Gülgün Türkoğlu

Duymuşsunuzdur; bir zamanlar, sanatçıların eserlerine imza atmaları, densizlik olarak kabul edilirdi. Çünkü, sanatın açığa çıkardığı şey, tümel güçlerin egemenliği altında yaratıma giren bir aracı olarak, sanatçının eseriydi.

“Sanat güzelliği, tinden doğmuş ve yeniden doğmuş güzelliktir.” Bu cümleyi ilk okuduğumda, çeviri hatası olduğunu düşünmüş, orijinaline bakma gereksinimi duymuştum. Çeviri hatası yoktu. Anlayışım yetersizdi. Ne demek istiyordu bu cümle? Sanat, din, felsefe, şu Tin olmadan olanaklı olmuyordu! Neydi bu Tin? Tinin ne olduğu ile ilgili kavrayışımda bir sorun vardı. Geist, Psükhe/Pneuma kavram çalışmalarımı derinleştirdikçe, gelişigüzel çevirilerde, Tin’in, ruh olarak karşılanarak, anlamının büyük ölçüde indirgendiğini gördüm. En yakın örtüşme ise, maneviyat sözcüğü ile sağlanabiliyordu.

Yazının devamını okumak için tıklayın