
Birkaç gündür paylaştığım eski Kozan fotoğrafları sırasında önüme 5-6 yıl önce yazdığım bir Kozan güzellemesi düştü. Unutmuşum, yazıldığından bu yana bir sürü kayıp daha yaşamışım. Annem, Ziya Usta’nın oğlu Sinan göçmüşler bu geçen zamanda. Elime yeni geçen fotoğraflar eşliğinde o yazıyı düzeltmeden olduğu gibi yayınlayayım istedim.
Yazının tamamını okumak isteyen https://sonersevgili.blogspot.com/ sitesinden ulaşabilir.
